Kelimeler arşivi içinde; başında "ger" olan, toplam 385 adet kelime bulunmaktadır. ger ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu ger ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde ger olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GERÇEKLEŞTİRİLMEK
GERÇEKLEŞEBİLMEK, GERÇEKLEŞTİRİLME, GERDANİYEBUSELİK, GEREKÇELENDİRMEK
GERÇEKLEŞEBİLME, GERÇEKLEŞTİRMEK, GERÇEKÜSTÜCÜLÜK, GEREKÇELENDİRME, GERGİNLEŞTİRMEK
GERÇEKLEŞTİRME, GERÇEKMEDÜZLER, GERGEDANBÖCEĞİ, GERGEDANGİLLER, GERGİNLEŞTİRME, GERİLETEBİLMEK, GERİLEYEBİLMEK
GERDİREBİLMEK, GEREKÇESİZLİK, GEREKMEZCİLİK, GERİLETEBİLME, GERİLEYEBİLME, GERİLİMSİZLİK, GERİLLALAŞMAK
GERCİKLENMEK, GERÇEKLENMEK, GERÇEKLEŞMEK, GERÇEKÜSTÜCÜ, GERDEKMAĞARA, GERDENGEÇLİK, GERDİREBİLME, GEREĞİERTESİ, GEREĞİNLEYİN, GEREKİRCİLİK, GEREKTİĞİNDE, GEREVİŞLEMEK, GERGİNLEŞMEK, GERİBİLDİRİM, GERİLİMBÖLEN, GERİLİMÖLÇER, GERİLLACILIK, GERİLLALAŞMA, GERİŞKATIRCI, GERMİNATİVUS
GERCEBAHŞİŞ, GERÇEKÇİLİK, GERÇEKLEMEK, GERÇEKLEŞME, GERÇEKLEYİN, GERDEKHİSAR, GERDİRİLMEK, GEREKLENMEK, GEREKSİNMEK, GEREKSİZLİK, GEREKTİRMEK, GERENLENMEG, GEREYLENMEK, GEREZLENMEK, GERGİNLEŞME, GERİNLEŞMEK, GERİNNEŞMEK, GERİSAÇILIM, GERİSİNGERİ, GERMANİSTİK, GERONTOLOJİ, GERVİŞLEMEK
GERÇEKLEME, GERÇEKÜSTÜ, GERDANÇLIK, GERDANELİK, GERDEKKAYA, GERDİRİLME, GERDİRTMEK, GEREBİLMEK, GEREKÇESİZ, GEREKDÜĞÜN, GEREKİRLİK, GEREKLEYİŞ, GEREKLİLİK, GEREKSEMEK, GEREKSİNİM, GEREKSİNME, GEREKTİRİM, GEREKTİRME, GERENGİLİK, GERENLEMEK, GERENNEMEK, GERENSEMEK, GERESLEMEK, GEREVİŞTEN, GERGİLEMEK, GERİBESLEM, GERİÇEVRİM, GERİLETMEK, GERİLİMSİZ, GERİLLALIK, Devamını Oku »»
GERBEZLİK, GERÇEKLİK, GERÇEKSİZ, GERÇEKTEN, GERDANİYE, GERDANLIK, GERDEKLİK, GERDELLİK, GERDENGEÇ, GERDENGİÇ, GERDİRİCİ, GERDİRMEK, GERDİRTME, GEREBİLME, GEREDELLİ, GEREĞİNCE, GEREKÇELİ, GEREKİRCİ, GEREKSEME, GERENİMEK, GERENKOVA, GERGELMEK, GERGEVŞET, GERGİNLİK, GERİCİLİK, GERİLEMEK, GERİLETME, GERİLEYİŞ, GERİLİMLİ, GERİLLACI, Devamını Oku »»
GERBAŞKA, GERÇEKCİ, GERÇEKÇİ, GERÇEKER, GERÇEKLİ, GERÇEKTE, GERÇEMEK, GERÇESİZ, GERÇİĞİN, GERDAZAN, GERDELİÇ, GERDENGE, GERDERAN, GERDEVİÇ, GERDEVUL, GERDEZAN, GERDİREK, GERDİRME, GEREDELİ, GEREKLİK, GEREKMEK, GEREKSİZ, GERELMEK, GERENCİK, GERENKÖY, GERENLİK, GERENMEK, GERENÖZÜ, GERERMEK, GERGEDAN, Devamını Oku »»
GERADİL, GERANOS, GERBECİ, GERCELE, GERÇELİ, GERDAMA, GERDANA, GERDANE, GERDELE, GERDEME, GERDENE, GERDİBİ, GERDİME, GERDOĞU, GERDÜME, GEREBİÇ, GEREKÇE, GEREKİM, GEREKLİ, GEREKME, GERELTİ, GEREMEK, GEREMET, GEREMİT, GERENEK, GERENGİ, GERENLİ, GERENSE, GERENSİ, GERENTİ, Devamını Oku »»
GERALİ, GERBİL, GERCİK, GERCÜŞ, GERÇEK, GERÇİH, GERÇİK, GERDAN, GERDEK, GERDEL, GERDEN, GERDER, GEREBİ, GEREDE, GEREĞİ, GERELİ, GEREME, GERENG, GERERE, GEREVİ, GEREVÜ, GEREZA, GERGEF, GERGEN, GERGEP, GERGER, GERGET, GERGİN, GERĞAH, GERİBE, Devamını Oku »»
GERAN, GERBE, GERCE, GERÇİ, GERDE, GERDİ, GEREÇ, GEREK, GEREL, GEREN, GERER, GEREY, GEREZ, GERGE, GERGİ, GERİB, GERİÇ, GERİF, GERİK, GERİM, GERİN, GERİP, GERİŞ, GERİT, GERİZ, GERME, GERNİ, GEROC, GERUK, GERÜĞ, Devamını Oku »»
GERÇ, GERE, GERĞ, GERİ, GERM, GERO, GERÖ, GERP, GERS, GERT, GERÜ, GERZ
GER
GER
