Kelimeler arşivi içinde; sonunda "eşi" olan, toplam 28 adet kelime bulunmaktadır. Sonu eşi ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında eşi olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde eşi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ÜZÜMGÜNEŞİ
YAZGÜNEŞİ
YEMENEŞİ
UŞAKEŞİ, MÜRTEŞİ, KÜLLEŞİ, GANYEŞİ, YELTEŞİ, SÖYLEŞİ
HABEŞİ, HAMEŞİ, KÖTEŞİ, LEKEŞİ, LÖKEŞİ, YAVEŞİ, ÜÇPEŞİ, PETEŞİ, SİNEŞİ, SÜTEŞİ
YEŞİ, TEŞİ, ŞEŞİ, PEŞİ, NEŞİ, KEŞİ, DEŞİ, BEŞİ
EŞİ
EŞİ
Ekşi. Salça. Yahu anlamında: Eşi get de. Nemli yerlerde biten bir çeşit ot.
HAMEŞİ
Kaynamış sütün üzerindeki kaymak.
KÖTEŞİ
Ihlamur kabuğundan örülmüş araba döşemesi, araba yatağı.
UŞAKEŞİ
Dölyatağı.
YAZGÜNEŞİ
Şanlıurfa kenti, Viranşehir belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
YAVEŞİ
Huysuz hayvanlara nal çakılırken burunlarına takılan ağaç kıskaç.
GANYEŞİ
Yaprakları kamış yaprağına benzeyen, sulak yerlerde biten zehirli bir ot.
LÖKEŞİ
Çulluk kuşu.
ÜZÜMGÜNEŞİ
İnce uzun gövdeli, ön kanatlı ve ince duyargalı küçük kelebek.
SÖYLEŞİ
Arkadaşça, dostça karşılıklı konuşma, hasbihâl, sohbet. Bir bilim veya sanat konusunu, konuşmayı andıran biçimde inceleyerek anlatan edebiyat türü, sohbet. Belli bir konuda alanla ilgili kişilerin katıldığı bilgilendirme toplantısı.
HABEŞİ
Etiyopyalı. Habeşistan'da yapılan eski bir yazı kâğıdı türü.
KÜLLEŞİ
Yumurta.
MÜRTEŞİ
Rüşvet yiyen kimse.
YELTEŞİ
Dayanışmayla, birbirine bakıp özenerek: Bu işler yelteşi yapılır.
LEKEŞİ
Tıpkısı, özdeşi.
YEMENEŞİ
Kahve.
Bu bölümde tanımı içerisinde EŞİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇIORTAY
Bir açıyı, ölçüleri birbirine eşit olan iki açısal bölgeye ayıran doğru parçası.
ALDATMAK
Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.
AKŞAMÜSTÜ
Güneşin battığı sıralarda, akşama doğru, akşam yaklaşırken, akşamüzeri.
AÇILAMA
Güç bir sahnenin çeşitli açılardan çekiminin yapılması.
AD
Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim, nam. Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime, isim. Sayma. Sayılma. Herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma durumu.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).
ACEMKÜRDİ
Klasik Türk müziğinde birleşik bir makam.
AKSESUAR
Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.
ACEMBUSELİK
Klasik Türk müziğinde kullanılan birleşik bir makam.
AJİTE
"Körüklemek; duygu sömürüsü yapmak" anlamlarındaki ajite etmek birleşik fiilinde ve "çırpıntıya uğramak" anlamındaki ajite olmak teriminde geçen bir söz.
ALBÜMİN
Bitkilerin, hayvanların doku ve sıvılarında bulunan, birleşimi karbon, oksijen, azot, hidrojen ve kükürt olan, suda eriyen, beyaza yakın renkte, yapışkan özellikte bir protein.
ACUR
Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, yeşil veya sarımtırak, üzeri yeşil lekeli, irice bir meyve (Cucumis flexuosus).
AGLÜTİNASYON
Kümeleşim.
AHRETLİK
Ahret kardeşi olan kadınlardan her biri. Öbür dünyada karşılığı görüleceğine inanarak yapılmış olan (iş veya iyilik). Besleme kız, beslek.
AFET
Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.
AFİŞE
"Açığa vurmak, belirtmek; duyurmak, dile düşürmek, reklam etmek; açıklamak" anlamlarındaki afişe etmek, "bir kimse bilinmeyen bir yönüyle tanınmak" anlamındaki afişe olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz. Açıklanmış.
ACYOCU
Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse.
AKRAN
Yaş, meslek, toplumsal durum vb. bakımından birbirine eşit olanlardan her biri, boydaş, böğür, taydaş, öğür.
AKARLAR
Gövdeleri halkasız, başları göğüsle birleşik, ağız yapıları ısırıcı, sokucu veya emici örümceğimsiler takımı.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.