Kelimeler arşivi içinde; başında "fark" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. fark ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu fark ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde fark olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
FARKLILAŞTIRMAK
FARKLILAŞTIRMA
FARKSIZLAŞMAK
FARKLILAŞMAK, FARKSIZLAŞMA
FARKINDALIK, FARKLILAŞMA
FARKSIZLIK
FARKLILIK, FARKSIZCA
FARKLICA
FARKSIZ
FARKIT, FARKLI
FARK
FARK
Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, ayrım, nüans. Çıkarma işleminin sonucu. Ayrım.
FARKSIZLAŞMAK
Farksız duruma gelmek.
FARKIT
Çok eskimiş, ele alınacak yeri kalmamış eşya.
FARKSIZLAŞMA
Farksızlaşmak işi.
FARKLILAŞTIRMAK
Farklı duruma getirmek.
FARKSIZLIK
Farksız olma durumu, ayrımsızlık.
FARKLILAŞTIRMA
Farklılaştırmak işi.
FARKLILAŞMAK
Farklı duruma gelmek, ayrımlaşmak.
FARKSIZ
Farkı olmayan.
FARKSIZCA
Farksız bir biçimde.
FARKLICA
Biraz farklı. (farklı'ca) Farklı bir biçimde.
FARKLILAŞMA
Farklılaşmak işi, ayrımlaşma. Ayrımlaşma.
FARKLI
Farkı olan, aralarında fark bulunan, değişik, ayrımlı.
FARKLILIK
Farklı olma durumu, ayrımlılık, başkalık. Doğal, toplumsal ve bilince dayanan her olay ve olguyu bütün ötekilerden ayıran özellik.
FARKINDALIK
Farkında olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde FARK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AŞK
Aşk hakkında çok fazla tanımlama yapılmıştır. Burada hepsinden bahsedersek, sayfalar dolusu metinler yazmamız gerekir. O yüzden, bu sayfada, diğer sayfalardaki tanımlamalardan farklı olarak, sadece aşk ve aşka benzer kelimelerin tanımını vererek, esas anlamını size bırakıyoruz.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AYRIMSIZ
Ayrımlı olmayan, aynı, farksız.
AYRIMSAMAK
Bir şeyi anlamak, bir şeyi görmek, fark etmek.
ADAPTÖR
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.
AYRIMSIZLIK
Ayrımsız olma durumu, farksızlık.
ASİMİLASYON
Özümleme. Benzeşme. Farklı kökenden gelen azınlıkları veya etnik grupları, bunların kültür birikimlerini, kimliklerini baskın doku ve yapı içinde eriterek yok etme.
AYRIM
Ayırma işi, tefrik. Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, fark. Bir veya daha çok sahne içinde geliştirilip olayın tamamlanmış bir parçasını veren film bölüğü. Cinsleri ve türleri birbirinden ayıran ana karakter, fark. Alt bölüm. Ayrılma noktası.
AYMAZ
Çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan, sezmeyen (kimse), gözü bağlı, gafil, bilgisiz.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
AYIRTI
Aynı cinsten olan şeyler arasındaki ince fark, çalar, nüans.
AYRIMLI
Ayrımı olan, aralarında ayrım bulunan, değişik, farklı.
AYRIŞIM
Ayrışma işi. Farklılık.
AYRIMLILIK
Ayrımlı olma durumu, farklılık.
AYMAZLIK
Çevresinde olup bitenlerin farkına varamama durumu, aymaza yakışacak durum, gafillik, gaflet, dalgı.
AYRIMLAŞMAK
Ayrımlı duruma gelmek, farklılaşmak.
AYRIMLAŞMA
Ayrımlaşmak işi, farklılaşma. Hücrelerin veya canlı organizmaların işlevlerine veya yaşayış türlerine ilişkin yapısal nitelik kazanması, farklılaşma. Bir iç kayanın katılaşması sürecinde yer ve zamana göre ayrımların ortaya çıkması, farklılaşma.
ALTERNATİF
Seçenek. Karşı. Dalgalı. Değişik, farklı. Almaşık.
AYIRMAK
Bölmek. Farklı davranmak, fark gözetmek. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. Seçmek. Bir yeri bir engelle bölmek. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek.
AVERAJ
Ortalama. Sayı farkı.