Kelimeler arşivi içinde; başında "kelt" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. kelt ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kelt ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kelt olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KELTENKESEK
KELTEKELER
KELTAVUK, KELTEBEN, KELTENEK
KELTEKİ
KELTAŞ, KELTAT, KELTEK, KELTEN, KELTER, KELTÜK
KELTE, KELTİ
KELT
KELT
Sulu, otlu yer, dere içi.
KELTEKELER
Kertenkele, keler.
KELTAT
Bir çeşit ot : Sığırlara keltat getirdim.
KELTAŞ
Bursa ili, Mustafakemalpaşa belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
KELTEN
Kertenkele.
KELTİ
Meşe fidanı. Küçük fundalık. Yabancı : Kelti var susun. Evleklerin çevresindeki toprak yığını.
KELTEKİ
Eski ayakkabı.
KELTEK
Eski ayakkabı. Hurda, eski bakır kap. Düzensiz, tertipsiz eşya. Terbiyesiz, uygunsuz insan. Saçları dökük, başı yağlı, kirli. Kirli, yağlı (fes, şapka ve benzerleri için). Davranışları beğenilmeyen, değersiz (kadın, çocuk için). Eski, yaşlı.
KELTÜK
Eksik, yarım, küsuratlı.
KELTE
Tarikatten olmayan, yabancı. Sanatında ya da işinde ilerleyemeyen. Küçük, yaşlı palamut ağacı. Kertenkeleden daha küçük sırtındaki pullar sert ve az olan bir sürüngen. Küfe, sapsız sepet. Kısa. Verimsiz toprak.
KELTEBEN
Kerpeten.
KELTER
İki kulplu küfe biçiminde büyük sepet. Küçük sepet. Sele, sepet. Yayvan, örme sepet. (Menteşe Denizli; Dumlupınar Kütahya).
KELTENEK
Eski ve kötü giyimli adam.
KELTENKESEK
Yonga.
KELTAVUK
Hindi.
Bu bölümde tanımı içerisinde KELT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇÖKEL
Taşan bir suyun çekildikten sonra bıraktığı tortu. Çökelti.
YIKAMAK
Su veya başka bir sıvı kullanarak bir şeyi temizlemek. Çözünmeyen bir çökeltiden ayrılması istenen suda çözünür maddeleri, yıkama yoluyla temizlemek.
HEYKELCİ
Heykel yapan sanatçı, heykeltıraş, yontucu.
MANKEN
Genellikle modaevlerinde giysileri alıcılara gösterme işiyle görevli kimse, model. Terzilerin, giysi denemek, sergilemek için kullandıkları insan vücudu biçimindeki tahta, mukavva vb. kalıp. Ressam ve heykeltıraşların gerektikçe model olarak kullandıkları, türlü biçimleri alabilen eklemli, çoğunlukla tahtadan yapılmış insan veya hayvan örneği.
TOPUT
Çökelti.
TÜF
Yanardağların püskürttüğü kül, kum ve lav parçacıklarından oluşan, çoğunlukla açık renkli, hafif gözenekli bir tür çökelti taşı.
ÇÖKELTEBİLME
Çökeltebilmek işi.
POSA
Suyu alınmış her tür yiyecek maddesinin artığı. Ezilmiş pancarın soğuk suda birkaç kez sıkılmasından sonra geriye kalan ve suda erimeyen artık. Tortu, çökelti.
BARD
Ortaçağ'ın başlarında, Avrupa'da ve daha çok ingiltere'de öykü anlatan sanatçı. Kelt ozanı.
RÜSUP
Çökelti.
HEYKELCİLİK
Heykelcinin yaptığı iş, heykeltıraşlık, yontuculuk.
ÇÖKELTME
Çökeltmek işi.
BEDİZCİ
Heykeltraş.
ÇÖKELTİLEBİLMEK
Çökeltilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇÖKELTİLME
Çökeltilmek işi.
DİJİTONİN
Digitalis purpurea bitkisinden elde edilen bir steroit glikozit. Retinadan rodopsinin çıkarılması, mitokondri dış zarlarının daha sıvı hâle getirilmesi, steroit tanımlanması ve kademeli çökeltilmesi için kullanılan, suda çözünen yüzey aktif bir madde.
ÇÖKELTEBİLMEK
Çökeltme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇÖKELTİLEBİLME
Çökeltilebilmek işi.
TORTU
Çökelti. Kalıntı. Bir şeyin bayağı, işe yaramaz duruma gelmiş olanı. Bir topluluğun soysuzlaşmış üyeleri.
BEDİZ
Heykel. Heykeltraş. Resim. ". Süs, bezek; nakış. Resim, heykel, şekil.".