Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kadın" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kadın ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında kadın olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kadın olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
GELİNKADIN
DURUKADIN, YENİKADIN, TAYAKADIN, PAŞAKADIN, HACIKADIN, ESKİKADIN, AYŞEKADIN, AYŞAKADIN, ANŞEKADIN, ANŞAKADIN
BALKADIN, DURKADIN, AŞIKADIN, GÜLKADIN, MALKADIN, NURKADIN, ANAKADIN
AKKADIN
KADIN
KADIN
Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen. Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan. Bayan. Hizmetçi bayan.
AYŞEKADIN
Kılçıksız, lezzetli bir taze fasulye türü.
GÜLKADIN
Gül gibi güzel kadın.
YENİKADIN
Edirne şehri, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
HACIKADIN
Hacca gitmiş kadın.
AYŞAKADIN
Ayşekadın fasulyesi.
PAŞAKADIN
Eskişehir kenti, Kaymaz nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
ANŞEKADIN
Bir çeşit fasulye.
AŞIKADIN
Pişmiş hamura, pekmez veya şeker karıştırılarak yapılan tatlı.
DURUKADIN
Özü temiz kadın.
TAYAKADIN
Edirne şehri, Karakasım bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. İstanbul kenti, Gaziosmanpaşa ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
BALKADIN
Yenilebilen bir çeşit mantar.
DURKADIN
"Artık çocuğun olmasın" anlamında kullanılan bir isim".
ESKİKADIN
Edirne ilinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
GELİNKADIN
Gelincik denilen bir çeşit hayvan. Gelincik (hayvan).
ANŞAKADIN
Bir çeşit fasulye.
Bu bölümde tanımı içerisinde KADIN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).
ANA
Anne. Temel, asıl, esas. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü. Yavrusu olan dişi hayvan. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz. Velinimet. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı.
ANAERKİLLİK
Kadının üstünlüğüne dayalı toplumsal örgütlenme düzeni, maderşahilik. Ananın egemen olduğu aile hayatı.
AMAZON
Savaşa katılan kadınlara eski çağların Amazonlarına benzetilerek verilen san. Ata binen kadın.
ACUZE
Huysuz, yaşlı kadın.
ALÜFTE
İffetsiz, oynak, cilveli (kadın).
AHU
Ceylan. Güzel, ince, zarif (kadın).
AKLIK
Ak olma durumu. Kadınların makyaj için yüzlerine sürdükleri beyaz bir sıvı, düzgün.
ALINLIK
Kadınların alınlarına taktıkları altın veya gümüşten süs eşyası. Yapılarda cephe süsü.
AFET
Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.
ALTINOLUK
İşlemeli kadın şalvarı. Sarıkların üstüne sarılan sırma şerit. Altın sırma veya kılaptanla işlenmiş çizgili ipek kumaş. Bu cins kumaşların üstünde bulunan sırma işlemeli yollar.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
AKTRİS
Kadın oyuncu.
ALLIK
Al olma durumu. Kadınların süs için yanaklarına sürdükleri al boya.
AĞIRAYAK
Doğurması yakın (kadın).
AFİFE
İffetli (kadın).
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
AĞIRCANLI
Çok yavaş iş yapan, çevik olmayan. Varlığı sıkıntı veren, sevimsiz. Tembel. Gebe (kadın).
AHRETLİK
Ahret kardeşi olan kadınlardan her biri. Öbür dünyada karşılığı görüleceğine inanarak yapılmış olan (iş veya iyilik). Besleme kız, beslek.
ALAGARSON
Kısa kesilmiş saç. Oğlan saçı biçiminde kısa kesilmiş kadın saçı.