Kelimeler arşivi içinde; başında "pelte" olan, toplam 11 adet kelime bulunmaktadır. pelte ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu pelte ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde pelte olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
PELTEKLEŞMEK
PELTEKLEŞME, PELTELENMEK, PELTELEŞMEK, PELTEŞENLİK
PELTELENME, PELTELEŞME
PELTEKLİK
PELTEKÖY
PELTEK
PELTE
PELTE
Nişasta, şeker ve su karışımının pişirilerek soğutulmasıyla yapılmış olan bir tatlı türü. Koloidal bir katı içine bir sıvının işlemesinden sonra, ya bu sıvıya daldırılan koloidin doğrudan doğruya şişmesiyle veya sıcakta hazırlanan oldukça konsantre çözeltinin soğultularak kıvamlaşmasıyla oluşan esnek madde. Denizanası. Bu kıvamda olan madde.
PELTEKLİK
Peltek olma durumu, peltek konuşma.
PELTELENME
Peltelenmek işi.
PELTEK
Dilini dişlerinin arasına alır gibi konuşan ve bu yüzden s, z gibi sesleri kusurlu söyleyen (kimse). Tutuk, titrek (konuşma). Tutuk, titrek bir biçimde.
PELTEŞENLİK
İçinden çıkılamayacak kadar yapışkan ve katı çamur, bataklık.
PELTEKÖY
Elâzığ ili, Poyraz bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
PELTEKLEŞMEK
Peltek duruma gelmek.
PELTELEŞME
Pelteleşmek işi. Bitkisel hücre zarlarındaki selülozun değişmesi ve jelatin kıvamını alması.
PELTEKLEŞME
Peltekleşmek işi.
PELTELENMEK
Pelte kıvamında olmak.
PELTELEŞMEK
Pelte kıvamını almak. Çok yorulmak. Donuklaşmak, yumuşamak, ağırlaşmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde PELTE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ELBEŞTE
Tabakların kullandıkları tekne. Kulplu büyük kazan. Kuyu çengeli. Erimiş, pelteleşmiş. Elinden bir iş gelmeyen. Tabakların kullandıkları büyük tekne, kulplu büyük kazan.
CILDIR
Dilsiz, kekeme, peltek konuşan kişi. Az akan su. Dönek adam. Azalan su.
GEGE
Gaga. Taş, toprak, kum taşımaya yarayan sedye şeklinde bir çeşit araç, teskere. Çelimsiz, zayıf, cüce (kimse). Meyve dallarını eğmek ya da davarları yakalamak için kullanılan ucu çengelli uzun sırık. Baston: Gegeyi ver dedem camiye gidecek. Beceriksiz, eli işe yatkın olmayan. Peltek konuşan kişi. Çörek. Eğri çizgi. Geveze. Meyve dallarını eymek ya da davarları yakalamakta kullanılan ucu çengelli sırık. Saplı, sapsız ağaç ya da demir çengel.
EZMA
Erik ve kızılcık pekmezi. Ezme, çeşitli meyvelerin suyundan yapılabilen, su katılarak şurup hâlinde içilen peltemsi gıda.
ZERDE
Safranla renk ve koku verilen bir çeşit şekerli pirinç peltesi.
PEKTİN
Bitki dokularında bulunan renksiz, metil grubundan madde. Göze zarının peltemsi kabuğu. Özellikle bitki hücrelerinin orta lamelinde bulunan büyük moleküllü karbonhidrat karışımı madde.
EBRİMEK
Bozulmak, eskiyip çürümek, peltelenmek.
ELMASİYE
Dondurulmuş meyve suyundan yapılmış olan bir pelte türü.
DOLAS
Helva. Pekmezli pelte.
CALAY
Dilsiz, kekeme, peltek konuşan kişi.
HASEN
Balkabağının yenilmeyen çekirdekli kısmı. Kıvamı bozulup pelteleşen şey.
BASDIK
Pestil. Üzüm şırasını kaynatıp içine nişasta bulamakla yapılan pelte.
BELDEK
Peltek. Belirti.
FOLAK
Peltek, kelimeleri tam ve doğru söyleyemeyen. Soyulmuş, ayıklanmış (fındık, ceviz ve benzerleri için). Şişkin, kabarık: Folak gözlü.
ELPEŞTE
Erimiş, pelteleşmiş.
DELEME
Topaç. Yağı alınmış çiğ sütten yapılan peynir. Yeni uyumuş ve süzülmemiş peynir. Kesilmiş süt, süt kesiği. Yeni yavrulamış inek, koyun ve benzerleri hayvanların ilk sütlerinin pişirilip peltelenmişi. Çok taze 'civil' peynir; tam pişmemiş yağda yumurta. Maya ile kestirilmiş süt.
ĞAÇO
Eriyik, pelte.
FIKFIK
İrmik ile yapılan bir çeşit pelte. Un ile yapılan bir çeşit yemek. Fahişe, kötü kadın. Duyduğu bir sözü hemen başkasına ileten, söz getirip götüren.
LÜKNET
Dilde pelteklik, tutukluk.
GELİNÖNÜ
Nişasta peltesi. Taze yağa bulanmış sıcak bazlama.