KATMAK ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "katmak" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. katmak ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu katmak ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde katmak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

KATMAK

Bir şeyin içine, üstüne veya yanına, niteliğini değiştirmek veya niceliğini artırmak için başka bir şey eklemek, karıştırmak. Bir araya getirmek. Birlikte göndermek. Döllenmeyi sağlamak için erkek hayvanı dişinin yanına salmak.

  -   -   -  

Anlamında KATMAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KATMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BİBERLEMEK

Biber serpmek, biber katmak.

BESLEMEK

Yiyecek ve içeceğini sağlamak. Eklemek, katmak, çoğaltmak. Bir duyguyu gönülde yaşatmak. Bir şeyi korumak veya sağlamca durmasını sağlamak için çevresini veya altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek. Maddi yardım yapmak, desteklemek. Yetiştirmek. Yedirmek. Semirtmek.

DİRENÇ

Dayanma, karşı koyma gücü, mukavemet. Bir nesnenin elektrik akımına karşı dayanma özelliği, mukavemet, rezistans. Bir çevrime istenilen değerde ek direnç katmak için kullanılan düzen, mukavemet, rezistans.

OKSİJENLEMEK

Bir maddenin birleşimine oksijen katmak. Saçların rengini sulandırılmış oksijenli su ile sarartmak.

SALÇA

Yemeklere lezzet ve renk katmak için konulan domates veya biber ezmesi. Domates, baharat vb. şeylerle yapılan, çoğunlukla et yemeklerine katılan sos.

MANEVRA

Bir aletin işleyişini düzenleme, yönetme işi veya biçimi. İstenilen amaca ulaşmak için tutulması gereken yol. Geminin bir yere yanaşmak veya bir yerden çıkmak için yaptığı hareket. Hareket, gidiş geliş. Lokomotifin, katar katmak veya katar dağıtmak için ileri geri giderek hattan hatta geçmesi. Tatbikat.

KOYMAK

Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek. Uyulması gereken kuralları belirlemek, ortaya çıkarmak. Etkilemek, dokunmak. Bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak. Katmak, eklemek. Bırakmak, terk etmek. Bırakmak. İmza, tarih, adres yazmak. Bir kimseyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak.

ÇALKATMA

Çalkatmak işi.

ALAŞIMLAMAK

Metale, alaşım elementlerini eriterek katmak.

DONATMAK

Birinin giyimini sağlamak. Süslemek. Sövmek. Azarlamak. Bir şeyin iş görebilmesi için gereken nesneleri, gereçleri katmak, teçhiz etmek.

AŞILAMAK

Vücutta bağışıklık yaratmak veya yerleşmiş bir hastalığa karşı koyabilmek için hazırlanmış bir aşıyı vücuda vermek, aşı yapmak. Birtakım düşünce veya duyguları başkasına benimsetmek, telkin etmek, etkilemek. Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katmak. Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağacın bir parçasını anaç üzerine kaynaştırarak üretmek. Başkasına hastalık geçirmek.

KLORLAMAK

Mikroplardan arındırmak amacıyla suya düşük oranda klor katmak. Savaşta insanlara, hayvanlara ve bitkilere zararlı olması, öldürmesi için klor püskürtmek. Özellikle yünlü kumaşlara, ipliklere parlaklık vermek için klor gazına tutmak.

AĞILAMAK

Zehirlemek. Bir şeye zehir katmak.

KATMA

Katmak işi, ilhak. Kıldan ya da yünden yapılmış ip. Katılmış, eklenmiş, ulanmış, munzam.

MEZCETMEK

Birbirine katmak, katıştırmak.

ÇALKALATMAK

Çalkatmak.

KOŞMAK

Adım atışlarını artırarak ileri doğru hızla gitmek. Bir işle çok ilgilenmek, koşuşturmak. Kovalamak, üstüne düşmek, izlemek. Koşuya çıkmak. Birlikte iş görmesi için bir şeyi başka birinin yanına katmak, arkadaş olarak vermek. Bir yere ivedilikle gitmek. Birini, bir işte görevlendirmek. Hayvanı çekeceği arabaya, sabana vb.ne bağlamak.

KARMAK

Karıştırmak, birbirine katmak. Toz durumundaki bir şeyi sıvı ile karıştırarak çamur veya hamur durumuna getirmek.

DOYURMAK

Açlığını gidermek. Doyma durumuna getirmek. Bir maddenin içine alabileceği kadar başka bir madde katmak. Para yedirmek. Geçindirmek, yaşamasını sağlamak. Kandırıcı, inandırıcı olmak, tatmin etmek.

BİNDİRMEK

Bir kimseyi bir şeyin üzerine çıkartmak, oturtmak veya içine yerleştirmek, binmesini sağlamak. Eklemek, katmak. Taşıt, ön tarafından başka bir taşıta çarpmak veya bir yere vurmak.