PUR ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "pur" olan, toplam 51 adet kelime bulunmaktadır. pur ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu pur ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde pur olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

PURKİNJEHÜCRESİ

10 harfli kelimeler

PURTULOĞLU, PURTARTMAK, PURUNÇALIK

9 harfli kelimeler

PURTATMAK, PURTARMAK, PURSAKLAR, PUROMİSİN, PURÇARMAK

8 harfli kelimeler

PURLAMAK, PURULENT, PURDÖNDÜ, PURÇULUK, PURÇUKLU, PURÇİKLİ, PURÇALIK, PURÇALIH, PURÇAÇAN, PURÇALAK

7 harfli kelimeler

PURUTKA, PURTLAK, PURTİLİ, PURUTCU, PURUTCİ, PURPURA, PURHANK

6 harfli kelimeler

PURLAK, PURÇUK, PURTUL, PURTUK, PURĞUL, PURASA, PURTAŞ, PURCUK, PURLUK, PURÇAK, PURPUT, PURNAT, PURNAZ

5 harfli kelimeler

PURUT, PURUL, PURTI

4 harfli kelimeler

PURO, PURU, PURT, PURŞ, PURS, PURÇ, PURC, PURA

3 harfli kelimeler

PUR

Bazı kelimelerin anlamları

PUR

Taş. Alçı taşı, alçı. Kireçli, taşlı toprak. Killi taş. Vurulunca çabuk parçalanan yumuşak taş. Nehir yataklarında, kum ve taşların birlikte taşlaşmasından oluşan yumuşak taşlar. Kiremit. Kayalıklarla kaplı uçurum. Kil. 1. Tarıma elverişli olmayan killi toprak. Bitkinin yapraklı yeri. Cevizin yeşil kabuğu. Acı, kekremsi : Hafiğin suları purdur. Ağızdaki kir, pas. Yeşerti, yeşillik. Taşlı, sert toprak. Kireçli, çıplak dağ yamacı. Killi toprak. Saçak.

PURUNÇALIK

Bir çeşit kır bitkisi.

PURLAMAK

(geyik) Bağırmak, hırlamak.

PURÇARMAK

İlkbaharda ağaçlar yaprak açmak, yeşillenmek.

PURDÖNDÜ

Topaç. Arabalarda ön tekerleklerin üstüne konulan ağaç, maymuncuk.

PUROMİSİN

Oluşmakta olan polipeptit zincirine girerek polipeptit sentezini inhibe eden ve polipeptit sentezinin erken sonlanmasına yol açan bir antibiyotik. Aminoaçil-tRNA benzeri olarak hareket eden, 70S ribozomun aminoaçil bölgesine bağlanıp sentezlenen proteinle peptit bağı yaparak protein üretiminin erken sonlanması ve kısa zincirli proteinlerin ortama salınmasına neden olan bir antibiyotik.

PURÇUKLU

Havuç.

PURTULOĞLU

Zonguldak ili, Eğerci nahiyesine bağlı bir yer.

PURKİNJEHÜCRESİ

Purkinje hücre katmanı.

PURSAKLAR

Ankara şehrinde, Keçiören ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

PURTARMAK

Yüzü gülmemek, surat asmak.

PURTATMAK

Yüzü gülmemek, surat asmak.

PURÇULUK

Havuç.

PURTARTMAK

Yüzü gülmemek, surat asmak.

PURÇİKLİ

Havuç.

PURULENT

İrinli.

  -   -   -  

Anlamında PUR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde PUR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ATEŞÇİ

Fabrika, vapur, lokomotif vb. ateşle işleyen yerlerde ocaklara kömür atıp ateşin sürekli yanmasını sağlayan kimse.

HÖPÜRDETMEK

Bir şey içerken "höpür" diye ses çıkarmak, hopurdatmak.

ÇOPURLAŞTIRMAK

Çopur duruma getirmek.

ÇARKLI

Çarkı olan. Her iki yanda birer çarkı bulunan vapur.

ÇIMACI

Vapur iskelelerinde çıma uzatan veya tutan işçi.

KÖMÜRCÜ

Kömür alıp satan veya odun kömürü yapan kimse. Vapurda, fabrikada, kalorifer dairesinde ocağa kömür atan işçi.

BİNMEK

Yüksek bir şeyin veya bir hayvanın üstüne çıkıp ayaklarını sallandırarak oturmak. Eklenmek, katılmak. Bisiklet, motosiklet, binek hayvanı kullanmak. Bir şey sıkışarak yanındakinin üstüne çıkmak. Bir yere gitmek için tren, vapur, uçak, otomobil vb. bir taşıtta yer almak. Fiyat artmak.

ÇUPRA

Çipura (Cobitis).

FERİBOT

Arabalı vapur.

DAVLUMBAZ

Dumanı ve kokuları toplayıp bacaya vermeye yarayan çıkıntı. Yandan çarklı vapurların çarklarını örten yarım daire biçimindeki kapak.

ÇOPURLAŞMAK

Çopur duruma gelmek.

ÇATANA

Filika büyüklüğünde, islimle işleyen deniz teknesi, küçük vapur, istimbot.

ARABALI

Arabası olan. Arabalı vapur.

HÖPÜRDETME

Höpürdetmek işi, hopurdatma.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

İSKELE

Deniz taşıtlarının yanaştığı, çoğu tahta ve betondan yapılmış, denize doğru uzanan yer. Kıyıya yanaşan deniz aracına doğru uzatılan eğreti küçük köprü veya gemiye çıkmayı sağlayan merdiven. Vapur uğrağı olan şehir veya kasaba. İçerilerde bulunan bir yerin kendine en yakın olan deniz taşıtı uğrağı veya demir yolu durağı. Işıkların yerleştirilmesi, ışıkçıların dolaşabilmesi için stüdyolarda tavana yakın yerde duvarı çepeçevre saran çıkıntı. Geminin sol yanı. Yapıların dışında sıvama, boyama veya onarım için keresteden kat kat kurulan, çalışma sırasında üstüne çıkılan çatkı.

ACENTE

Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.

ALAVERE

Bir şeyin elden ele geçmesi. Vapurlarda bu biçimde taşıma işi için bordalarda kurulan basamaklı iskele. Kargaşalık. Bir şeyi elden ele vererek aktarma.

ÇARKÇI

Kesici aletleri çarkla bileyen kimse, bileyici. Vapurlarda makine bölümünü yöneten kimse.

ÇARKÇIBAŞI

Vapurlarda birinci çarkçı.