Sonu GER ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ger" olan, toplam 93 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ger ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında ger olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ger olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

MAYSTERZİNGER

11 harfli kelimeler

KABAÖLÜZGER, MİNNESENGER, TERSÖRÖZGER

9 harfli kelimeler

HAMBURGER, HIZMEKGER, KEYLOGGER

8 harfli kelimeler

GERMEGER, GERMAGER, GELEMGER, DOLANGER, ÇİLENGER, ÇELENGER, SENETGER, AKÇENGER, KIZILGER, KLAVİGER, TEZERGER, AYDINGER, KİMYAGER

7 harfli kelimeler

İLENGER, YEDİGER, ÖLÜZGER, FLANGER, ÖRÜNGER, ÖRÜSGER, ÖRÜZGER, ÖVÜSGER, ÇEREGER, SARIGER, LADİGER, AYÜLGER

6 harfli kelimeler

KÖŞGER, MANGER, LÜNGER, LEYGER, LEVGER, PEYGER, PANGER, HENGER, PİNGER, REZGER, RÜZGER, SEGGER, SENGER, SUNGER, ŞENGER, ŞİGGER, TENGER, YALGER, YÜZGER, KENGER, ÇENGER, CENGER, BİLGER, ALAGER, KANGER, DÜNGER, SÜNGER, GENGER, LENGER, DÜLGER, Devamını Oku »»

5 harfli kelimeler

AGGER, DÖGER, ASGER, AĞGER, ÜLGER, ÖZGER, ULGER, ÜZGER, DAGER, DEGER, DİGER, DÜGER, ÖSGER, ELGER, ESGER, NÖGER, MEGER, LİGER, HEGER, İSGER

4 harfli kelimeler

EGER, ÖGER

3 harfli kelimeler

GER

Bazı kelimelerin anlamları

GER

Kene. Kahverengi inek. Karnı, bacağı, burnu ya da kulakları beyaz ile siyah arası renkte olan keçi, eşek vb.hayvanlar (için)-.Bizim ger keçi gelmedi. Keçi ve benzerleri hayvanlarda tam siyah olmayan, siyahla beyaz arası bir renk. Açık maviye yakın, gök renginde (keçi): Ger keçi gitti. Kestane renginde (eşek). Kahve rengi ile sarı arası renk (keçi için): Ger keçiyi satalım önce. Başı beyaz olan keçi: Bu keçinin oğlağı ger. Güzel ve kuvvetli (inek için): Bizim ger ineği tren ezmiş. Dut ağacının budanmayıp seneye kalan dallan: Senin ağaçlar ger bana yaramaz. Çengelli iğlerin ucundaki tel çengel: İğin geri eğrildi. Leke: Bu ger çıkmıyor. Meyvelerin özsuyu: Almanın geri çıkmış. Tek tük ağaç bulunan kayalık yer. Dağ ve tepelerin üzerindeki yüksek burun. Dişi ördek: Bugün çayda iki ger gördüm. Ekşi. Uyuz hastalığı. Eski türkçe kermek: 'teşi'nin tepesinde bulunan ipliğin geçirildiği çengel. Mısır, kabak ve benzerleri bitkilerin saydamsı görünüşlü olan gövde ve dallarına verilen isim. Granüllü endoplazmik retikulum.

KEYLOGGER

Bilgisayarda basılan tuşların kaydını tutan program. Keylogger programının kaydettiği bilgiler, keylogger yazılımını bilgisayara kuran casus kişiye bir şekilde iletilecek şekilde tasarlanmıştır. Aslen ingilizce bir kelime olan keylogger, key ve logger kelimelerinin birleşiminden meydana gelir. Key, anahtar veya tuş (buton,düğme) anlamına gelir. Log ise tutulan kayıt anlamında kullanılan bir sözcüktür. Log kelimesine türeyen logger ise, kayıt tutucu anlamında kullanılır. Key ve Logger bir araya geldiğinde, anlaşılacağı üzere, tuşların kaydını tutan program akla gelir.

HIZMEKGER

Arapça kökenli Far. hizmetkâr: Hizmetkâr.

GERMEGER

Sonuna dek (açık olma için).

DOLANGER

Oklavaya sararak yuvarlatılmış yufkayı, tepsiye iç içe halkalar şeklinde döşedikten sonra pişirilen börek. Yufkanın içine ceviz koyup, tepsinin içine çörekleme dizerek yapılan bir çeşit tatlı.

SENETGER

Sanatçı.

AKÇENGER

İzmir kenti, Turanlı bucağına bağlı bir yer.

KABAÖLÜZGER

Lodos.

ÇELENGER

Boş zamanlarını değerlendiren kimse.

MİNNESENGER

Orta çağda, şehirlerde işçi sınıfından yetişen şairlere Almancada verilen ad.

MAYSTERZİNGER

Şövalyelik devrinde belli başlı ailelerden yetişen ve şatolarda vakit geçiren lirik şairlere Almancada verilen ad. Şövalyelik çağında belli başlı ailelerden yetişen ve şatoda vakit geçiren içsel ozanlara Almanya'da verilen ad.

HAMBURGER

İki parça yuvarlak ekmeğin arasına yerleştirilen köfte ile yapılmış olan bir sandviç türü.

GERMAGER

Kapının ardına kadar açık olması hali: Kapıyı germager açtı. İnatçı ve kaba kişi.

ÇİLENGER

Çilingir: Bu aleti çilenger yapabilir. Kaynak işi yapmayan soğuk demirci.

GELEMGER

Kamıştan yapılmış, kalın ve uzun ip bobin.

TERSÖRÖZGER

Yazın esen ve bitkileri kurutan yel, samyeli.

  -   -   -  

Anlamında GER bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GER geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ACIKMAK

Yemek yeme gereksinimi duymak.

ADIMSAYAR

Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.

ADCILIK

Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.

AÇILIM

Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.

ADIMLAMAK

Adımla ölçmek. Bir yerde ileri geri gezinmek.

ACELE

Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi. Tez davranma gerekliliği. Vakit geçirmeden, tez olarak.

ABARTMAK

Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.

AÇIKÇASI

Açık söylemek gerekirse, Türkçesi. Düpedüz.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

ADAMAKILLI

Gereğinden çok, iyice, bir güzel, bir temiz.

Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

AÇIKLAMAK

Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.

ACYO

Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.

AFAKİ

Gereksiz, önemsiz (söz). Bir kaynağa dayanmayan, hayalî.

AÇIKLAYICI

Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.

ADAMAK

Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.

AÇIKLIK

Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

ACİL

Hemen yapılması gereken, ivedi, ivedili, evgin, müstacel.

ABES

Gereksiz, yersiz, boş. Akla ve gerçeğe aykırı. Gereksiz bir biçimde.