Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ger" olan, toplam 93 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ger ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ger olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ger olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
MAYSTERZİNGER
KABAÖLÜZGER, MİNNESENGER, TERSÖRÖZGER
HAMBURGER, HIZMEKGER, KEYLOGGER
GERMEGER, GERMAGER, GELEMGER, DOLANGER, ÇİLENGER, ÇELENGER, SENETGER, AKÇENGER, KIZILGER, KLAVİGER, TEZERGER, AYDINGER, KİMYAGER
İLENGER, YEDİGER, ÖLÜZGER, FLANGER, ÖRÜNGER, ÖRÜSGER, ÖRÜZGER, ÖVÜSGER, ÇEREGER, SARIGER, LADİGER, AYÜLGER
KÖŞGER, MANGER, LÜNGER, LEYGER, LEVGER, PEYGER, PANGER, HENGER, PİNGER, REZGER, RÜZGER, SEGGER, SENGER, SUNGER, ŞENGER, ŞİGGER, TENGER, YALGER, YÜZGER, KENGER, ÇENGER, CENGER, BİLGER, ALAGER, KANGER, DÜNGER, SÜNGER, GENGER, LENGER, DÜLGER, Devamını Oku »»
AGGER, DÖGER, ASGER, AĞGER, ÜLGER, ÖZGER, ULGER, ÜZGER, DAGER, DEGER, DİGER, DÜGER, ÖSGER, ELGER, ESGER, NÖGER, MEGER, LİGER, HEGER, İSGER
EGER, ÖGER
GER
GER
Kene. Kahverengi inek. Karnı, bacağı, burnu ya da kulakları beyaz ile siyah arası renkte olan keçi, eşek vb.hayvanlar (için)-.Bizim ger keçi gelmedi. Keçi ve benzerleri hayvanlarda tam siyah olmayan, siyahla beyaz arası bir renk. Açık maviye yakın, gök renginde (keçi): Ger keçi gitti. Kestane renginde (eşek). Kahve rengi ile sarı arası renk (keçi için): Ger keçiyi satalım önce. Başı beyaz olan keçi: Bu keçinin oğlağı ger. Güzel ve kuvvetli (inek için): Bizim ger ineği tren ezmiş. Dut ağacının budanmayıp seneye kalan dallan: Senin ağaçlar ger bana yaramaz. Çengelli iğlerin ucundaki tel çengel: İğin geri eğrildi. Leke: Bu ger çıkmıyor. Meyvelerin özsuyu: Almanın geri çıkmış. Tek tük ağaç bulunan kayalık yer. Dağ ve tepelerin üzerindeki yüksek burun. Dişi ördek: Bugün çayda iki ger gördüm. Ekşi. Uyuz hastalığı. Eski türkçe kermek: 'teşi'nin tepesinde bulunan ipliğin geçirildiği çengel. Mısır, kabak ve benzerleri bitkilerin saydamsı görünüşlü olan gövde ve dallarına verilen isim. Granüllü endoplazmik retikulum.
KEYLOGGER
Bilgisayarda basılan tuşların kaydını tutan program. Keylogger programının kaydettiği bilgiler, keylogger yazılımını bilgisayara kuran casus kişiye bir şekilde iletilecek şekilde tasarlanmıştır. Aslen ingilizce bir kelime olan keylogger, key ve logger kelimelerinin birleşiminden meydana gelir. Key, anahtar veya tuş (buton,düğme) anlamına gelir. Log ise tutulan kayıt anlamında kullanılan bir sözcüktür. Log kelimesine türeyen logger ise, kayıt tutucu anlamında kullanılır. Key ve Logger bir araya geldiğinde, anlaşılacağı üzere, tuşların kaydını tutan program akla gelir.
HIZMEKGER
Arapça kökenli Far. hizmetkâr: Hizmetkâr.
GERMEGER
Sonuna dek (açık olma için).
DOLANGER
Oklavaya sararak yuvarlatılmış yufkayı, tepsiye iç içe halkalar şeklinde döşedikten sonra pişirilen börek. Yufkanın içine ceviz koyup, tepsinin içine çörekleme dizerek yapılan bir çeşit tatlı.
SENETGER
Sanatçı.
AKÇENGER
İzmir kenti, Turanlı bucağına bağlı bir yer.
KABAÖLÜZGER
Lodos.
ÇELENGER
Boş zamanlarını değerlendiren kimse.
MİNNESENGER
Orta çağda, şehirlerde işçi sınıfından yetişen şairlere Almancada verilen ad.
MAYSTERZİNGER
Şövalyelik devrinde belli başlı ailelerden yetişen ve şatolarda vakit geçiren lirik şairlere Almancada verilen ad. Şövalyelik çağında belli başlı ailelerden yetişen ve şatoda vakit geçiren içsel ozanlara Almanya'da verilen ad.
HAMBURGER
İki parça yuvarlak ekmeğin arasına yerleştirilen köfte ile yapılmış olan bir sandviç türü.
GERMAGER
Kapının ardına kadar açık olması hali: Kapıyı germager açtı. İnatçı ve kaba kişi.
ÇİLENGER
Çilingir: Bu aleti çilenger yapabilir. Kaynak işi yapmayan soğuk demirci.
GELEMGER
Kamıştan yapılmış, kalın ve uzun ip bobin.
TERSÖRÖZGER
Yazın esen ve bitkileri kurutan yel, samyeli.
Bu bölümde tanımı içerisinde GER geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACIKMAK
Yemek yeme gereksinimi duymak.
ADIMSAYAR
Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.
ADCILIK
Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
ADIMLAMAK
Adımla ölçmek. Bir yerde ileri geri gezinmek.
ACELE
Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi. Tez davranma gerekliliği. Vakit geçirmeden, tez olarak.
ABARTMAK
Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.
AÇIKÇASI
Açık söylemek gerekirse, Türkçesi. Düpedüz.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ADAMAKILLI
Gereğinden çok, iyice, bir güzel, bir temiz.
AÇ
Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
AFAKİ
Gereksiz, önemsiz (söz). Bir kaynağa dayanmayan, hayalî.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
ADAMAK
Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
ACİL
Hemen yapılması gereken, ivedi, ivedili, evgin, müstacel.
ABES
Gereksiz, yersiz, boş. Akla ve gerçeğe aykırı. Gereksiz bir biçimde.