KORU ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "koru" olan, toplam 79 adet kelime bulunmaktadır. koru ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu koru ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde koru olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

KORUNULABİLMEK, KORUDOĞURLIYAN

13 harfli kelimeler

KORUNAKSIZLIK, KORUNULABİLME

12 harfli kelimeler

KORUYABİLMEK, KORUNAKLILIK, KORUNABİLMEK, KORUDEĞİRMEN

11 harfli kelimeler

KORUKTURMAK, KORUYABİLME, KORUMACILIK, KORUHDURMAH, KORUYUCULUK, KORUNABİLME, KORUNAKLAMA

10 harfli kelimeler

KORUHÜYÜĞÜ, KORUNULMAK, KORULANMAK, KORUNGALIK, KORUNAKSIZ

9 harfli kelimeler

KORUMALIK, KORUNULMA, KORUMYELİ, KORUNAKLI, KORULAMAK, KORUAĞASI, KORUNUMLU, KORUPINAR, KORUYUMCU, KORUCULAR, KORUCULUK, KORUKEZEN

8 harfli kelimeler

KORUTMAK, KORUNCAK, KORUALAN, KORUBAŞI, KORUBÜKÜ, KORUKMAK, KORUNMAK, KORUYUCU, KORUDİBİ, KORUYOLU, KORUMACI, KORUYAKA, KORUHMAK

7 harfli kelimeler

KORUNUK, KORUTMA, KORUNTU, KORUYUM, KORUYUŞ, KORUNUM, KORUNMA, KORUMCU, KORUGAN, KORUNAK, KORUNGA, KORUDAĞ, KORUCAK, KORUMAK, KORUHCU, KORUHÇİ, KORULUK, KORUKÇU, KORUKÖY, KORUKLU, KORUCUK

6 harfli kelimeler

KORULU, KORUCU, KORUMA, KORUNU, KORUNÇ

5 harfli kelimeler

KORUZ, KORUD, KORUH, KORUK, KORUT, KORUM, KORUN

4 harfli kelimeler

KORU

Bazı kelimelerin anlamları

KORU

Bakımlı küçük orman.

KORUDEĞİRMEN

Balıkesir şehri, Gönen ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

KORUNULABİLMEK

Korunulma imkânı veya olasılığı bulunmak.

KORUNABİLMEK

Korunma imkânı veya olasılığı bulunmak.

KORUNULABİLME

Korunulabilmek işi.

KORUDOĞURLIYAN

Kırılmış şişe ya da camdan yapılmış herhangi bir şeyi iyi onaran kimse.

KORUNAKLAMA

Filmlerin kısa ya da uzun sürede korunması, saklanması amacıyla, gerekli koşullara uygun yerlerde, özellikle korunaklarda bulundurulması, sınıflandırılması.

KORUKTURMAK

Körleştirmek.

KORUYUCULUK

Korumacı olma durumu, kollayıcılık, himaye.

KORUYABİLME

Koruyabilmek işi.

KORUMACILIK

Ekonomik gücü yükseltmek için ulusal ekonominin gümrük tarifeleri ile dış rekabete karşı korunmasını savunan görüş, himayecilik. Devletin dış ticarete müdahale ederek yerli üreticileri dış rekabet karşısında korumaya yönelik izlediği dış ticaret politikası.

KORUHDURMAH

Korkutmak, gözdağı vermek.

KORUNABİLME

Korunabilmek işi.

KORUNAKSIZLIK

Korunaksız olma durumu.

KORUNAKLILIK

Korunaklı olma durumu.

KORUYABİLMEK

Koruma imkânı veya olasılığı bulunmak.

  -   -   -  

Anlamında KORU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KORU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ASKER

Orduda görev yapan erden generale kadar herkes. Askerlik görevi ya da ödevi. Er. Topluluk düzenine saygısı olan, disiplinli. Yurdunu iyi koruyan, kahraman özelliği taşıyan.

ARKALI

Arkası olan. Koruyanı, dayanağı olan, pistonlu, iltimaslı.

BAŞLIK

Genellikle başı korumak için giyilen şapka, serpuş. Tekerlek parmaklarının çakılı olduğu kısım. Bir sütunun, bir direğin tepeliği. Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres, antet. Tablaların veya iş parçalarının düzgün kalmasını sağlamak amacı ile baş taraflarına takılan parça. Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare, serlevha. Başlık parası. Üst giysilerinin yakalarına takılı başlık, kapüşon. Hayvan koşumunun başa geçirilen bölümü.

BEKÇİ

Bir şeyi veya bir yeri bekleyip korumakla görevli kimse.

BACAKLIK

Özellikle hokey oyuncularının dizlerine taktıkları deriden yapılmış koruyucu.

ARKALAMAK

Arkasına almak, yüklenmek. Bir kimseye güven vererek yardım etmek, destek olmak, korumak, müzaheret etmek.

ANTREPO

Gümrüklere gelen ticari eşyanın konulduğu, korunduğu yer.

BARET

Küçük takke, papaz takkesi. İşçilerin başlarına giydikleri, metal veya plastikten yapılmış koruyucu başlık. Bir süs iğnesi türü.

AÇMAZ

Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.

APOTR

Yardımcı, koruyucu, havari.

AVUKAT

Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse. Gerekmediği hâlde başkasını savunan, onun adına konuşan kimse.

ABLALIK

Abla olma durumu. Yakın ve koruyucu davranışta bulunma.

BAKIMEVİ

Bakıma gereksinimi olan kimselerin bakıldıkları, barındıkları kuruluş. Belirli noktalarda özellikle kar mücadelesinde kullanılan araç ve gereçlerin barındırıldığı bina. Kurum ve kuruluşlarda motorlu araçların onarıldığı ve korunduğu yer veya birim. Kademe.

ASESBAŞI

Yeniçeri Ocağındaki askerî görevinin yanı sıra, başkentin düzenini korumakla da yükümlü olan yirmi sekizinci ortanın çorbacıbaşısı.

BALTACI

Balta yapan ya da satan kimse. Yangın söndürme kuruluşlarında balta kullanan er, baltalı. Önceleri sefer sırasında çalılık ve ormanlık yerleri temizlemek, yol açmak, çadırları kurup kaldırmak, yükleri bindirip indirmekle, sonraları kızlar ağasına bağlı olarak sarayı korumak ve sarayın dış hizmetlerini yapmakla görevli kimse, baltalı. Odun kırıcı.

AÇACAK

Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.

BARINMAK

Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak. Bir yerde yatarak geceyi geçirmek. Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak. Çevresiyle uyumlu, dirlik içinde yaşamak. Soyut kavram bir yerde etkili olmak, gelişecek ortamı bulmak.

BAKMAK

Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.

BALTALIK

Sık sık kesimi yapılmış olan orman. Bir köyün odun gereksinimini sağlamasına izin verilen koruluk veya orman bölgesi.

BABA

Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan.