Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kabara" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kabara ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında kabara olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kabara olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KABARA
KABARA
Dayanıklılık sağlamak amacıyla, ayakkabıların altına çakılan, yassı ve iri başlı demir çivi. Kumaş kaplı mobilyanın kenarındaki şeridin üzerine çakılan süslü çivi. Süs olarak odaların ahşap bölümlerine, türlü biçimler yapmak için çakılan iri başlı, sarı çivi.
Bu bölümde tanımı içerisinde KABARA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KALKIK
Düzeyine göre yüksekte olan. Kabararak yerinden ayrılmış. Dik durumda, ucu yukarı doğru olan.
KRAMPON
Futbol ayakkabılarının altındaki, çimende rahat hareket etmeyi sağlayan, deri veya sentetik kabara, tutmalık. Tuğla bacaların sağlamca durması için çevresine sarılan kuşak. İki parçayı sıkıca tutup sıkmaya yarayan metal parçası.
KADAH
Yara izi. Ayakkabıların altına çakılan demir çivi, kabara. İlinti, eğreti dikiş. Kundura altına çakılan kısa çivi, kabara.
KAVARE
Kabara, büyük ayakkabı çivisi.
IZGARA
Metal çubukların, ağaç dallarının aralıklı sıralanmasıyla yapılmış olan parmaklık veya kafes biçiminde araç. Bu araç üstünde pişmiş. Et, balık, köfte vb. yiyecekleri pişirmekte kullanılan araç, gril. Futbol ayakkabısının altında bulunan iri başlı kabara. Pisliklerin su yollarını tıkamasını önlemek veya havalandırmak amacıyla su yollarının havalandırma çıkışları üzerine konulan kafesli veya parmaklıklı demir.
KABARABİLME
Kabarabilmek işi.
KORDON
Genellikle ipekten yapılmış kalın ip. Göbek bağı. Teneke ve çinko eşyaların üstüne süs yapmak için kullanılan araç. Bir yere girip çıkmayı denetim altına almak için görevlilerden oluşturulan dizi. Kıyı şeridi. Saat, madalyon vb.ni asmaya yarayan ince zincir. İnce tellerden örülen ve özellikle ütü, ızgara vb. ev araçlarında kullanılan elektrik kablosu. Kabaran denizin kumsalda bıraktığı döküntü katmanı. İnce uzun sıralar durumunda yapılmış oymalı duvar veya mobilya süsü.
KÖSÜLMEK
Uzanıp yatmak, ayakları uzatarak yatar gibi oturmak, sere serpe oturmak. Büzülmek, toplanmak, toparlanmak. Yorulmak, gücünü kaybetmek. Öfkesi geçmek, yatışmak. Yılmak, pısmak, korkmak. Ateş yavaş yavaş sönmeye yüz tutmak. Kabaran bir şey sönmek, inmek, durulmak (süt, yemek ve benzerleri şeyler). Bitki, meyve ve benzerleri şeyler kurumaya yüz tutmak, çürümek. Boylu boyunca uzanmak. Öfkesini almak. Hızını almak. Uzanmak, ayağını uzatmak.
PEŞGUN
Masadan küçük ve alçak, yuvarlak tahta sofra, hamur tahtası. Ağaçtan yapılmış, üzeri kabaralarla süslü büyük sofra.
DAMLATAŞI
(Mimarlık) Yapılarda bezeme öğesi olarak kullanılan damla biçimindeki taş kabartma, kabara.
CABULA
Altı kabaralı kaba ayakkabı.
YÜKSELME
Yükselmek işi, itila. Yer kabuğunun yerin düşey salınımından ileri gelen hareketi. Terfi. Suların kabararak yüzeyinin yükseğe çıkması.
KABARALI
Kabara çakılmış olan.
HOTAZ
Gelin duvağı. Tavuskuşu, tavuk gibi kuşların başındaki uzun tüyler. Saçların kabararak karışmış durumu. Dibekte dövülmüş buğday ya da pirinç. Öfke, sert davranış. Gelin tacı. (Kötürnek Gelendost Isparta). Hotoz, sorguç.
KADAK
Küçük kardeş. Ayakkabıların altına çakılan demir çivi, kabara. Küçük çivi. İlinti, eğreti dikiş. Üç tanesi bir okka olan ağırlık ölçüsü. Kadar. Kopça, çıtçıt. Tırpan ile sapı birbirine bağlayan çengel. Kaydırak. Eşek yavrusu, sıpa. Yavru katır. Manda yavrusu, malak. Dökme çivi. (Muttalip Eskişehir).
GÖMBELEK
Sarı renkli, büyük bir çeşit kelebek. Arı sokması ile şişen, kabaran yer. Kısa boylu, kafası büyük kimse: Gömbelek ali.
KABARAMA
Hindi : Kabaramanın etlisi yükseğe konar.
KADET
Ayakkabıların altına çakılan demir çivi, kabara.
KÜRKLAK
Kurk olan, azgınlaşan, kabaran. Kuluçka.
ÇIBARTMAK
Derisi kabaracak şekilde dövmek.