Kene. Kahverengi inek. Karnı, bacağı, burnu ya da kulakları beyaz ile siyah arası renkte olan keçi, eşek vb.hayvanlar (için)-.Bizim ger keçi gelmedi. Keçi ve benzerleri hayvanlarda tam siyah olmayan, siyahla beyaz arası bir renk. Açık maviye yakın, gök renginde (keçi): Ger keçi gitti. Kestane renginde (eşek). Kahve rengi ile sarı arası renk (keçi için): Ger keçiyi satalım önce. Başı beyaz olan keçi: Bu keçinin oğlağı ger. Güzel ve kuvvetli (inek için): Bizim ger ineği tren ezmiş. Dut ağacının budanmayıp seneye kalan dallan: Senin ağaçlar ger bana yaramaz. Çengelli iğlerin ucundaki tel çengel: İğin geri eğrildi. Leke: Bu ger çıkmıyor. Meyvelerin özsuyu: Almanın geri çıkmış. Tek tük ağaç bulunan kayalık yer. Dağ ve tepelerin üzerindeki yüksek burun. Dişi ördek: Bugün çayda iki ger gördüm. Ekşi. Uyuz hastalığı. Eski türkçe kermek: 'teşi'nin tepesinde bulunan ipliğin geçirildiği çengel. Mısır, kabak ve benzerleri bitkilerin saydamsı görünüşlü olan gövde ve dallarına verilen isim. Granüllü endoplazmik retikulum.
GERDANİYEBUSELİK
Gerdaniye makamı ile buselik beşlisinden oluşan bir birleşik makam.
GEREKÇELENDİRMEK
Gerekçeli duruma getirmek.
GERGİNLEŞTİRMEK
Gergin duruma getirmek.
GEREKÇELENDİRME
Gerekçelendirmek işi.
GERGİNLEŞTİRME
Gerginleştirmek işi.
GERÇEKLEŞTİRİLME
Gerçekleştirilmek işi.
GERÇEKLEŞEBİLMEK
Gerçekleşme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GERÇEKLEŞEBİLME
Gerçekleşebilmek işi.
GERÇEKLEŞTİRME
Gerçekleştirmek işi, realizasyon.
GERÇEKÜSTÜCÜLÜK
Aklın, geleneklerin, alışkanlıkların denetiminden uzak bilinçaltı gerçeklerini yansıtan yani bilinen gerçekle bağını kesip kendince bir gerçek yaratmak amacını güden edebiyat ve sanat akımı, sürrealizm.
GERÇEKLEŞTİRİLMEK
Gerçek duruma getirilmek.
GERÇEKMEDÜZLER
(Scyphozoa),en iyi bilinen türüdür.
GERGEDANGİLLER
Tek parmaklılar takımına giren gergedanları içine alan bir familya.
GERGEDANBÖCEĞİ
Dört santimetreye yakın boyda olup, erkeklerinde sert bir boynuz bulunan ve kurtçuk evresini yaşlı ağaç kökü kemirerek geçiren kınkanatlı böcek.
GERÇEKLEŞTİRMEK
Gerçek duruma getirmek, yapmak, ortaya koymak.
Bu bölümde tanımı içerisinde GER geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ACİL
Hemen yapılması gereken, ivedi, ivedili, evgin, müstacel.
ABES
Gereksiz, yersiz, boş. Akla ve gerçeğe aykırı. Gereksiz bir biçimde.
ADIMSAYAR
Yürüme sırasında gerçek sonuçlara varabilmek için geçilen yerin uzunluğunu anlayabilmek amacıyla ayağa veya bele takılan alet, pedometre.
AFAKİ
Gereksiz, önemsiz (söz). Bir kaynağa dayanmayan, hayalî.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
AÇ
Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.
ADAMAK
Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
ADAMAKILLI
Gereğinden çok, iyice, bir güzel, bir temiz.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ADIMLAMAK
Adımla ölçmek. Bir yerde ileri geri gezinmek.
ADCILIK
Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.
ACIKMAK
Yemek yeme gereksinimi duymak.
ABARTMAK
Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
ACELE
Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi. Tez davranma gerekliliği. Vakit geçirmeden, tez olarak.
AÇIKÇASI
Açık söylemek gerekirse, Türkçesi. Düpedüz.