Kelimeler arşivi içinde; başında "niş" olan, toplam 54 adet kelime bulunmaktadır. niş ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu niş ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde niş olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
NİŞANLAYABİLMEK, NİŞANLAYIVERMEK
NİŞADIRTOKMAĞI, NİŞANLAYABİLME, NİŞANLAYIVERME
NİŞASTALANMAK, NİŞADIRKAŞIĞI
NİŞASTALANMA, NİŞASTACILIK
NİŞANLANMAK, NİŞANÇUBUĞU
NİŞANCILIK, NİŞANNAMAH, NİŞANLILIK, NİŞANNAMAK, NİŞANLAMAK, NİŞANLANIŞ, NİŞANLANMA
NİŞANTACI, NİŞANTAŞI, NİŞASTACI, NİŞLEYVİN, NİŞANKAYA, NİŞABUREK, NİŞANELER, NİŞANLAMA
NİŞANSIZ, NİŞLEYEN, NİŞLEMEG, NİŞLENİZ, NİŞANBAY, NİŞLEMEK, NİŞANLIK, NİŞANGAH, NİŞANGEÇ
NİŞANCI, NİŞANNI, NİŞANLİ, NİŞANLI, NİŞASTA, NİŞADIR, NİŞAŞDA, NİŞEDİR
NİŞAAL, NİŞGİL, NİŞARA, NİŞANE
NİŞKE, NİŞKİ, NİŞAN, NİŞAL
NİŞE, NİŞT
NİŞ
NİŞ
Duvar içinde bırakılan oyuk.
NİŞANLAYIVERMEK
Çabucak veya ansızın nişanlamak.
NİŞADIRTOKMAĞI
Nişadırı ufak parçalar durumuna getirmek için kullanılan araç. (Aksaray Niğde).
NİŞASTALANMAK
Nişastaya karışmış olmak, nişasta ile işlem görmek.
NİŞANNAMAK
Nişanlamak.
NİŞANCILIK
Nişancı olma durumu, tuğrakeşlik.
NİŞANÇUBUĞU
Harman savrulurken saman ile taneleri birbirinden ayırmağa yarayan ağaç çubuk. (Çaltı Gelendost Isparta).
NİŞANLILIK
Nişanlı olma durumu, yavukluluk.
NİŞANLAYIVERME
Nişanlayıvermek işi.
NİŞANLANMAK
Nişanlı duruma gelmek, adaklanmak. Evlenmeye söz verme belirtisi olarak nişan yüzüğü takmak.
NİŞANNAMAH
Nişanlanmak.
NİŞADIRKAŞIĞI
Nisadır kabı. (Tokat).
NİŞANLAYABİLME
Nişanlayabilmek işi.
NİŞANLAYABİLMEK
Nişanlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
NİŞASTACILIK
Nişasta yapma veya satma işi.
NİŞASTALANMA
Nişastalanmak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde NİŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKÇÖPLEME
Zambakgillerden, yapraklarının uzun, geniş olması, çiçeklerinin güzelliği dolayısıyla bahçe çiçekleri arasına giren zehirli bir bitki cinsi (Veratrum album).
AHAR
Hattatların kâğıt cilalamak için kullandıkları nişasta ve yumurta akından yapılmış olan özel bir karışım.
AKBABAGİLLER
Gündüz yırtıcıları alt takımının, kanatları geniş ve büyük olan, iyi uçan büyük kuşları içine alan bir familyası.
AÇAN
Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.
ALAN
Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.
AKAK
Yatak. Eğimi, inişi fazla olan yer. Suyun ivinti yeri. Irmak, dere, çay, küçük akarsu.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
ABLATYA
Uzunluğu 150, genişliği 4-10 kulaç olan, geniş gözlü bir balık ağı türü.
ADAKLANMAK
Nişanlanmak.
ALAGEYİK
Geyikgillerden, Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaşayan, yazın postunda ak benekler oluşan, erkeklerinin boynuzları uca doğru kürek biçiminde genişleyen bir cins geyik, sığın (Dama dama).
ALKOL
Bira, şarap vb. sıvıların veya pancar, patates nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı, ispirto, etanol, etil alkol. Her türlü alkollü içki.
AĞABABA
Dede, ata. Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). Sanı "ağa" olan babaya çocuğunun sesleniş sözü.
ADAKLI
Adağı olan, adak adamış olan. Bingöl iline bağlı ilçelerden biri. Nişanlı.
ADAMOTU
Patlıcangillerden, geniş yapraklı, mavi çiçekli, meyveleri sarı, çok yıllık bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis).
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ALAMET
Belirti, işaret, iz, nişan. Büyüklük, irilik bakımından şaşılacak durumda olan nesne.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
ADAKSIZ
Adağı olmayan, adak adamamış olan. Nişanlı olmayan.
ADAKLANMA
Nişanlanma.