Sonu KUMAK ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kumak" olan, toplam 13 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kumak ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında kumak olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kumak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

8 harfli kelimeler

DOLKUMAK, GARKUMAK, HONKUMAK, MAVKUMAK, TULKUMAK, UZOKUMAK

7 harfli kelimeler

DOKUMAK, KOKUMAK, TOKUMAK, UÇKUMAK

6 harfli kelimeler

OKUMAK, UKUMAK

5 harfli kelimeler

KUMAK

Bazı kelimelerin anlamları

KUMAK

Delik : Duvarda bir kumak vardı, tıkadım. Koymak.

MAVKUMAK

Yaşlılık nedeniyle güçsüzleşmek.

HONKUMAK

Kocamak, ihtiyarlamak.

GARKUMAK

Su birikmek.

UKUMAK

Okumak.

UÇKUMAK

Korkmak, ürkmek.

DOKUMAK

Tezgâhta ipliği, çözgü ve atkı durumunda kullanarak kumaş yapmak. En ince noktalarına kadar özen göstererek, emek vererek ortaya çıkarmak. Ağacın yemişlerini sırıkla vurarak indirmek.

TOKUMAK

Ceviz, pestil eriği ve benzerleri meyveleri sırıkla vurup düşürmek. Dokumak.

KOKUMAK

Baykuş.

OKUMAK

Bir yazıyı meydana getiren harf ve işaretlere bakıp bunları çözümlemek veya seslendirmek. Bir şeyin anlamını çözmek. Değerlendirmek. Bazı belirtilerle bir anlamı, gizli bir duyguyu anlamak, kavramak. Sesli olarak söylemek. Hastalığı iyi edeceğini ileri sürerek okuyup üflemek, üfürükçülük etmek. Yazılmış bir metnin iletmek istediği şeyleri öğrenmek. Bir konuyu öğrenmek için okulda, bir öğretmenin yanında veya yazılı şeyler üzerinde çalışmak, öğrenim görmek. Sövmek, küfretmek. Bir yere çağırmak, davet etmek, okuntu göndermek.

DOLKUMAK

Karnı aç olduğu halde yorgunluk ya da başka nedenlerle doymuş gibi olmak.

UZOKUMAK

Bir koşuğu, bir söylevi, bir yazın parçasını konuya uygun çeşitli vurgularla, el, yüz ve gövde hareketleriyle canlandırarak okumak.

TULKUMAK

Uzun yatmaktan ya da işsizlikten yorulmak, bezmek ve sağlıksız olmak : Cezaevinde yata yata tulkumuş, ondan hayır geçmiş.

  -   -   -  

Anlamında KUMAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KUMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

CULFA

Dokumacı. Yünden kumaş dokumakta kullanılan aygıt. Dokuma tezgahı.

SÖYLEMEK

Düşündüğünü ya da bildiğini sözle anlatmak. Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak. Türkü, şarkı vb. okumak. Önceden bildirmek, tahmin etmek. Yapılmasını istemek. Yazmak, düzmek. Haber vermek. Sipariş etmek. Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak.

AHDARMAH

Devşirmek, toplamak. Karıştırmak, altüst etmek, çevirmek. Dolu olan bir şeyi boşaltmak. Baştan sonuna kadar okuyup bitirmek, hatmetmek. Aramak, araştırmak, soruşturmak. Arayıp bulmak. Çağırmak: Ahmedi ahdar, buraya gelsin. Tarlayı ilk defa sürmek. Tarlayı ikinci veya üçüncü defa sürmek. Baştan sona okumak, hatim etmek.

KOKOROZLANMAK

Göz korkutmak, meydan okumak.

KARIŞTIRMAK

Karışma işini yaptırmak. İçinde ne olduğunu anlamak veya aradığını bulmak amacıyla elle yoklamak. Ayırt edememek, tam olarak seçememek. Üstünkörü okumak. Göz atmak, araştırmak, incelemek. Kurcalamak, oynamak. Yemeği dibinin tutmaması için kaşıkla altüst etmek.

COĞULDAŞMAK

Yığılmak, toplanmak. Koro halinde şarkı okumak.

HECELEMEK

Bir kelimenin hecelerini teker teker söylemek. Bir kelimeyi ilk bakışta okuyamayıp heceleri teker teker okumak.

AKTARMAK

Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.

SÖKMEK

Bir şeyi bulunduğu yerden kuvvet kullanarak ya da gevşeterek çıkarmak, çekip ayırmak. Rüzgâr, sel, akarsu, bir şeyi yerinden çıkarmak, götürmek. Geçmek, etki yapmak. Geçip gitmeye engel olan zorlukları atlatmak. Ayırmak, uzaklaştırmak, vazgeçirmek. Okuyabilme becerisini kazanmak. Balgam vb.nin çıkması, akması kolaylaşmak. Örülmüş, dikilmiş şeyin, örgüsünü veya dikişini ayırmak. Karışık bir yazıyı okumak. Kurulmuş bir şeyi parçalarına ayırmak. Gelmeye başlamak veya çıkagelmek.

DOKUMA

Dokumak işi, tekstil. Tezgâhta dokunarak elde edilen (kumaş). Kumaş olabilen, kumaş yapılabilen. Yapı, oluşum. Minder örtüsü, yatak kılıfı vb. için kullanılan ve boyalı pamuk ipliğinden dokunan bez.

CİC

Hasır dokumak için kullanılan ot. (Kayalık Susuz Kars). Süs.

HATMETMEK

Kur'an'ın tamamını okumak. Herhangi bir kitabı baştan sona kadar tekrar tekrar okumak. Sona erdirmek, bitirmek.

ŞAKIMAK

Ötücü kuşlar ezgili ses çıkarmak, ötmek, şakramak, terennüm etmek. Çok konuşmak, çenesi düşmek. Güzel şarkı söylemek veya şiir okumak.

SESLENDİRMEK

Sesli duruma getirmek, sesli olmasını sağlamak. Sesi, çekimden sonra film üzerine geçirmek, kaydetmek. Hissedilen bir duyguyu, düşünülen bir fikri dile getirmek, duyurmak. Bir müzik eserini okumak.

DEVRETMEK

Dönmek, dolaşmak. Baştan sona değin okumak, bitirmek. Bir malın mülkiyetini, bir mal üzerindeki hakkı başkasına geçirmek. Aktarmak.

ÖRMEK

İplik, yün, tel, saz vb.ni birbirine dolayarak ya da geçirerek işlemek veya tezgâhta dokumak. Kumaşlardaki delikleri elde iplikle besleyerek kapatmak. Estetik kaygıyla, duygulu biçimde bir güzelliği ortaya koymak. Duvar yapmak veya onarmak. Saç, yele vb. şeylerin tellerini birkaç bölüme ayırıp birbirine geçirmek yolu ile dağınıklıktan kurtarmak. Müzik, edebiyat vb.nde bir özelliği oluşturmak, ortaya koymak.

ARGALAMAK

Seyrek dokumak, baştan savma dokumak.

CİRMİT

Kilim dokumakta kullanılan demir tarak.

ELEKTROFON

Fonograf kayıtlarını okumak ve elektrik akımının aracılığıyla yükselterek sese çevirmek için gerekli araçları içinde toplayan cihaz.

OKUMA

Okumak işi, kıraat.