KİTİ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "kiti" olan, toplam 13 adet kelime bulunmaktadır. kiti ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu kiti ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kiti olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

8 harfli kelimeler

KİTİKMEK, KİTİRDEK, KİTİRELİ

7 harfli kelimeler

KİTİRET

6 harfli kelimeler

KİTİLİ, KİTİRE

5 harfli kelimeler

KİTİH, KİTİK, KİTİN, KİTİR, KİTİŞ, KİTİZ

4 harfli kelimeler

KİTİ

Bazı kelimelerin anlamları

KİTİ

Kin, kızgınlık, öfke. Anahtar : Kapının kitisi nerede.

KİTİH

Çok sıkı, birbirine girmiş.

KİTİRE

Keven adındaki bitkinin kökünden çıkarılan sakız.

KİTİRDEK

Yapılarda kullanmak istenmeyen söğüt ağacı türü. (Hüyüklü Yalvaç Isparta).

KİTİK

Kadının dişilik organı. Kusur, eksiklik : Şimdiye kadar Ahmet'in bir kitiğini bulamadım. Kadınlarda üreme organı.

KİTİR

Gevrek, çabuk kınlan, az sert. Yalçın, sarp, taşlık yer : Oğlak kitirlerde dolanıyor. Leblebi. Sert toprak.

KİTİLİ

Çok ufak, bir parça : Dilenciye bir kitili ekmek bile vermedi.

KİTİRELİ

Kolalanarak gevşekliği giderilmiş sert kumaş.

KİTİN

Eklem bacaklıların ve kabukluların dış dokusunu oluşturan, bazı mantar ve likenlerde de rastlanan, dayanıklı ve esnek organik madde.

KİTİKMEK

Zıtlaşmak, birbirine düşmek, düşman olmak.

KİTİŞ

Biçilmiş arpa saplarının yığını, bağlam.

KİTİRET

Kin.

KİTİZ

Biçilmiş arpa saplarının yığını, bağlam.

  -   -   -  

Anlamında KİTİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KİTİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KABUK

Bir şeyin üstünü kaplayan ve onu dış etkilere karşı koruyan, kendiliğinden oluşmuş sertçe bölüm, kışır. Deri üzerinde bir yaranın veya sivilcenin kurumasıyla oluşan sertçe bölüm. Bir sıvı veya gazı dıştan saran, sert katman. Ekmeğin pişme sırasında içinden daha çok sertleşen dış bölümü. Bir hayvanı dıştan örten kitinli, kalkerli, silisli, kemiksi veya boynuzsu örtü, kavkı.

BERKİLÜ

Pekitilmiş, kapalı.

MİYOZİTİS

Kas dokusu yangısı, sarkitis.

BERKİTİLME

Berkitilmek işi.

EKLEMBACAKLILAR

Sert bir kitinle örtülü vücutları iki yanlı bakışık, ayakları eklemli olup, böcekler, örümcekler, kabuklular ve çok ayaklılar gibi asalakbilim yönünden pek önemli sınıfları içine alan omurgasızlar kökü. (Arthropoda), Sölomlu hayvanların birincil-ağızlılar (Protostomia) filumunun en geniş bir dalı. Vücutları baş, göğüs ve karın olmak üzere üç bölgeye ayrılmıştır. Her bölge çeşitli sayıda bölütlerden yapılmıştır. Bölütlere bağlı oları ekstremiteler daima eklemli parçalardan yapılmışlardır. Kan birincil ve ikincil karın boşluklarının birleşmesinden meydana gelen genel vücut boşluğu ya da kan boşluğu içinde dolaşır. Deri zaman zaman atılan kitin bir örtü ile kaplıdır. Petek gözler gelişmiştir. Ayrı eşeylidirler. Kara, su ve havada yaşarlar. 700000 kadar türü vardır. İlkel-eklembacaklılar (Malacopoda) ve gerçek-eklembacaklılar (Euarthropoda) olmak üzere iki alt-dala ayrılırlar.

