Kelimeler arşivi içinde; başında "kadro" olan, toplam 13 adet kelime bulunmaktadır. kadro ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kadro ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kadro olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KADROLANDIRMAK, KADROLAŞTIRMAK
KADROLANDIRMA, KADROLAŞTIRMA
KADROLAŞMAK, KADROSUZLUK
KADROCULUK, KADROLAŞMA
KADROSUZ
KADROCU, KADROLU
KADRON
KADRO
KADRO
Bir kamu kuruluşunun, bir işletmenin, denetim veya yönlendirme işlerini gerçekleştirenler ve bunların taşıdığı ödev, yetki ve sorumlulukların hepsi. Bu çizelgedeki yer. Bir işte görev alan kişi veya kişiler, ekip. Bu kişi ve sorumlulukları sayı, nitelik ve aşamalarıyla gösteren çizelge. Bisiklet ve motosiklette iskeleti oluşturan metal bölüm.
KADROLAŞMA
Kadrolaşmak durumu.
KADROCULUK
Kadrocu olma durumu.
KADROLAŞTIRMAK
Kadrolaşmasını sağlamak.
KADROLU
Bir kuruluşta kadrosu olan, kadroya girmiş olan.
KADROLAŞMAK
Kadrolara, aynı görüşü paylaşan insanları toplamak, yerleştirmek.
KADROLANDIRMA
Kadrolandırmak işi veya durumu.
KADROSUZ
Kadrosu olmayan.
KADROLAŞTIRMA
Kadrolaştırmak işi.
KADROLANDIRMAK
Kadroda yer vermek.
KADRON
Başkesit alanı kare biçimli ve yüzölçümü 2,8 cm2 -9,8 cm² arasında değişen yapı kerestesi.
KADROCU
Kendi düşüncesine yakın düşüncede olan insanları kadrosunda toplayan.
KADROSUZLUK
Kadrosuz olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde KADRO geçen kelimeler listesi verilmiştir.
STATÜ
Bir kimsenin, bir kurum veya bir toplum içindeki durumu. Tüzük. Kadro bakımından bağlı olduğu durum, pozisyon. Heykel.
DUKALIK
Bir dukanın yönetiminde bulunan ülke. Dar kadro ile dilediği gibi yönetme.
KADOR
Kadro.
GADURO
Kadro.
KESİK
Kesilmiş olan. Aralıklı. Gazete, dergi vb.nden kesilmiş yazı, kupür. Takım kadrosuna alınmamış (oyuncu). Kısa. Çiğ sütten yapılmış olan yağsız peynir, çökelek, ekşimik. Tarla, bağ ve bahçe çevresine açılan hendek. Kesilerek bozulmuş olan. Parası olmayan. Kesilmiş olan yer. Tutkun, hayran.
TİP
Aynı cinsten bütün varlıkların veya nesnelerin temel özelliklerini büyük ölçüde kendinde toplayan örnek. Tür, çeşit. İlgi çekici, değişik kimse. Hikâye, roman, tiyatro gibi uzun anlatıma dayalı edebi eserlerde kişi kadrosu içinde yer alan ve belli bir düşüncenin, topluluğun zihniyetini ve ideolojinin temsilciliğini yüklenen kişi. Kendine özgü kişiliği olmayan, genellikle bilinen kalıplardaki insanları gösteren oyun kişisi. 1.Pancar. 2.Turp. Kişileştirme işleminde genel olarak ele alınan oyun kişisi. Seyirci tarafından özellikleri bilinen ve kavramları getiren derinliği olmayan oyun kişisi. Hiçbir ruhsal gelişimi yoktur. Davranışlarıyla anlaşılır ve her oyunda aynı yolda hareket eder. Örnek : Kavuklu, Pişekâr, Pantalone, Arlekino, vb. Benzerlerinin ana özelliklerini kendinde topladığı için örnek olarak ele alınan birey. Bir topluluktaki belirli özellikleri taşıyan bir kimseyi, bilinen kalıplar içinde yansıtan oyun kişisi. İnsanları genellemesine yansıtan, kendine özgü kişiliği olmayan, daha çok bilinen kalıplardaki insanları gösteren oyun kişisi. Sınıflandırmada bir temel olarak kullanılan ve geniş sayıda bireyleri kapsayan karakterler topluluğu; yeni bir cins ya da tür olarak tanımlanan esas birey.
EYLEMLİ
Eylem durumunda olan, amelî, fiilî. Kadrolu.
TENSİKAT
Düzen vermeler, düzenlemeler. Bir iş yerinde kadro düzenlemeleri.
KESMEK
Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak, doğramak. Karşı cinsten birisini sürekli olarak süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak. Belirtmek, kararlaştırmak. Yazıyı, filmi kısaltmak. Rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak. Birini yermek, kötülemek. Oyuncuyu takım kadrosuna almamak. Akımı durdurmak. Hasta organı ameliyatla almak. Bir şeyden yoksun bırakmak, vermemek. Vahşice öldürmek. Kesici bir araçla yaralamak. Azaltmak, güçleştirmek. Hayvanın başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak. Ara vermek. Son vermek, gidermek. Geçişi önlemek. Para basmak. İskambil kâğıtlarında destenin üzerinden bir bölümünü kaldırıp öte yana koymak. Susmak. Verilecek şeyin bir bölümünü alıkoyup vermemek. Ucunu almak. Dibinden ayırmak. Bölmek, ayırmak. Düzgün parçalara ayırmak. Uydurmak, yalan söylemek.
ÇİZELGE
Çizgilerle bölümlere ayrılmış kâğıt, cetvel. Kadro, kademe, basamak ve derecelerin yer aldığı liste.