GARI ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "garı" olan, toplam 26 adet kelime bulunmaktadır. garı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu garı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde garı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

GARINCALANMAK

11 harfli kelimeler

GARIŞTIRMAH, GARIŞDIRMAK

10 harfli kelimeler

GARIZIMIZA, GARIGULLET, GARIŞIKLIK, GARINCIMAK

8 harfli kelimeler

GARIŞMAK, GARIHMAH, GARIHMAK, GARIŞMAH, GARIKMAK, GARILMAK

7 harfli kelimeler

GARIMCA, GARIŞIK, GARIMAK, GARIKLU

6 harfli kelimeler

GARICA

5 harfli kelimeler

GARIN, GARIŞ, GARIM, GARIK, GARIH, GARIG, GARIV

4 harfli kelimeler

GARI

Bazı kelimelerin anlamları

GARI

Kadın. Kara, siyah. Yaşlı kadın. Karı, kadın. Gayrı, artık.

GARIKMAK

Gözler kardan rahatsız olmak: Keski gelmez olaydım gözlerim garıktı. Ses bağırmaktan ya da hastalıktan kısılarak kalınlaşıp, incelmek: Bugün çok üşüdüm, sesim bile garıkmış. Su yolu tıkanıp suyu geri vurmak.

GARIHMAK

Aklı karışmak.

GARIŞMAK

Karışmak, birbirine girmek. Karışmak.

GARIŞTIRMAH

Karıştırmak.

GARIGULLET

Kadınlar topluluğu.

GARIŞIK

Karışmış.

GARIŞDIRMAK

Karıştırmak.

GARIZIMIZA

Garezimize.

GARIŞMAH

Karışmak.

GARIHMAH

Bostan sulanırken bölmenin düzgün olmaması yüzünden su karışmak. Gözler kardan rahatsız olmak.

GARINCIMAK

Ses bağırmaktan ya da hastalıktan kısılarak kalınlaşıp, incelmek.

GARINCALANMAK

Karıncalanmak, uyuşmak.

GARIŞIKLIK

Karışıklık, bozgunluk.

GARILMAK

Ses bağırmaktan ya da hastalıktan kısılarak kalınlaşıp, incelmek. Bir iş içinde bocalayıp kalmak: Bir sürü çocuğun içinde garıldım kaldım. Büyümek, olgunlaşmak. Cinsi ilişkide bulunmak (insan ve hayvan için). Karıştırılmak.

GARIMCA

Karınca.

  -   -   -  

Anlamında GARI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GARI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

HAŞLAH

Sıcak rüzgarın etkisiyle kuruyup cılız kalan tahıl, meyve ve benzerleri şeyler.

ÇEKİNCEK

Utangaç, çekingen olan kimse: Öyle çekincek ki yüzüne baksan buğur buğur terler. Çekincenliğinden ile, güne garışmaz. Tetik: Senin tüfeğin çekinceği kırılmış.

NENEŞ

Çok yaşlı: Neneş bir garı.

EKİRLER

Oralar: Ekirler nacab oluyor garı.

GARIŞ

İlenç. Karış (uzunluk için): Benim boyum yirmibeş garıştan fazladır. Eski türkçe karış: karış. Karış. Karış, ölçü birimi.

GARIMAK

Bir kimseyi ya da malı başkasına kötülemek: Hasan, Ahmet'i garıdı. Oyun bozmak: Ayşe'yi oyuna almıyalım. O çok garıyor. İşe yaramaz olmak, eskimek: Hayvanın nalı garıdı, yeniletiver. İşler üst üste yığılmak: İşler garıdı, altından nasıl çıkacağız bakalım. Tarlada ürünler fazlaca olgunlaşıp, kendiliğinden dökülmek, boşa gitmek. Usanmak, bıkmak. Karın. İşkembe. Suya batmak, suya boğmak. Yaşlanmak: Gurumuş, garıhmış kimi yeri çürümüş.

GARIK

Tarh, bölüm (tarla için): On garık patlıcan ektik. Bahçe ve bostanlarda, sulama için açılan ark, hendek. Baharda erken yetişmesi için dikilen soğan: Tarlaya garık diktim. Pirinç ekilen yer. Artık, bundan böyle.

GARIH

Tarh, bölüm (tarla için). Bahçe ve bostanlarda, sulama için açılan ark, hendek. Sınır çizgisi; tarlayı garıh etmek. Eski türkçe karak: göz ağrısı; kara bakmaktan gözlerin kızarıp iyi görememesi. Karık, sebze ekilmek için hazırlanmış olan yer.

İŞKİM

Yeter ki: Ben onun hakkından gelürdüm işkim sen garışmasan.

ÇALGARIŞ

Karışık, bozuk: Hava çalgarış.

SOMSAVURMAK

Esen rüzgarın yardımıyla küçük yabalarla ürünü samanından ayırmak. (Amasya).

ENGARI

Çok bilgili kadın: Ayol bu sizin çocuk engarı be.

DARDAR

Geveze: Pek dardar bir garıdır, çenesini açtırma şunun. Gevezelik: Sus gayri, hep senin dardarını mı dinleyecek herkes.

SİNSİZ

İnatçı, sinirli, sert yaradılışlı kişi : Sinsiz herif, dün gine garısını döğmüş.

HULİCE

Güney rüzgarı, bozyel.

GARIM

İki teneke suyla un karıştırılarak yapılan hamur: Üç garım ekmek yaptık. Tınazdan, savrulmak için ayrılan bir parça.

SIYIRGI

Lüle taşı işlemeciliğinde kullanılan bir tür bıçak. 1.Harmanda sap toplamaya yarayan bir çeşit araç. 2.Gübre atmaya yarayan büyük kürek. 3.Hamur kazımaya yarayan araç. 4.Ağaç kabuğu sıyıran iki kulplu araç. 5.Çamur sıyırmaya yarayan araç. 6.Kayış üstüne çizgi yapmakta kullanılan bir çeşit araç. Hasır dokuma aygıtında ipleri tutan ağaç. Bit ve yumurtalarından temizlemek için tarağın dişlerine iplik geçirerek saçı tarama işi. Haşlanmış taze fasulye. 1.Orakla biçilen ekin. 2.İyi ekin. 3.Ekin tutamlarının bir doğrultu da biçilmesi : Veli dayının sıyırgısı bu. 4.Biçilmiş otların yaptığı sıra. Büyük orak. Kar küremekte kullanılan tahta araç. Orakla bir vuruşta biçilen ekin, ot. Saçı bit ve yumurtalardan temizlemek için tarağın dişlerine iplik geçirerek yapılan tarama. Kar sıyırmaya, kürümeye yarayan kürek: Garını sıyırgıyla atardıh. Kayışları yumuşatmakta kullanılan tahta araç. Tahta yontulan araç. Harman yerinde harmanlanmış ekin, saman ve kalan artıkları toplayan üçgen ya da dörtgen biçiminde bir ağız ile uzun saptan oluşan tahta araç. Sıyırmaya yarayan aygıt.