KABE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "kabe" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. kabe ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu kabe ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kabe olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

KABERGOLİN, KABERTLEME

8 harfli kelimeler

KABETMEK, KABEYOLU

7 harfli kelimeler

KABERLİ

6 harfli kelimeler

KABESU

5 harfli kelimeler

KABEÇ, KABEK, KABEL, KABEM, KABEŞ

4 harfli kelimeler

KABE

Bazı kelimelerin anlamları

KABE

Arapça kökenli Kâ'be: Kâbe. Mekke'de bulunan, Müslümanlarca kıble olarak kabul edilen ve hac ibadeti yapılırken tavaf edilen kutsal yer. Bir kimsenin taptığı, kutsal saydığı yer.

KABEŞ

Boynuzu çıkmayan küçükbaş ya da büyükbaş hayvan.

KABEK

Mantar.

KABERLİ

Değerli, iyi : Elmas haberlidir.

KABEÇ

Büyük, iri ağaç.

KABERTLEME

Yağda kızartılmış ekmek.

KABEM

Kına gecesi gelinin etrafında dolaşarak söylenen mani, türkü.

KABEYOLU

Samanyolu.

KABESU

Yaprakları açık sarı, ince, kokulu bir çiçek.

KABEL

Köpek yavrusu.

KABETMEK

Konuşmak, söylemek : Çocuk kâbetmeğe daha başlamadı.

KABERGOLİN

Yapıca ve farmakolojik etki bakımında bromokriptine benzeyen dopamin almaçları üzerine güçlü agonistik etkisi bulunan ve köpeklerin klinik yalancı gebelikleri gibi hiperprolaktinemi tedavisinde kullanılan ilaç.

  -   -   -  

Anlamında KABE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KABE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

REGEBET

Arapça kökenli rekabet.: rekabet.

İADE

Alınmış bir şeyi geri verme. Karşılıklı olarak yapma, mukabele etme. İadeli. Verilen bir şeyi almayarak geri çevirme, reddetme.

RAKİPLİK

Birbirine rakip olma durumu, rekabet.

YARIŞMA

Yarışmak işi, müsabaka. Bilgi, yetenek, güzellik vb.nde üstünlüğünü göstermek için yarışmak işi, yarış, yarışım. Başkalarından üstün olmaya çalışma. Ticarette üstünlük kazanma çabası, rekabet.

MUKABELECİLİK

Mukabeleci olma durumu.

ATOMİSİTE

Üretici ve tüketicilerin hiçbirinin piyasa fiyatını tek başına etkileyemeyecek kadar fazla sayıda olması durumunu anlatan tam rekabet koşullarından biri.

KOMPETİTİF

Rekabetçi.

REKABETÇİLİK

Rekabetçi olma durumu.

YARIŞMAK

Üstünlük kazanmak amacıyla bir yarışmaya katılmak. Başkalarından üstün olmaya çalışmak, rekabet etmek. Bir yarışmada başkalarından üstün olmak için çaba göstermek.

AYGUT

Yemeklik, yemeğe konan çeşitli şeyler, yemek malzemesi. Tarhana yapmak için hazırlanmış baharlı yoğurt. Karşılık, mükâfat. Bilmukabele, karşılık olarak.

KARŞILIK

Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele. Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat. Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel. Cevap, yanıt. Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz.

MÜGEBELE

Arapça kökenli mukabele: mukabele.

AGREGASYON

Sosyete teşkil etmeyen bir türün bireylerinin bir yerde toplanması. Toplanma, bir araya gelme, kümeleşme. Saldırı, canlılar arasında beslenma, çiftleşme, yuva alanının korunması gibi savunma, korku veya rekabetle ilgili davranışlar. Hücrelerin yuvarlaklaşması ve üzüm salkımı biçiminde bir araya toplanması. Birleştirme, toplayıp yığma, kümelenme, kan pulcuklarının kümelenmesi gibi.

DENETLEMEK

Bir işin doğru ve usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını incelemek, murakabe etmek, teftiş etmek, kontrol etmek.

ÇOKEL

Söğüş eti. Tam rekabet ile azel piyasasının arasında yer alan ve sunumun çok sayıda satıcı tarafından yapıldığı ve satıcıların piyasayı etkileyebildiği, gerçek yaşamdaki piyasa yapısına yakın olduğu ileri sürülen durum.

DENETLEME

Denetlemek işi. Bir görevin yolunda yürütülüp yürütülmediğini anlamak için yapılmış olan araştırma, denetim, bakı, teftiş, murakabe, kontrol.

KORUMACILIK

Ekonomik gücü yükseltmek için ulusal ekonominin gümrük tarifeleri ile dış rekabete karşı korunmasını savunan görüş, himayecilik. Devletin dış ticarete müdahale ederek yerli üreticileri dış rekabet karşısında korumaya yönelik izlediği dış ticaret politikası.

YARIŞ

Yarışma. Yarışma, rekabet.

REKABETÇİ

Rekabet yanlısı olan kimse, yarışçı, kompetitif.

GÜNÜLEŞMEK

Birbiriyle rekabet etmek.