Kelimeler arşivi içinde; başında "kal" olan, toplam 575 adet kelime bulunmaktadır. kal ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kal ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kal olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KALABALIKLAŞTIRMA, KALKERLİSÜNGERLER
KALKINDIRABİLMEK
KALABALIKLAŞMAK, KALDIRILIVERMEK, KALINLAŞTIRTMAK, KALKANBÖCEKLERİ, KALKINDIRABİLME
KALABALIKLAŞMA, KALDIRILIVERME, KALDIRIMSIZLIK, KALDIRTABİLMEK, KALDIRTIVERMEK, KALENDERLEŞMEK, KALIMLAŞTIRICI, KALINLAŞTIRMAK, KALINLAŞTIRTMA, KALIPLAŞMIŞLIK, KALIPLAŞTIRMAK, KALİSİVİRÜSLER, KALORİFERCİLİK
KALAFATLANMAK, KALAKBAŞLILAR, KALDIRABİLMEK, KALDIRIMCILIK, KALDIRIVERMEK, KALDIRTABİLME, KALDIRTIVERME, KALECİKKARASI, KALENDERLEŞME, KALINLAŞTIRMA, KALINLIKÖLÇER, KALIPLAŞTIRMA, KALKINABİLMEK, KALKIŞABİLMEK, KALSİFİKASYON
KALABALIKLIK, KALAFATÇILAR, KALAFATÇILIK, KALAFATLAMAK, KALAFATLANMA, KALAMANKOZAN, KALBURABASTI, KALBURCEDVEL, KALBURLANMAK, KALBURLATMAK, KALDIRABİLME, KALDIRIMBAŞI, KALDIRIVERME, KALENDERDERE, KALENDEROĞLU, KALIKDEMİRCİ, KALITBIRAKAN, KALITIMCILIK, KALİFİKASYON, KALİFORNİYUM, KALİTESİZLİK, KALKERLEŞMEK, KALKINABİLME, KALKINDIRMAK, KALKIŞABİLME, KALMUKLAŞMAK, KALORİFERSİZ, KALRETİKULİN, KALSİNOJENİK
KALABAKBAŞI, KALABALIKÇA, KALAFATLAMA, KALAKLANMAK, KALAMİSTRUM, KALANTORLUK, KALAVRAHANE, KALAYCIOĞLU, KALAYLANMAK, KALAYLATMAK, KALBURBASMA, KALBURCULUK, KALBURLAMAK, KALBURLANMA, KALBURLATMA, KALDIRGAĞIŞ, KALDIRILMAK, KALDIRILMIŞ, KALDIRIMKÖY, KALDIRIMSIZ, KALEBENTLİK, KALECİKKAYA, KALEMEYDANI, KALEMKARLIK, KALENDERİYE, KALENDERLİK, KALEYDOSKOP, KALHİNDUMAK, KALIMSIZLIK, KALINHARMAN, Devamını Oku »»
KALABİLMEK, KALAFATSIZ, KALAGELMEK, KALAKALMAK, KALAKLAMAK, KALALANMAK, KALANDIRCI, KALANKALDI, KALANTORCA, KALATLAMAK, KALAYBALIK, KALAYCILAR, KALAYCILIK, KALAYLAMAK, KALAYLANMA, KALAYLATMA, KALAZOGAMİ, KALBİBÜTÜN, KALBİSELİM, KALBURLAMA, KALBURSAİT, KALBURÜSTÜ, KALDIRAYAK, KALDIRILIŞ, KALDIRILMA, KALDIRIMCI, KALDIRIMLI, KALDIRIMSI, KALDIRTMAK, KALEBAYIRI, Devamını Oku »»
KALABAKLI, KALABALIG, KALABALIK, KALABALOH, KALABİLME, KALAFATÇI, KALAFATLI, KALAGEZEN, KALAYCILI, KALAYHANE, KALAYLAMA, KALBİNDİN, KALDEZMON, KALDIRICI, KALDIRMAK, KALDIRTMA, KALEBALTA, KALEBOLUH, KALEBOYNU, KALEBURCU, KALECİLİK, KALEDÖVEN, KALEGÜNEY, KALEHİSAR, KALEKIŞLA, KALEMOĞLU, KALENDERİ, KALENSÖVE, KALICILIK, KALINAĞAÇ, Devamını Oku »»
KALAAZAR, KALADANA, KALAMATA, KALAMAZO, KALANDIR, KALANTOR, KALASTRA, KALAYCIK, KALAYLAÇ, KALAYSIZ, KALBURCU, KALBURLU, KALÇALIK, KALÇASIZ, KALÇINCI, KALDIRAÇ, KALDIRAK, KALDIRAN, KALDIRIK, KALDIRIM, KALDIRIŞ, KALDIRMA, KALDİRİK, KALDUMAK, KALEALTI, KALEARDI, KALEBAŞI, KALEBENT, KALEDAĞI, KALEDERE, Devamını Oku »»
KALABAK, KALACOŞ, KALACUŞ, KALACÜK, KALADAK, KALADAN, KALAFAT, KALAGAN, KALAGAY, KALAGAZ, KALAĞAN, KALAĞIZ, KALAHAT, KALAKÇI, KALAKLI, KALAKLU, KALAKÖY, KALAMAK, KALAMAR, KALAMİA, KALAMİN, KALAMİT, KALAMUS, KALANCA, KALAVRA, KALAYCI, KALAYIK, KALAYIN, KALAYLI, KALAYSI, Devamını Oku »»
