Kelimeler arşivi içinde; sonunda "optik" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. Sonu optik ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında optik olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde optik olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
OPTİK
Görme ile ilgili olan. Fizik biliminin ışık olaylarını inceleyen kolu. Gözlükçü.
PSOROPTİK
Psoroptes cinsine ait, Psoroptes cinsinin neden olduğu.
SARKOPTİK
Sarcoptes cinsi uyuz etkenlerinin neden olduğu.
KORYOPTİK
Chorioptes cinsinin neden olduğu, Chorioptes cinsine ait.
Bu bölümde tanımı içerisinde OPTİK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MİKROMETRE
Büyük ölçüde büyütme gücü olan teleskop, mikroskop vb. optik aletlerle incelenen nesnelerin oylumlarını ölçmede kullanılan alet. Mikron. Çok küçük uzunlukları ölçmeye, incelemeye yarayan alet.
OPTİKÇİLİK
Optikçinin yaptığı iş.
OKÜLER
Optik aletlerinde objektiften aldığı ışınları göze veren mercek sistemi.
EFEKT
Radyo ve televizyon yayınlarında, tiyatro oyunlarında veya film seslendirmelerinde, hareketleri izlemesi gereken seslerin doğal kaynakların dışında, optik, mekanik, kimyasal yöntemlerle gerçekleştirilmesi.
GASTROSKOP
Yemek borusu, mide ve on iki parmak bağırsağının gözle görülmesini sağlayan, hastaya ağız yolu ile uygulanan fiberoptik alet.
DÜRBÜN
Uzaktaki cisimlerin görüntülerini büyütmeye veya yaklaştırmaya yarayan, objektif ve oküler adlı iki mercekten oluşan optik alet, bakaç. Gözetleme deliği.
TELEKOMÜNİKASYON
Haber, yazı, resim, sembol veya her çeşit bilginin tel, radyo, optik vb. elektromanyetik sistemlerle iletilmesi, bunların yayımı veya alınması, uz iletişim.
TEPEGÖZ
Derslerde, konferanslarda asetat üzerine yazılan yazıyı veya grafiği kuvvetli bir ışık kaynağı aracılığıyla perdeye yansıtan optik araç. Dikkatsizce, sağa sola çarparak yürüyen (kimse). Medine kurdunun ara konakçısı, tepegözlerin örnek türü olan küçük kabuklu (Cyclops strenuus). Dar alınlı, gözleri saçlarının bittiği yere çok yakın görünen (kimse).
YUVARÖLÇER
Özellikle optik camların küresel eğriliğini ölçmeye yarayan araç.
HELYOGRAF
Güneş ışınlarından yararlanan optik telgraf aleti. Güneşten yayılan ısı miktarını ölçmeye yarayan alet. Güneşin ışıldadığı saatlerin süresini tespit etmeye yarayan alet.
IŞIKLILIK
Bir optik cihazda, cisme çıplak gözle veya cihazla bakıldığında ağ tabakadaki birim yüzeyi etkileyen ışık miktarları arasındaki oran.
ZUM
Optik kaydırma.
DİYOPTRİ
Optik sistemlerin yakınsaklık birimi.
STEREOSKOP
Stereoskopik çiftlerin incelenmesinde kullanılan ve konuyu kabartma olarak gösteren optik alet.
OBJEKTİF
Nesnel, subjektif karşıtı. Fotoğraf makinesi, mikroskop, dürbün vb. optik aletlerde cisimlerden gelen ışınları alıp ekran üzerine aktaran mercek veya mercek sistemi.
DİYAFRAM
Göğüs ve karın boşluklarını birbirinden ayıran ince ve geniş kas. Bir ışık demetinde uçtaki ışıkları tutmak ve optik cihazlarda daha net bir görüntü elde etmek için kullanılan çapı ayarlanabilir ışık geçirmez levha.
ABSORBANS
Bir ışığın absorblayıcı ortamdan geçmeden önceki şiddetinin geçtikten sonraki şiddetine oranı. Geçirgenliğin negatif logaritması, optik dansite. Bir ışık demeti bir maddeden geçerken ışığın madde tarafından emilen kısmı, geçirgenliğin negatif logaritması, optik yoğunluk, soğurganlık, OD.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
TELESKOP
Sonsuzdaki bir nesnenin gerçek görüntüsünü, içbükey bir aynadan yapılmış merceğinin odak düzleminde veren ve gök bilimiyle ilgili gözlemlerde kullanılan optik aygıt, gözlemci, ırakgörür.
SAPINÇ
Özel bir görevin normal sonucuna ulaşmasına engel olan sapıklık, aberasyon. Bir mercek, ayna veya optik dizgenin odaklama özelliklerindeki yanlış, aberasyon. Işık hızının sonlu olmasından dolayı bir gök cisminin görünen konumu ile gerçek konumu arasındaki fark, aberasyon.