Kelimeler arşivi içinde; sonunda "nah" olan, toplam 61 adet kelime bulunmaktadır. Sonu nah ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında nah olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde nah olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BİDDINNAH, MADIMANAH
GAYGANAH, FIRDANAH, KAYKANAH, SARHANAH
ÇATANAH, BİGÜNAH, İSBANAH, GAÇANAH, GABANAH, DOĞANAH, DAHANAH, ÇITINAH, SIZANAH, SOYUNAH, YIĞINAH, TAHANAH, SAĞANAH, BUĞANAH, BOĞANAH, YALINAH, BAHANAH
KAYNAH, ZOĞNAH, YIĞNAH, YANNAH, KIYNAH, KİRNAH, NAHNAH, GIYNAH, CİYNAH, GASNAH, DUTNAH, DIRNAH, DINNAH, ÇİYNAH, CINNAH, ÇIRNAH, AVANAH, ÇIĞNAH, ÇARNAH, BANNAH
CİNAH, CENAH, SUNAH, YANAH, ANNAH, GÜNAH, YUNAH, GONAH, SONAH, SINAH, ÇANAH, PENAH, OYNAH, KONAH, İNNAH, HANAH
İNAH
NAH
NAH
İşte.
GABANAH
Başa vurulan geniş şapka ya da baca kapağı.
BİGÜNAH
Günahsız.
KAYKANAH
Yağda pişirilmiş yumurta.
GAÇANAH
Kızların izinsiz olarak kocaya kaçması.
FIRDANAH
Çepeçevre.
ÇITINAH
Bir dalda dört beş meyvenin yanyana bulunması.
İSBANAH
Latince kökenli spinacia: ıspanak.
SARHANAH
Sucuk doldurulan barsak.
GAYGANAH
Yumurta ve un, yağda kızartılarak yapılan bir çeşit omlet. Yumurta un ve benzerleri şeyler, yağda kızartılarak yapılan bir çeşit tatlı. Yağda pişirilmiş yumurta, omlet.
DOĞANAH
Rahim, dölyatağı. Yük, denk sarılacak iplerin ucuna geçirilen ağaç halka. Hayvanların ön ayaklarını topuklarından birbirine bağlayan kayış ya da ip.
BİDDINNAH
Bir parça, azıcık, biraz.
MADIMANAH
Semizotuna benzeyen, ilkbaharda kırlarda biten, yemeği yapılan bir çeşit bitki.
SIZANAH
Sivilce.
ÇATANAH
Feslere dikilen altın süs.
DAHANAH
Kadınların ziynet eşyası (altın). Veresiye verilen maldan kalan alacak, takanak.
Bu bölümde tanımı içerisinde NAH geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANAHTARCILIK
Anahtarcının yaptığı iş.
ANAHTARCI
Anahtar yapan, satan veya onaran kimse, açkıcı. Kapı, kasa vb. yerlere anahtar uydurarak hırsızlık yapan kimse. Kilitli kapıları açan kimse, çilingir.
ANAHTARLIK
Anahtarların kaybolmasını önlemek ve kolayca kullanılmasını sağlamak için takıldığı maden, deri vb.nden yapılmış olan halka veya kılıf.
AÇKICI
Açkı yapan kimse, perdahçı. Anahtarcı.
AÇKI
Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.
ARI
Temiz. Günahsız. Zar kanatlılardan, bal ve bal mumu yapan, iğnesiyle sokan böcek (Apis mellifica). Yabancı şeylerden arınmış, katışıksız, saf, halis.
ÇEVİRİCİ
Çevirmen. Anahtar.
ARILIK
Temizlik, saffet, sililik. Günahsızlık. Kovanların konulduğu yer, kovanlık.
BUCAK
Kenar, köşe, yer. İlçelerin, bir müdürle yönetilen bölümlerinden her biri, nahiye. Burdur iline bağlı ilçelerden biri.
ÇELİMSİZ
Güçsüz, zayıf, nahif.
CEHENNEM
Dinî inanışlara göre, dünyada günah işleyenlerin öldükten sonra ceza görecekleri yer, tamu. Çok sıkıntılı yer.
BİTİMSİZ
Sonu olmayan, sınırlandırılıp belirlenmeyen, namütenahi.
CILIZ
Çok zayıf ve güçsüz, eneze, nahif. Güçsüz bir biçimde. Güçsüz, sönük (ışık). Basit, değersiz, önemsiz. İnce.
ÇEVİRGİ
Anahtar, tokmak vb. çevrilebilen araç.
ÇEVİRGEÇ
Anahtar.
AÇACAK
Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.
DİL
Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası. Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak. Gönül, yürek. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili. Kıstak. Belli mesleklere özgü dil. Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri. Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek. Düşmanın durumunu öğrenmek için sorguya çekilmek amacıyla ele geçirilen tutsak. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban. Anahtar.
AZAP
Büyük sıkıntı, eziyet, ezinç. Yeniçeriler zamanında gerektikçe sancaklardaki gençlerden toplanıp ordu ve donanmaya katılan asker. İslam inanışına göre dünyada günah işlemiş olanlara ahirette verilecek ceza. Anadolu'nun birçok bölgesinde çiftlik uşağı.
ÇİLİNGİR
Anahtarcı.
BÖLGE
Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.