KALABA, KALAÇA, KALAÇI, KALAFA, KALAĞU, KALAİT, KALAVA, KALAZA, KALBEN, KALBUR, KALÇAK, KALÇIN, KALDAN, KALECİ, KALELİ, KALEME, KALEMİ, KALEVİ, KALFAT, KALGAY, KALGIN, KALICI, KALING, KALİKO, KALİKS, KALİTE, KALKAN, KALKAP, KALKAR, KALKER, Devamını Oku »»
KALAÇ, KALAG, KALAH, KALAK, KALAM, KALAN, KALAO, KALAS, KALAT, KALAY, KALAZ, KALBİ, KALCI, KALÇA, KALEF, KALEM, KALEY, KALFA, KALGI, KALIB, KALIC, KALIÇ, KALIK, KALIM, KALIN, KALIP, KALIŞ, KALIT, KALİH, KALİN, Devamını Oku »»
KALA, KALE, KALI, KALİ, KALP
KAL
KAL
Bir alaşımdaki madenlerin erime derecesi farkından yararlanarak bunları birbirinden ayırma işlemi. Söz, lakırtı, laf.
KALDIRIMSIZLIK
Kaldırımsız olma durumu.
KALABALIKLAŞMAK
Kalabalık duruma gelmek.
KALINLAŞTIRTMAK
Kalınlaştırma işini yaptırmak.
KALABALIKLAŞMA
Kalabalıklaşmak işi.
KALABALIKLAŞTIRMA
Kalabalıklaştırmak işi.
KALKINDIRABİLMEK
Kalkındırmaya gücü olmak.
KALKERLİSÜNGERLER
(Calcarea),iyi bilinir.
KALIMLAŞTIRICI
E kümesi üzerinde etkiyen bir M tekçesi ve bir altkümesi için kümesi.
KALKINDIRABİLME
Kalkındırabilmek işi.
KALKANBÖCEKLERİ
Birçok türü, tarım ve orman bitkilerinde asalak yaşayan, kınkanatları kalkanımsı böcekler familyası.
KALDIRTIVERMEK
Kaldırıvermek.
KALDIRILIVERME
Kaldırılıvermek işi.
KALENDERLEŞMEK
Kalenderce davranmak veya yaşamak.
KALDIRILIVERMEK
Çabucak kaldırılmak.
KALDIRTABİLMEK
Kaldırtma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde KAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AGEL
Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağladıkları, yünden örülmüş kalın çember bağ.
AFRİKALILIK
Afrikalı olma durumu.
ACAYİPLEŞMEK
Başkalaşmak, yadırganacak bir duruma gelmek.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ACEMLEŞMEK
Kültür ve medeniyet bakımından İran halkını örnek almak veya etkisi altında kalmak.
ABADİ
Açık saman renginde, ipekten yapılan, yarı mat, kalınca bir yazı kâğıdı türü.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
AÇIKÇA
Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde, alenen, aşikâre.
AHALİ
Aralarında aynı yerde bulunmaktan başka hiçbir ortak özellik bulunmayan kişilerden oluşan topluluk, halk. Bir yerde toplanan kalabalık.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AÇMA
Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.
AFALLAŞMAK
Şaşkınlık içinde kalmak, şaşırıp bir şey yapamaz olmak.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ADAY
Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.
ABANOZLAŞMAK
Ağaç gibi maddeler suda uzun süre kalarak kararmak. Güneşte uzun süre kalarak kararmak, matlaşmak, sertleşmek.
AĞYAR
Başkaları, yabancılar, eller.
AÇIKTAN
Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
ABA
Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.