Kelimeler arşivi içinde; başında "pur" olan, toplam 51 adet kelime bulunmaktadır. pur ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu pur ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde pur olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
PURKİNJEHÜCRESİ
PURTULOĞLU, PURTARTMAK, PURUNÇALIK
PURTATMAK, PURTARMAK, PURSAKLAR, PUROMİSİN, PURÇARMAK
PURLAMAK, PURULENT, PURDÖNDÜ, PURÇULUK, PURÇUKLU, PURÇİKLİ, PURÇALIK, PURÇALIH, PURÇAÇAN, PURÇALAK
PURUTKA, PURTLAK, PURTİLİ, PURUTCU, PURUTCİ, PURPURA, PURHANK
PURLAK, PURÇUK, PURTUL, PURTUK, PURĞUL, PURASA, PURTAŞ, PURCUK, PURLUK, PURÇAK, PURPUT, PURNAT, PURNAZ
PURUT, PURUL, PURTI
PURO, PURU, PURT, PURŞ, PURS, PURÇ, PURC, PURA
PUR
PUR
Taş. Alçı taşı, alçı. Kireçli, taşlı toprak. Killi taş. Vurulunca çabuk parçalanan yumuşak taş. Nehir yataklarında, kum ve taşların birlikte taşlaşmasından oluşan yumuşak taşlar. Kiremit. Kayalıklarla kaplı uçurum. Kil. 1. Tarıma elverişli olmayan killi toprak. Bitkinin yapraklı yeri. Cevizin yeşil kabuğu. Acı, kekremsi : Hafiğin suları purdur. Ağızdaki kir, pas. Yeşerti, yeşillik. Taşlı, sert toprak. Kireçli, çıplak dağ yamacı. Killi toprak. Saçak.
PURUNÇALIK
Bir çeşit kır bitkisi.
PURLAMAK
(geyik) Bağırmak, hırlamak.
PURÇARMAK
İlkbaharda ağaçlar yaprak açmak, yeşillenmek.
PURDÖNDÜ
Topaç. Arabalarda ön tekerleklerin üstüne konulan ağaç, maymuncuk.
PUROMİSİN
Oluşmakta olan polipeptit zincirine girerek polipeptit sentezini inhibe eden ve polipeptit sentezinin erken sonlanmasına yol açan bir antibiyotik. Aminoaçil-tRNA benzeri olarak hareket eden, 70S ribozomun aminoaçil bölgesine bağlanıp sentezlenen proteinle peptit bağı yaparak protein üretiminin erken sonlanması ve kısa zincirli proteinlerin ortama salınmasına neden olan bir antibiyotik.
PURÇUKLU
Havuç.
PURTULOĞLU
Zonguldak ili, Eğerci nahiyesine bağlı bir yer.
PURKİNJEHÜCRESİ
Purkinje hücre katmanı.
PURSAKLAR
Ankara şehrinde, Keçiören ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
PURTARMAK
Yüzü gülmemek, surat asmak.
PURTATMAK
Yüzü gülmemek, surat asmak.
PURÇULUK
Havuç.
PURTARTMAK
Yüzü gülmemek, surat asmak.
PURÇİKLİ
Havuç.
PURULENT
İrinli.
Bu bölümde tanımı içerisinde PUR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ATEŞÇİ
Fabrika, vapur, lokomotif vb. ateşle işleyen yerlerde ocaklara kömür atıp ateşin sürekli yanmasını sağlayan kimse.
HÖPÜRDETMEK
Bir şey içerken "höpür" diye ses çıkarmak, hopurdatmak.
ÇOPURLAŞTIRMAK
Çopur duruma getirmek.
ÇARKLI
Çarkı olan. Her iki yanda birer çarkı bulunan vapur.
ÇIMACI
Vapur iskelelerinde çıma uzatan veya tutan işçi.
KÖMÜRCÜ
Kömür alıp satan veya odun kömürü yapan kimse. Vapurda, fabrikada, kalorifer dairesinde ocağa kömür atan işçi.
BİNMEK
Yüksek bir şeyin veya bir hayvanın üstüne çıkıp ayaklarını sallandırarak oturmak. Eklenmek, katılmak. Bisiklet, motosiklet, binek hayvanı kullanmak. Bir şey sıkışarak yanındakinin üstüne çıkmak. Bir yere gitmek için tren, vapur, uçak, otomobil vb. bir taşıtta yer almak. Fiyat artmak.
ÇUPRA
Çipura (Cobitis).
FERİBOT
Arabalı vapur.
DAVLUMBAZ
Dumanı ve kokuları toplayıp bacaya vermeye yarayan çıkıntı. Yandan çarklı vapurların çarklarını örten yarım daire biçimindeki kapak.
ÇOPURLAŞMAK
Çopur duruma gelmek.
ÇATANA
Filika büyüklüğünde, islimle işleyen deniz teknesi, küçük vapur, istimbot.
ARABALI
Arabası olan. Arabalı vapur.
HÖPÜRDETME
Höpürdetmek işi, hopurdatma.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
İSKELE
Deniz taşıtlarının yanaştığı, çoğu tahta ve betondan yapılmış, denize doğru uzanan yer. Kıyıya yanaşan deniz aracına doğru uzatılan eğreti küçük köprü veya gemiye çıkmayı sağlayan merdiven. Vapur uğrağı olan şehir veya kasaba. İçerilerde bulunan bir yerin kendine en yakın olan deniz taşıtı uğrağı veya demir yolu durağı. Işıkların yerleştirilmesi, ışıkçıların dolaşabilmesi için stüdyolarda tavana yakın yerde duvarı çepeçevre saran çıkıntı. Geminin sol yanı. Yapıların dışında sıvama, boyama veya onarım için keresteden kat kat kurulan, çalışma sırasında üstüne çıkılan çatkı.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
ALAVERE
Bir şeyin elden ele geçmesi. Vapurlarda bu biçimde taşıma işi için bordalarda kurulan basamaklı iskele. Kargaşalık. Bir şeyi elden ele vererek aktarma.
ÇARKÇI
Kesici aletleri çarkla bileyen kimse, bileyici. Vapurlarda makine bölümünü yöneten kimse.
ÇARKÇIBAŞI
Vapurlarda birinci çarkçı.