Kelimeler arşivi içinde; başında "naza" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. naza ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu naza ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde naza olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
NAZARİYECİLİK
NAZARIDİKKAT, NAZARIİTİBAR
NAZARİYATÇI
NAZARİYECİ
NAZARİYYE, NAZARİYAT, NAZARINDA
NAZARLIK, NAZARİYE
NAZARAT, NAZARAN, NAZALİS
NAZARİ
NAZAR, NAZAN, NAZAL
NAZA
NAZA
Pekmezi kazandan almaya yarayan büyük tahta kepçe.
NAZARLIK
Nazarı etkisiz duruma getirdiğine inanılan kumaş parçası, mavi boncuk, kurşun, dua yazılı kâğıt, muska vb. şeyler.
NAZARİYAT
Kuramlar.
NAZARIDİKKAT
Bir kimsenin herhangi bir konuya duyduğu yoğun ilgi.
NAZARIİTİBAR
İlgi, dikkat.
NAZARAN
Göre, oranla, kıyasla.
NAZARİ
Kuramsal.
NAZAR
Belli kimselerde bulunduğuna inanılan, kıskançlık veya hayranlıkla bakıldığında insanlara, eve, mala mülke hatta cansız nesnelere kötülük verdiğine inanılan uğursuzluk, göz. Bakış, bakma, göz atma.
NAZARİYECİ
Kuramcı.
NAZARİYECİLİK
Kuralcılık.
NAZARİYATÇI
Kuramcı.
NAZALİS
Burna ait, burunla ilgili olan.
NAZARİYE
Kuram.
NAZARİYYE
kuram.
NAZARINDA
Birinin düşüncesine göre, birinin gözünde.
NAZARAT
Hapishane.
Bu bölümde tanımı içerisinde NAZA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KURAMSAL
Kuramla ilgili, kuram durumunda bulunan, kuram niteliğinde olan, nazari, teorik, uygulamalı karşıtı.
KURAM
Uygulamalardan bağımsız olarak ele alınan soyut bilgi. Sistemli bir biçimde düzenlenmiş birçok olayı açıklayan ve bir bilime temel olan kurallar, yasalar bütünü, nazariye, teori. Belirli bir konudaki düşüncelerin, görüşlerin bütünü.
ÇINGIL
Ufak ve seyrek taneli üzüm salkımı. Küçük üzüm salkımı, üzüm salkımındaki küçük salkımcıklar. İnci, boncuk, gümüş ve altından yapılmış süs eşyası. Su veya süt taşınan kap, kova, bakraç. Kıvılcım. Kumlu, çakıllı toprak. Dağ ve ağaç doruğu, ucu. Gelinlerin başörtülerine takılan pul dizisi. Boncuk, nazarlık. Cam bilezik. Kalemin ucunu korumak için yapılan metal başlık. Püskül, kuyruk. Kayalık: çıngıl gurmak. Ankara kenti, Şereflikoçhisar ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
KURNAZCA
Kurnaza yakışır. (kurna'zca) Kurnaz bir biçimde, kandırarak, aldatarak, kurnazcasına.
CİLTİN
Küçük üzüm salkımı, üzüm salkımındaki küçük salkımcıklar. Kıvılcım. Kıvılcım rengi. Nazarlık, boncuk.
KURALCILIK
Kuralcı olma durumu, kaidecilik, nazariyecilik.
KURAMCILIK
Kuramcı olma durumu, nazariyatçılık, nazariyecilik, teorisyenlik.
ARMUDİYE
Nazarlık olarak takılan armut biçimindeki altın.
KAVGA
Düşmanca davranış ve sözlerle ortaya çıkan çekişme veya dövüş, münazaa. Herhangi bir amaca erişmek, bir şeyi elde etmek veya bir şeye karşı koyabilmek için harcanan çaba, verilen mücadele. Savaş.
