Kelimeler arşivi içinde; başında "mera" olan, toplam 27 adet kelime bulunmaktadır. mera ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu mera ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde mera olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
MERAKLANDIRMAK
MERAKLANDIRMA
MERAKSIZLIK, MERAHLANMAK, MERAKLANMAK
MERASİMSİZ, MERAKSIZCA, MERAKLANIŞ, MERAKLANMA, MERAKLILIK
MERASİMLİ
MERAKSIZ
MERAMET, MERARET, MERAKLI, MERASİM
MERAS, MERAŞ, MERAV, MERAM, MERAL, MERAK, MERAH, MERAĞ, MERAG, MERAC
MERA
MERA
Otlak.
MERAKLANDIRMA
Meraklandırmak işi.
MERAKLI
Her şeyi anlamak ve bilmek isteyen, araştırıcı, mütecessis. Bir şeye çok düşkün olan, sürekli onunla uğraşan. Kaygılı. Kendisini ilgilendirmeyen bir konuda bilgi sahibi olmaya çalışan (kimse).
MERAKSIZ
Anlama, öğrenme isteğini duymayan. Kaygısız, aldırışsız.
MERAHLANMAK
Endişe etmek.
MERAKLILIK
Meraklı olma durumu.
MERAKLANMA
Meraklanmak işi.
MERAKLANDIRMAK
Meraklanmasına yol açmak, kaygılandırmak, tasalandırmak.
MERAMET
Onarma, onarım.
MERAKSIZLIK
Meraksız olma durumu.
MERAKLANMAK
Kaygılanmak, üzülmek, tasalanmak. Bir şeyin sebebini anlamak için çaba harcamak.
MERAKSIZCA
Meraksız bir biçimde.
MERASİMLİ
Törenli. Kurallara, törelere aşırı bağlı olan.
MERASİMSİZ
Törensiz. Resmî davranıştan uzak, yalın, sade.
MERARET
Acılık.
MERAKLANIŞ
Meraklanma işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde MERA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DİLSEVER
Ana dilini öne çıkaran, dil bilinci olan (kimse). Yeni bi dil öğrenmeye meraklı olan (kimse).
İLGİLENMEK
İlgi göstermek, alakalanmak. Bir konu üzerinde çalışmak, uğraşmak. Görev gereği bir sorumluluğu yerine getirmek. Ağırlamak. Bir şeyi çekici bulmak. Birine karşı yakınlık duymak. Bakmak. Bir şeye karşı merak duymak.
KAMERAMAN
Alıcıyı doğrudan doğruya çalıştıran ve yöneten, alıcı hareketlerini gerçekleştiren, görüntülerin filme alınmasını sağlayan kimse, çekimci, kamera.
ACABA
Şüphe, kuşku. (a'caba:) Merak, kararsızlık veya kuşku anlatan bir söz, acep.
KAMERA
Görüntülerin filme alınmasını sağlayan alet, alıcı. Bir çekime başlanırken, yönetmenin alıcıyı çalıştırmaları için verdiği buyruk. Kameraman.
GÜZLEK
Güz yağmuru. Havaların soğuması üzerine yaylalardan dönen hayvanların otlatılması ve bir süre barındırılması için ayrılmış, dağ eteklerinde bulunan mera. Güz mevsiminin geçirildiği yer.
HEVESLİ
Bir şeye, bir işe istek duyan veya merak sarmış olan, istekli, heveskâr.
KOLEKSİYONCU
Koleksiyon yapmaya meraklı kimse, derlemci.
GASTRONOMİ
Yemeği iyi yeme merakı. Sağlığa uygun, iyi düzenlenmiş, hoş ve lezzetli mutfak, yemek düzeni ve sistemi.
KOKETRİ
Beğenilme merakı. Şıklık, hoşluk.
FANTEZİST
Fantezi meraklısı, fanteziye düşkün kimse.
ALICI
Satın almak isteyen kimse, müşteri. Almaç. Azrail. Kendisine bir şey gönderilen kimse. Kamera.
FİLOZOF
Felsefe ile uğraşan ve felsefenin gelişmesine katkıda bulunan kimse, felsefeci, feylesof. Sakin, kendi hâlinde yaşayan kimse. Felsefe yapmaya meraklı olan kimse.
ARAŞTIRICI
Araştırmacı. Meraklı.
KARIKLAMA
Meralarda yüzey akışını önlemek ve toprak nemini uzun süre koruyarak vejetasyonu geliştirmek için 1-1,5 metre aralıklarla 10-15 santimetre kesitinde tesviye eğrilerine paralel küçük hendeklerin açılması.
DÜĞÜM
İplik, ip, halat vb. bükülebilir şeyleri kıvırıp kendi üzerine veya birbirine dolayarak yapılmış olan boğum. Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan kararlı dalgalarda titreşim genliğinin sıfır olduğu noktalardan her biri. Anlaşılamayan, çözülemeyen karışık durum. Bilgisayar ağında başka birimlerle iletişim kurma yeteneği olan yazıcı, sunucu, bilgisayar vb. birim. Edebî eserlerde çapraşık olguların çözümlenmeden önce toplandığı en büyük merak unsuru.
DÜŞKÜN
Bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı, âşıklı, tutkun. Geçim sıkıntısına düşmüş. Yoksulluk sebebiyle mutluluk ve refahını yitirmiş. Meraklı. Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle çalışma gücünü yitirmiş. Kötü yola düşmüş, ahlaksız. Değer ve onurunu yitirmiş.
GÖZLEME
Gözlemek işi, tarassut. İçine peynir, kıyma, patates vb. konularak yufkadan hazırlanan, sacda veya yağda kızartılan bir hamur işi, dürme. Özel araçlarla inceleme. Meralarda yağışın toprakla tutulması ve yem üretiminin artırılması amacıyla 40-50 santimetre aralıklarla 15-20 santimetre çapında ve 7-8 santimetre derinliğinde çukurlar açılması.
ÇEKİMCİ
Yapımcı. Kameraman.
AMATÖR
Bir işi para kazanmak için değil, yalnız zevki için yapan, hevesli, meraklı (kimse), özengen, profesyonel karşıtı. Bir işi meslek veya alan uzmanı olmadan yapan. Beceriksiz. Acemi.