ARCELLA

Bir hücreliler (Protozoa) alt aleminin, kök ayaklılar (Rhizopoda) sınıfının, kabuklu amipler (Thecamoeba) alt takımından, iki veya çok sayıda çekirdekli, sarı veya kahverengi olan kitinli kabuğu yassı bir saat camına benzeyen türlere sahip bir cins. Testacealobosia alt sınıfında, Arcellinida takımında bulunan ameboyit protozoa cinsi.

ESKİTİLME

Eskitilmek işi.

MÜSTAHKEM

Berkitilmiş, sağlamlaştırılmış, tahkim edilmiş.

KÜTİKÜL

Yaprakların her iki yüzünde bulunan ve suyu sızdırmadığı için bitkinin kurumasına engel olan ince zar. Kabukluların ve böceklerin örteneğinin koruyucu, kitinli katmanı.

KÜTİKÜLA

Dericik, ince deri. Nematodlarda, pentastomidlerde, eklem bacaklılarda (kene, akarlar, böcekler ve kabuklular) hipodermisin altında organize olmuş hücreler tarafından salgılanan, hücresiz filamentöz kitinle birlikte veya kitinsiz olarak bulunan bir çeşit vücut örtüsü. Kıl ucuna kadar uzanan ve uzunlamasına kesitinde testere ağzı gibi dişli, ince tek katlı keratinleşen tabaka.

ÇEVRİLGENLİK

Paranın serbestçe dövize çevrilebilirliği, konvertibilite. Herhangi bir ikitisadi değerin serbestçe bir başka iktisadi değere dönüştürülebilme özelliği.

MUVAKKİTHANE

Muvakkitin görev yaptığı yer.

KARAPAKS

Bazı hayvanlarda sırtı tamamen ya da kısmen örten kitinsi ya da kemiksi kalkan. Kaplumbağalarda kabuğun tümsek olan dorsal kısmına verilen ad. Bağa. Bazı hayvanlarda sırtı tamamen veya kısmen örten kitin veya kemikten oluşan kalkan.

OLİGOKETLER

Halkalı solucanlar (Annelida) şubesinin, kıllı ayaklılar (Chaetopoda) sınıfından, uzun vücutları birbirine benzer bölümlerden yapılmış, deri çukurlarından kitin kıllar çıkan, eşeysel olgunlaşma sırasında üreme açıklıkları çevresinde semer (klitellum) denen bezli ve şişkin bir bölge oluşan hepsi hermafrodit, yenilenme yetenekleri çok yüksek, nemli topraklarda veya sularda yaşayan türleri olan bir takım.

ARSELLA

Bir hücreliler (Protozoa) alt âleminin, kök ayaklılar (Rhizopoda) sınıfının, kabuklu amipler (Thecamoeba) alt takımından, iki ya da çok sayıda çekirdekli, sarı ya da kahverengi olan kitinli kabuğu yassı bir saat camına benzeyen türlere sahip bir cins. (Arcella), Birgözeli, kökayaklılardan kabuklu-amipler (Thecamoeba) alt-takımına giren bir cins. İki ya da çok sayıda çekirdeklidir. Sarı ya da kahverengi olan kitinli kabuğu yassı bir saat camına benzer.

BERKİDİLMEK

Kuvvetlendirilmek, pekitilmek.

EPİKÜTİKÜLA

Eklem bacaklılarda kütikülanın en dış tabakası. Sklerotin içeren ancak kitin içermeyen ince tabaka.

ÇAPAN

Alkış, el çırpma. Düğün yemeği yapan ahçı. Kadın. Engelli, tehlikeli. Yaş ağaçtan eğilerek yapılan çiftte zincir işini yapan aygıt. Ceket. Kaput bezi. Kemik ya da kösele dokuma kirkiti. (Kızılcasöğüt Banaz Uşak). Düğünlerde ahçılık yapan kimse. (Hüyüklü Yalvaç Isparta). Düğün yemeği yapan aşçı.

FAKOİDİTİS

Fakitis.

BERKİLMEK

Pekişmek, sertleşmek, katılaşmak, sıkışmak. İncinmek, burkulmak. Tesbit edilmek, pekitilmek, pekişmek.