Sonu KIYI ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kıyı" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kıyı ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında kıyı olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kıyı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

KUMLUKIYI

8 harfli kelimeler

ALANKIYI, EĞİKKIYI, ESENKIYI, YALIKIYI

7 harfli kelimeler

DİKKIYI, GÖLKIYI, YOLKIYI

4 harfli kelimeler

KIYI

Bazı kelimelerin anlamları

KIYI

Kara ile suyun birleştiği yer. Issız, tenha yer. Kenar, periferi. Sahil.

DİKKIYI

Bir dik üçgende dik açının kıyılarından her biri.

KUMLUKIYI

Muş kenti, Karaköy bucağına bağlı bir bölge.

GÖLKIYI

Bursa şehrinde, Karacabey belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

ALANKIYI

İzmir ili, Bayındır belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

YOLKIYI

Rize şehrinde, Çamlıhemşin ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

EĞİKKIYI

Bir dik üçgende dik açının karşısındaki kıyı.

YALIKIYI

Deniz kıyısı.

ESENKIYI

Artvin şehri, Hopa ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Bitlis kenti, Göldüzü nahiyesine bağlı bir yer.

  -   -   -  

Anlamında KIYI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KIYI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

ÇIKARMA

Çıkarmak işi, emisyon. Düşman kıyılarına gemi, bot vb.nden asker indirme, asker çıkarma. Dört işlemden biri, çıkarmak işlemi, tarh.

BALIKÇIL

Uzun bacaklılardan, boynu ve gagası uzun, su kıyılarında yaşayan, balık yiyerek beslenen büyük bir kuş (Ardea cinerea). Balıkla beslenen, balık yiyen.

ÇUVAŞ

İdil Irmağı kıyısındaki Çuvaşistan Federe Cumhuriyeti'nde oturan, Türk soyundan bir halk veya bu halkın soyundan olan kimse.

DALGAKIRAN

Kıyıdaki yapıları, tekneleri, dalgaların yıpratıcı etkisinden korumak veya gemilerin yük alıp boşaltmasını sağlamak amacıyla liman ve iskele önlerine yapılmış olan uzun set.

BOĞAZKESEN

Bir boğazı savunmak için deniz kıyısında yapılmış olan hisar.

AKBAŞ

Yazın kutup bölgelerinde yaşayan, kışın ılık kıyılara göçen, kısa ve ince gagalı, siyah bacaklı bir tür yabani kuş, deniz kazı (Bemicla).

BURUN

Alınla üst dudak arasında bulunan, çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı. Bazı şeylerin ön ve sivri bölümü. Karanın, özellikle yüksek ve dağlık kıyılarda, türlü biçimlerde denize uzanmış bölümü. Kibir, büyüklenme.

CORUM

Balık akını. Uskumruların büyük balıklardan korkarak kıyıya sığınması durumu.

AMANSIZ

Aman vermez, acımasız, cana kıyıcı, hoşgörüsüz, gaddar, zalim, biaman.

ÇATLAMA

Çatlamak işi. Uygun olmayan kuruma sonucu ağacın boyu yönündeki lif ayrılması. Tohumların dağılması için meyve kabuğunun yarılması, açılma. Dalgaların sığ kıyıya geldikleri zaman dökülüp köpürmesi, çatlak.

DALYAN

Deniz, göl ve ırmakların kıyılara yakın yerlerinde ağ ve kazıklarla oluşturulan, büyük balık avlama yeri.

ÇAKAR

Denizde, açığa veya kıyılara yerleştirilen, düzenli aralıklarla ve sürekli belirli aralıklarla yanıp sönen küçük fener, şimşekli fener. Genişliği on, uzunluğu yaklaşık iki yüz elli kulaç olan balık ağı.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

BALIKÇIN

Perde ayaklılardan, uzunca gagalı, uzun ve çatal kuyruklu, deniz kıyılarında yaşayan bir kuş cinsi, deniz kırlangıcı (Sterna hirundo).

BÜK

Dönemeç. Ovada veya dere kıyısında çalı ve diken topluluğu. Böğürtlen. Akarsu kıyılarındaki verimli tarlalar, büklük.

ÇIRAKMAN

Üzerinde meşale yakılan kule veya demir direk. Çırakma. Balıkçıların balıkları kıyıya çekebilmek için geceleyin yaktıkları ateş.

AKBALIKÇIL

Leyleksilerden, bataklık, ırmak ve göl kıyılarında yaşayan, oldukça büyük, ak renkli bir tür kuş (Egretta alba).

AVARA

Üzerinde döndüğü ve kendisini taşıyan milden bağımsız olarak çalışan mekanizma. Bir geminin başka bir gemiden veya kıyıdan açılması. Kıyıya dayanılarak sandalın açılması için kürekçilere verilen komut.

BALTIK

Baltık Denizi'ne kıyısı olan ülkeler ve bu ülkelerin halkı.