KELT ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "kelt" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. kelt ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu kelt ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kelt olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

KELTENKESEK

10 harfli kelimeler

KELTEKELER

8 harfli kelimeler

KELTAVUK, KELTEBEN, KELTENEK

7 harfli kelimeler

KELTEKİ

6 harfli kelimeler

KELTAŞ, KELTAT, KELTEK, KELTEN, KELTER, KELTÜK

5 harfli kelimeler

KELTE, KELTİ

4 harfli kelimeler

KELT

Bazı kelimelerin anlamları

KELT

Sulu, otlu yer, dere içi.

KELTEKELER

Kertenkele, keler.

KELTAT

Bir çeşit ot : Sığırlara keltat getirdim.

KELTAŞ

Bursa ili, Mustafakemalpaşa belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

KELTEN

Kertenkele.

KELTİ

Meşe fidanı. Küçük fundalık. Yabancı : Kelti var susun. Evleklerin çevresindeki toprak yığını.

KELTEKİ

Eski ayakkabı.

KELTEK

Eski ayakkabı. Hurda, eski bakır kap. Düzensiz, tertipsiz eşya. Terbiyesiz, uygunsuz insan. Saçları dökük, başı yağlı, kirli. Kirli, yağlı (fes, şapka ve benzerleri için). Davranışları beğenilmeyen, değersiz (kadın, çocuk için). Eski, yaşlı.

KELTÜK

Eksik, yarım, küsuratlı.

KELTE

Tarikatten olmayan, yabancı. Sanatında ya da işinde ilerleyemeyen. Küçük, yaşlı palamut ağacı. Kertenkeleden daha küçük sırtındaki pullar sert ve az olan bir sürüngen. Küfe, sapsız sepet. Kısa. Verimsiz toprak.

KELTEBEN

Kerpeten.

KELTER

İki kulplu küfe biçiminde büyük sepet. Küçük sepet. Sele, sepet. Yayvan, örme sepet. (Menteşe Denizli; Dumlupınar Kütahya).

KELTENEK

Eski ve kötü giyimli adam.

KELTENKESEK

Yonga.

KELTAVUK

Hindi.

  -   -   -  

Anlamında KELT bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KELT geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇÖKEL

Taşan bir suyun çekildikten sonra bıraktığı tortu. Çökelti.

YIKAMAK

Su veya başka bir sıvı kullanarak bir şeyi temizlemek. Çözünmeyen bir çökeltiden ayrılması istenen suda çözünür maddeleri, yıkama yoluyla temizlemek.

HEYKELCİ

Heykel yapan sanatçı, heykeltıraş, yontucu.

MANKEN

Genellikle modaevlerinde giysileri alıcılara gösterme işiyle görevli kimse, model. Terzilerin, giysi denemek, sergilemek için kullandıkları insan vücudu biçimindeki tahta, mukavva vb. kalıp. Ressam ve heykeltıraşların gerektikçe model olarak kullandıkları, türlü biçimleri alabilen eklemli, çoğunlukla tahtadan yapılmış insan veya hayvan örneği.

TOPUT

Çökelti.

TÜF

Yanardağların püskürttüğü kül, kum ve lav parçacıklarından oluşan, çoğunlukla açık renkli, hafif gözenekli bir tür çökelti taşı.

ÇÖKELTEBİLME

Çökeltebilmek işi.

POSA

Suyu alınmış her tür yiyecek maddesinin artığı. Ezilmiş pancarın soğuk suda birkaç kez sıkılmasından sonra geriye kalan ve suda erimeyen artık. Tortu, çökelti.

BARD

Ortaçağ'ın başlarında, Avrupa'da ve daha çok ingiltere'de öykü anlatan sanatçı. Kelt ozanı.

RÜSUP

Çökelti.

HEYKELCİLİK

Heykelcinin yaptığı iş, heykeltıraşlık, yontuculuk.

ÇÖKELTME

Çökeltmek işi.

BEDİZCİ

Heykeltraş.

ÇÖKELTİLEBİLMEK

Çökeltilme imkânı veya olasılığı bulunmak.

ÇÖKELTİLME

Çökeltilmek işi.

DİJİTONİN

Digitalis purpurea bitkisinden elde edilen bir steroit glikozit. Retinadan rodopsinin çıkarılması, mitokondri dış zarlarının daha sıvı hâle getirilmesi, steroit tanımlanması ve kademeli çökeltilmesi için kullanılan, suda çözünen yüzey aktif bir madde.

ÇÖKELTEBİLMEK

Çökeltme imkânı veya olasılığı bulunmak.

ÇÖKELTİLEBİLME

Çökeltilebilmek işi.

TORTU

Çökelti. Kalıntı. Bir şeyin bayağı, işe yaramaz duruma gelmiş olanı. Bir topluluğun soysuzlaşmış üyeleri.

BEDİZ

Heykel. Heykeltraş. Resim. ". Süs, bezek; nakış. Resim, heykel, şekil.".