CILGA
İnce, dar, taşlı yol, patika. İnce dal. Odun lifleri, kıymık. Küçük pulluk. Engel. Samanın uçmasını önleyen kazıkların her biri. Deste olarak dizilmiş ekin. Hayvanlar için ağaçtan yapılmış nazarlık. Fundalık. İnce dar yol, patika. Biçilmiş, bağlam yapılmamış ekin. Dar yol, patika, az akan su. İnce uzun, incecik. Yamaçlardaki tarlaları sürmek için kullanılan eğik saban. (Tıtgir, Ilıca Erzurum). Altı çift öküzle çekilen iki tekerlekli saban. (Çıldır Kars). Tek döner kulaklı pulluk. (Ispir Erzurum). İşleme (Darıveren Acıpayam Denizli). Biçilmiş ekin yığını. (Kamanlar, Ilıca Güdül Ankara; Yenikent Aksaray Niğde) (cıvga) : (Adalıkuzu Güdül Ankara) (cuğul) : (Minoz Kavak Samsun).
KURAMCI
Kuram ortaya koyan kimse, kurama bağlı olan, nazariyeci, teorisyen.
CİVREMEK
Cin çarpmasından veya nazar değmesinden vücutta kırmızı kabarcıklar meydana gelmek.
CINGIR
Eski bez, paçavra. Su veya süt taşınan kap, kova, bakraç. Eski, yırtık (elbise hakkında). İki üç aylık horoz. Açık, bulutsuz hava. Çok parlak. Boncuk, nazarlık. Cam bilezik. Su kabı. Kova. (Bölükbaşı Selim, İncesu Susuz, Eşmeyazı Kars).
GÖZ
Görme organı, basar. Bakış, görüş. Çekmece. Delik, boşluk. Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak. Bölüm, hane. Bazı deyimlerde, görme ve bakma. Oda. Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı. Terazi kefesi. Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri. Nazar. Bazı yaraların uç bölümü.
ÇOM
Küme, topluluk. Ot veya çalı kümesi. Demet, deste, çiçek demeti. Bir tutam. Ağaç gövdesindeki yumru, budak. Ağaç gövdesinde, kesilmiş dalların kalan izi. Hastalık sebebiyle ağacın kesilen kısmından sonra geriye kalanı. Ağaçtan meyve düşürmek için yapılmış çubuk. Çam. Cansız hale gelme. Nazarlık. Ceviz büyüklüğünde taş.
ÜZERLİK
Sedef otugillerden, yaprakları almaşık, çiçekleri beyaz renkte, susama benzeyen tohumları acı olan, halk hekimliğinde tedavi amaçlı, tütsü olarak kullanılan bir bitki (Peganum harmala). Bu bitkinin tohumlarından yapılmış olan nazarlık veya süs olarak kullanılan eşya.
GÖRE
Bir şeye uygun olarak, bir şey uyarınca, gereğince. Bakılırsa, hesaba katılırsa, göz önünde tutulunca, bakarak, nazaran.
BESNOİTİOZİS
Sığır, at, koyun, keçi ve diğer otçullarda Besnoitia cinsi protozoonların neden olduğu, sokucu sinekler tarafından mekanik olarak taşınan veya enfekte kedi dışkısında bulunan, ookistlerin ağız yoluyla alınmasıyla bulaşan, etkenlerin birçok dokuda kalın duvarlı kist oluşmasıyla ve klinik olarak ateş, anazarka, anasarka, iştahsızlık, fotofobi, sklerodermatitis ve değişen derecelerde kıl dökülmesi gibi belirtilere neden olan hastalık, fil derisi hastalığı. Hastalık geçmişte globidiyozis olarak adlandırılmaktaydı.
ÇENÇİ
Küçük mavi boncuklardan örülmüş üç parmak şeklinde nazarlık: Çençisiz çocuk mu olur?.
ALACAMA
Loğusalara musallat olan alkarısının çocuklarda beliren şekli (bu hastalık nazardan olur).