Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kabe" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kabe ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında kabe olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kabe olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KABE
Arapça kökenli Kâ'be: Kâbe. Mekke'de bulunan, Müslümanlarca kıble olarak kabul edilen ve hac ibadeti yapılırken tavaf edilen kutsal yer. Bir kimsenin taptığı, kutsal saydığı yer.
MURAKABE
Denetleme. Tasavvufta Tanrı'ya bağlanarak çile doldurma.
AKABE
Tehlikeli, sarp ve zor geçit.
Bu bölümde tanımı içerisinde KABE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
REGEBET
Arapça kökenli rekabet.: rekabet.
ATOMİSİTE
Üretici ve tüketicilerin hiçbirinin piyasa fiyatını tek başına etkileyemeyecek kadar fazla sayıda olması durumunu anlatan tam rekabet koşullarından biri.
KOMPETİTİF
Rekabetçi.
AYGUT
Yemeklik, yemeğe konan çeşitli şeyler, yemek malzemesi. Tarhana yapmak için hazırlanmış baharlı yoğurt. Karşılık, mükâfat. Bilmukabele, karşılık olarak.
DENETLEME
Denetlemek işi. Bir görevin yolunda yürütülüp yürütülmediğini anlamak için yapılmış olan araştırma, denetim, bakı, teftiş, murakabe, kontrol.
YARIŞMA
Yarışmak işi, müsabaka. Bilgi, yetenek, güzellik vb.nde üstünlüğünü göstermek için yarışmak işi, yarış, yarışım. Başkalarından üstün olmaya çalışma. Ticarette üstünlük kazanma çabası, rekabet.
REKABETÇİLİK
Rekabetçi olma durumu.
ÇOKEL
Söğüş eti. Tam rekabet ile azel piyasasının arasında yer alan ve sunumun çok sayıda satıcı tarafından yapıldığı ve satıcıların piyasayı etkileyebildiği, gerçek yaşamdaki piyasa yapısına yakın olduğu ileri sürülen durum.
MUKABELECİLİK
Mukabeleci olma durumu.
AGREGASYON
Sosyete teşkil etmeyen bir türün bireylerinin bir yerde toplanması. Toplanma, bir araya gelme, kümeleşme. Saldırı, canlılar arasında beslenma, çiftleşme, yuva alanının korunması gibi savunma, korku veya rekabetle ilgili davranışlar. Hücrelerin yuvarlaklaşması ve üzüm salkımı biçiminde bir araya toplanması. Birleştirme, toplayıp yığma, kümelenme, kan pulcuklarının kümelenmesi gibi.
REKABETÇİ
Rekabet yanlısı olan kimse, yarışçı, kompetitif.
YARIŞMAK
Üstünlük kazanmak amacıyla bir yarışmaya katılmak. Başkalarından üstün olmaya çalışmak, rekabet etmek. Bir yarışmada başkalarından üstün olmak için çaba göstermek.
KARŞILIK
Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele. Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat. Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel. Cevap, yanıt. Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz.
İADE
Alınmış bir şeyi geri verme. Karşılıklı olarak yapma, mukabele etme. İadeli. Verilen bir şeyi almayarak geri çevirme, reddetme.
KORUMACILIK
Ekonomik gücü yükseltmek için ulusal ekonominin gümrük tarifeleri ile dış rekabete karşı korunmasını savunan görüş, himayecilik. Devletin dış ticarete müdahale ederek yerli üreticileri dış rekabet karşısında korumaya yönelik izlediği dış ticaret politikası.
YARIŞ
Yarışma. Yarışma, rekabet.
MÜGEBELE
Arapça kökenli mukabele: mukabele.
GÜNÜLEŞMEK
Birbiriyle rekabet etmek.
DENETLEMEK
Bir işin doğru ve usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını incelemek, murakabe etmek, teftiş etmek, kontrol etmek.
RAKİPLİK
Birbirine rakip olma durumu, rekabet.