Kelimeler arşivi içinde; başında "eşi" olan, toplam 51 adet kelime bulunmaktadır. eşi ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu eşi ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde eşi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
EŞİTLEYEBİLMEK
EŞİTLEYEBİLME, EŞİTLEŞTİRMEK
EŞİZLEŞTİRME, EŞİTLEŞTİRME
EŞİRGENMEK, EŞİTTURMEK, EŞİTSİZLİK, EŞİTLEŞMEK, EŞİTLENMEK
EŞİTLENME, EŞİZLENME, EŞİTLEMEK, EŞİVERMEK, EŞİTÇİLİK, EŞİTLEŞME
EŞİTLEME, EŞİVERME, EŞİKTAŞI
EŞİTLİK, EŞİLMEK, EŞİŞLEV, EŞİKLİK, EŞİTMEK, EŞİTSİZ, EŞİNMEK, EŞİNGEN, EŞİMİNE, EŞİMCİK
EŞİKLİ, EŞİMEK, EŞİLME, EŞİZEN, EŞİTÇİ, EŞİMİK, EŞİREF, EŞİNME, EŞİRAN, EŞİRAF
EŞİCE, EŞİNE, EŞİRA, EŞİRE
EŞİR, EŞİK, EŞİH, EŞİZ, EŞİN, EŞİT, EŞİM
EŞİ
EŞİ
Ekşi. Salça. Yahu anlamında: Eşi get de. Nemli yerlerde biten bir çeşit ot.
EŞİTTURMEK
Duyurmak, sesini duyurmayı başarmak.
EŞİTLEŞMEK
Eşit duruma gelmek.
EŞİTÇİLİK
İnsanların özellikle hukuk, siyaset ve ekonomi bakımlarından eşitliğini isteyen öğretilerin genel adı, müsavatçılık.
EŞİVERMEK
Çabucak veya ansızın eşmek.
EŞİTLEYEBİLME
Eşitleyebilmek işi.
EŞİTLEŞTİRME
Eşitleştirmek işi.
EŞİTLEMEK
Eşit duruma getirmek.
EŞİZLENME
Bir özdeciğin, belirli bir eşiz yapısından başka bir eşiz yapısına dönüşmesi olayı.
EŞİTSİZLİK
İki veya daha çok şeyin eşit olmaması durumu, müsavatsızlık.
EŞİTLENMEK
Birbiriyle eşit duruma gelmek.
EŞİTLEYEBİLMEK
Eşitleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
EŞİZLEŞTİRME
Bileşimleri özdeş olan molleküllerden, uzayda ayrı dizilenleri oluşturma.
EŞİRGENMEK
Kıskanmak, çekememek. Sevişmek: Bu iki komşu çok esirgenirler. Can sıkıntısını gidermek için herhangi bir kimse ile dertleşmek, konuşmak. Yoldaşlık etmek, birbirinin elinden tutmak, eş olmak: Bu çiftlikde kimse yok, onunla esirgenerek oturabilirsek oturacağız. Konuşmaya hazır bir halde yutkunup durmak. Oyalanmak. Alışmak, kendine eş tutmak, arkadaşlık etmek.
EŞİTLENME
Eşitlenmek işi.
EŞİTLEŞTİRMEK
Eşit duruma getirmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde EŞİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AJİTE
"Körüklemek; duygu sömürüsü yapmak" anlamlarındaki ajite etmek birleşik fiilinde ve "çırpıntıya uğramak" anlamındaki ajite olmak teriminde geçen bir söz.
AKRAN
Yaş, meslek, toplumsal durum vb. bakımından birbirine eşit olanlardan her biri, boydaş, böğür, taydaş, öğür.
AGLÜTİNASYON
Kümeleşim.
ACYOCU
Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AÇIORTAY
Bir açıyı, ölçüleri birbirine eşit olan iki açısal bölgeye ayıran doğru parçası.
ACUR
Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, yeşil veya sarımtırak, üzeri yeşil lekeli, irice bir meyve (Cucumis flexuosus).
ACEMBUSELİK
Klasik Türk müziğinde kullanılan birleşik bir makam.
AÇILAMA
Güç bir sahnenin çeşitli açılardan çekiminin yapılması.
ACEMKÜRDİ
Klasik Türk müziğinde birleşik bir makam.
ALBÜMİN
Bitkilerin, hayvanların doku ve sıvılarında bulunan, birleşimi karbon, oksijen, azot, hidrojen ve kükürt olan, suda eriyen, beyaza yakın renkte, yapışkan özellikte bir protein.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).
AKŞAMÜSTÜ
Güneşin battığı sıralarda, akşama doğru, akşam yaklaşırken, akşamüzeri.
AHRETLİK
Ahret kardeşi olan kadınlardan her biri. Öbür dünyada karşılığı görüleceğine inanarak yapılmış olan (iş veya iyilik). Besleme kız, beslek.
AFİŞE
"Açığa vurmak, belirtmek; duyurmak, dile düşürmek, reklam etmek; açıklamak" anlamlarındaki afişe etmek, "bir kimse bilinmeyen bir yönüyle tanınmak" anlamındaki afişe olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz. Açıklanmış.
AKARLAR
Gövdeleri halkasız, başları göğüsle birleşik, ağız yapıları ısırıcı, sokucu veya emici örümceğimsiler takımı.
ALDATMAK
Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.
AFET
Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.
AD
Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim, nam. Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime, isim. Sayma. Sayılma. Herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma durumu.
AKSESUAR
Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.