Kelimeler arşivi içinde; başında "hand" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. hand ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu hand ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde hand olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
HANDİKAPSIZ
HANDİKAPLI
HANDIRADA
HANDMADE, HANDİYSE, HANDİKAP, HANDIRIM
HANDERE, HANDASA, HANDAĞI
HANDEN, HANDEK, HANDAN, HANDAL
HANDI, HANDE, HANDA
HAND
HAND
Atın yüksekliğini ölçmede kullanılan ve 10 cm'ye eşdeğer olan ölçü birimi.
HANDİYSE
Yakın zamanda, hemen hemen. Neredeyse.
HANDMADE
Tamamen el emeği ile üretilen müzik aleti.
HANDEK
Su yolu, hendek. Hendek.
HANDEN
Çoktan, çok evvelden beri: Ben onu handan beri görmedim.
HANDERE
Diyarbakır ilinde, Çüngüş ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Erzincan kenti, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Kars ilinde, Sarıkamış belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Niğde ilinde, Çiftehan nahiyesine bağlı bir yer. Sivas şehrinde, Danişment nahiyesine bağlı bir yer.
HANDAĞI
Rize şehrinde, Pazar belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
HANDİKAP
Engel. At yarışlarında binicilerle eyerin toplam ağırlığının, atların koşuyu kazanma şansını etkileyecek biçimde ayarlanması.
HANDIRIM
Çabuk: Ne handırım geldin.
HANDİKAPLI
Engeli olan.
HANDI
Haydi.
HANDİKAPSIZ
Engeli olmayan.
HANDIRADA
Nerede?.
HANDAL
İki ark arasındaki ekilmiş toprak. Babası belli olmayan, piç.
HANDASA
Nerede olsa.
HANDAN
Şen, neşeli.
Bu bölümde tanımı içerisinde HAND geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SÜNETLEMEK
Yeni dikilen bağın gereksiz sürgünlerini ilk kez budamak. Tabaktaki yemeğin tümünü bitirmek : Sahanda yimek galmasın sünetliyiver. Birbiri içine girecek tahta parçalarını düzeltmek, rendelemek : Masanın ayaklarını sü-netlemedik henüz.
EHLİYYET
yetenek, istifâde ~i: hak yeteneği (Rechtsfae higkeit). kullanma (fi'l) -i: eylem yeteneği (Handlungsfaehigkeit).
KOŞA
Çift, eş, ikiz. Hep birlikte. Sulanacak tarlanın, suyun dağılmasına elverişli yüksek yerinde yapılan depo. Eğik yerlerde yüksek kısma su çıkarmak için tarla ortasına çekilen set. Binaların üstüne konan, kalın, yuvarlak sırık, mertek, düver. Sınırdaş, yan yana. Av tüfeği, çifte. Mutlu ol anlamında bir deyim : Koşa yaşa!. Her bakımdan birbiriyle ilgili iki dizeden kurulmuş divan koşuk birimi: / Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi Kanuni (Muhibbi) / Ayinesi işdir kişinin lafa bakılmaz / Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde bk. koşuk.
OHANDERE
Çubuk : Gidah ohandere kesah.
ARTAKALIM
Aynı takımdan benzerleri kalmadığı halde bir dilde yaşamakta bulunan eski bir şekil : Handiyse, nitekim gibi.
HENDEYH
Hendek. Parasız geçinmeyi seven, bedavacı. Arapça kökenli handek: hendek.
NAHANDA
Nasıl, ne durumda. Bir türlü: Çoktandır bekliyorum nahanda gelmedi.
ENGEL
Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap. Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer. Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer. Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer. Kara yollarının kenarlarına yapılmış olan korkuluk, bariyer.
HANDA
Çoktan, çok evvelden beri: Ben onu handan beri görmedim. Kanda, nerede.
MAŞANTİS
Fransızca kökenli marchandise: marşandiz tireni.