ORG ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "org" olan, toplam 35 adet kelime bulunmaktadır. org ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu org ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde org olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

ORGANOTROPİZM

12 harfli kelimeler

ORGENERALLİK, ORGANİZASYON, ORGANOLEPTİK

11 harfli kelimeler

ORGANOTİPİK, ORGANİZATÖR, ORGANOGENEZ, ORGANLAŞMAK

10 harfli kelimeler

ORGANOLOJİ, ORGANLAŞMA

9 harfli kelimeler

ORGANİZMA, ORGANOYİT, ORGENERAL, ORGANİKÇİ

8 harfli kelimeler

ORGCULUK, ORGÜNALP, ORGOTEİN, ORGUNALP, ORGUNTAY, ORGANTİN, ORGANLIK, ORGANİZE

7 harfli kelimeler

ORGANZE, ORGANİK, ORGANEL

6 harfli kelimeler

ORGAZM, ORGANA

5 harfli kelimeler

ORGCU, ORGEN, ORGUN, ORGAN, ORGÜL, ORGÜN

Bazı kelimelerin anlamları

ORG

Klavyeli büyük ve küçük borulardan yapılmış, körüklerden elde edilen havanın bu borulardan geçmesiyle değişik ses tonları verebilen, genellikle kilise çalgısı, erganun.

ORGANLAŞMA

Organlaşmak işi.

ORGANOTROPİZM

Parazitlerin çeşitli gelişim everelerini geçirmek için uygun olan belirli organları tercih etmesi. Parazitlerin çeşitli gelişim evrelerinin ileri gelişimleri için uygun olan belirli organları tercih etmesi.

ORGANLAŞMAK

Canlılarda organlar oluşmak.

ORGANİZMA

Canlı bir varlığı oluşturan organların bütünü, uzviyet. Herhangi bir canlı varlık.

ORGENERALLİK

Orgeneral olma durumu. Orgeneralin görevi. Orgeneral rütbesi.

ORGANİKÇİ

Organik kimya uzmanı.

ORGANOLEPTİK

Cisimlerin duyu organlarını etkileme yeteneği.

ORGANİZATÖR

Düzenleyici.

ORGANOYİT

Düzenli bir yapısı olma durumu.

ORGANOGENEZ

Organların oluşması ve gelişmesi. Embriyoda organ ve organ sistemlerinin oluşması. Embriyo gelişiminde organ ve sistemlerin oluşmaya başladığı dönem.

ORGANİZASYON

Düzenleme. Düzenli bir grubun üyelerinin tamamı. Kuruluş, kurum, teşkilat. Devlet, idare, toplum vb.nin düzenleniş biçimi.

ORGCULUK

Orgcunun yaptığı iş.

ORGANOTİPİK

Bitki doku kültüründe üç boyutlu formda ya da fonksiyonda ya da her ikisinde de in vivo organa benzeme durumu.

ORGENERAL

Asıl görevi ordu komutanlığı olan rütbesi en yüksek general.

ORGANOLOJİ

Bitki ve hayvanlarda organları inceleyen bilim dalı.

  -   -   -  

Anlamında ORG bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ORG geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AM

Dişilik organı. Amerikyum elementinin simgesi.

AKORTÇU

Piyano, org vb. müzik aletlerini ayarlamayı meslek edinmiş kimse.

ALGILAMAK

Bir olayı veya bir nesnenin varlığını duyu organlarıyla kavramak, idrak etmek.

ALİFATİK

Açık zincirli olan (organik madde).

ANATOMİ

İnsan, hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim, teşrih. Beden yapısı, gövde yapısı. Bir şeyin oluşumunda göze çarpan özel yapı.

ALKALOİT

Özellikleri ile alkalileri andıran organik madde.

AKCİĞER

Göğüs kafesinin büyük bir bölümünü içten kaplayan, kanı temizleyen, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı. Bronşçukların son bölümü.

ANTİSEPSİ

El, yüz veya vücuttaki hastalık yapan mikroorganizmaları kimyasal maddelerle etkisiz hâle getirme veya yok etme işlemi.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

AMPÜTASYON

Kol, bacak, kulak gibi organların tedavi amacıyla kısmen veya tamamen kesilip çıkartılması. Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma.

ALDIRMAK

Alma işini yaptırmak. Sığdırmak. Vücuttan herhangi bir parçayı veya organı sağlık sebebiyle çıkarttırmak. Önem vermek, değer vermek. Başkasına kaptırmak. Getirtmek.

ANORGANİK

İnorganik.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

AKTARMAK

Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.

APIŞIK

Yorgun, güçsüz. Şaşkın. Kuyruğunu apış arasına alarak yılgın yılgın giden (hayvan).

AĞIRLAŞMAK

Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.

ANTİOKSİDAN

Genellikle yağların, yağlı besinlerin uzun süre saklanabilmesi, beyaz renkli sebze ve meyvelerin kararmasının önlenmesi için kullanılan madde. Canlı organizmalardaki toksinleri atmaya yarayan madde.

AMFİZEM

Doku ve organlarda sıra dışı hava toplanması.

ABANİ

Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.

ABDEST

Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.