Sonu LİMAN ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "liman" olan, toplam 11 adet kelime bulunmaktadır. Sonu liman ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında liman olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde liman olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

KOMPLİMAN

8 harfli kelimeler

SÜTLİMAN, DUTLİMAN, MÜSLİMAN

7 harfli kelimeler

PİLİMAN, SİLİMAN

6 harfli kelimeler

ALİMAN, ELİMAN, GLİMAN, İLİMAN

5 harfli kelimeler

LİMAN

Bazı kelimelerin anlamları

LİMAN

Gemilerin barınmalarına, yük alıp boşaltmalarına, yolcu indirip bindirmelerine yarayan doğal veya yapay sığınak.

ALİMAN

Kulübe.

KOMPLİMAN

Gönül okşayıcı, hoşa giden söz. Koltuklama.

GLİMAN

Ortaçağ'da halk türküleri söyleyip öyküler anlatan bir tür Anglosakson sanatçısı.

DUTLİMAN

Balıkesir şehrinde, Bandırma ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

ELİMAN

Elek. İman sahibi.

PİLİMAN

Çökelek.

İLİMAN

Limon. Liman, gemi sığınağı.

SİLİMAN

Süleyman.

SÜTLİMAN

Durgun, sakin. Gürültüsüz, olaysız.

MÜSLİMAN

Müslüman.

  -   -   -  

Anlamında LİMAN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde LİMAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

MARİNA

Yat limanı.

DALGAKIRAN

Kıyıdaki yapıları, tekneleri, dalgaların yıpratıcı etkisinden korumak veya gemilerin yük alıp boşaltmasını sağlamak amacıyla liman ve iskele önlerine yapılmış olan uzun set.

AYNALIK

Geminin ve bağlı bulunduğu limanın adı yazılan, düz veya az yuvarlak kıç bölüm.

ACIMASIZCA

Acımasız olarak, acımasız bir biçimde, acımasızcasına, zalimce, zalimcesine, zalimane.

AMBARGO

Bir malın serbest sürümünü engellemek için konulan yasak, engelleyim. Bir ülkenin dış dünyayla ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir kişinin başka kişilerle ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir devletin, gemilerin kendi limanlarından ayrılmasını yasaklama buyruğu, engelleyim.

DENİZÜSSÜ

Her çeşit savaş gemilerinin seyir dışı barındığı, bakımlarının yapılıp eksiklerinin giderildiği özel liman.

AĞIZLAMAK

Bir boğazın veya bir limanın ağzını ortalamak. Bir işi kolaylamak. Bir parçayı yuvasına geçirmek için önce yuvanın ağzını ayarlamak.

PATENT

Buluş belgesi. Gemilere ayrıldıkları limanın sağlık durumu için verilen belge. Uyruğunu belirten belge. Bir durum veya bir işi yalnızca kendi yetkisi altında görme.

TAHAFFUZHANE

Sefer sırasında, yolcu ve çalışanların arasında bulaşıcı hastalık görülen gemilerin karantina sürelerini geçirmeleri, gerekli sağlık önlemlerinin alınması ve hastaların iyileştirilmeleri için büyük limanlara yakın kıyılara kurulmuş sağlık kuruluşu.

LEVANTEN

Özellikle Tanzimat sonrasında büyük liman kentlerinde yoğunlaşan ve ticaretle uğraşan, Hristiyanlara verilen ad, tatlısu Frengi. Avrupalı gibi görünmeye özenen, züppe tavırlı. Bu tavra özgü olan.

PONTON

Batmış gemileri askıya alma işinde kullanılan büyük duba. Yat limanlarında yatların yanaşması için zincirle karaya bağlı sabit duba. Tombaz.

ŞAMANDIRA

Halkalarına tekne bağlamak için limanda demirlenmiş olan, içi boş, her yanı kapalı, çoğunlukla metalden yapılmış olan fıçı vb., yüzer top. Kapama düzenini sağlayan, metal veya plastikten yapılmış, suda yüzen top. Denizde yol göstermeye, bir tehlikeyi veya geçiş yolunu haber vermeye yarayan yüzer cisim. Kandilde fitili tutmak için yağda yüzen telli mantar düzeni.

MENDİREK

Kıyılarda dalgakıranla yapılmış liman.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

KOSTER

Kıyı limanları arasında seferler yapmak üzere inşa edilmiş ve donatılmış küçük yük gemisi.

SİNYALİZASYON

Demir yolu, kara yolu ve limanlarda trafiği düzenleyen ışıklı sistem.

LİMANLAMA

Limanlamak işi veya durumu.

KABOTAJ

Bir ülkenin iskele veya limanları arasında gemi işletme işi.

LİMANLIK

Liman gibi kullanılan, liman kurmaya elverişli (yer). Yatışmış, dalgasız, sakin (deniz, hava).

ISKARÇA

Kalabalık liman. Bir şeyi tıka basa doldurma. Bir limanın gemilerle dolu olması durumu.