Kelimeler arşivi içinde; başında "eğil" olan, toplam 17 adet kelime bulunmaktadır. eğil ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu eğil ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde eğil olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
EĞİLEBİLMEK
EĞİLEBİLME
EĞİLİMSİZ
EĞİLTMEK, EĞİLİMLİ
EĞİLBAŞ, EĞİLMEZ, EĞİLMEK, EĞİLLER, EĞİLCEN, EĞİLCAN
EĞİLİM, EĞİLİC, EĞİLİŞ, EĞİLME, EĞİLCE
EĞİL
EĞİL
Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri.
EĞİLİC
Kıvrıntı, büküntü.
EĞİLBAŞ
Testi.
EĞİLİMLİ
Eğilimi olan, istekli, meyyal, mail, tandanslı.
EĞİLİM
Bir şeyi sevmeye, istemeye veya yapmaya içten yönelme, meyil, temayül. Para piyasalarında zamanla oluşan değişim, alım satım işlemleriyle ilgili iniş çıkış seyri. Belirli bir siyasi görüşe veya düşünceye yakın olma durumu, tandans.
EĞİLCAN
Hayvanlara dadanan, eğri belli, boz renkli bir çeşit sinek, sığır sineği, büğelek.
EĞİLMEK
Bir yana doğru eğik duruma gelmek. Başkasının baskısını veya egemenliğini benimsemek, kabul etmek. İnsan, bir işi yapmak için belini eğmek. Bir işi önemseyip ele almak.
EĞİLEBİLMEK
Eğilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
EĞİLEBİLME
Eğilebilmek işi.
EĞİLİŞ
Eğilme işi.
EĞİLLER
İzmir ili, Turanlı nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
EĞİLCEN
Hayvanlara dadanan, eğri belli, boz renkli bir çeşit sinek, sığır sineği, büğelek.
EĞİLMEZ
Başkasının baskısını ve üstünlüğünü kabul etmeyen, baş eğmeyen.
EĞİLİMSİZ
Eğilimi olmayan.
EĞİLTMEK
Kandırmak, inandırmak, kendi sözüne getirmek.
EĞİLME
Eğilmek işi. Yerin manyetik alanında bulunan serbest mıknatıslı bir iğnenin doğrultusu ile yatay düzlem arasındaki açı. Bir doğrunun, bir başka doğruya veya düzleme göre eğik olması.
Bu bölümde tanımı içerisinde EĞİL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BİREYCİLİK
Bireylerin yararlarını toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğreti, tutum veya politikaların genel adı, ferdiyetçilik, individüalizm. Bütüne, genele değil de bireye, tek olana üstünlük tanıyan görüş, ferdiyetçilik, individüalizm.
BÜKÜLMEK
Bükme işine konu olmak, katlanmak. Yönelmek. Eğilmek. İplik eğrilmek.
BADİKLEŞMEK
Ördek gibi sağa sol yalpa vurarak yürüme eğilimi göstermek.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
AĞMAK
Sarkmak, aşağıya inmek. Yük vb. şeyler bir yana eğilmek. Yükselmek, yukarı doğru çıkmak.
CEREYAN
Bir yöne doğru akma, akış, akıntı. Bir şeyin gelişme, olma durumu. Aynı eğilimde olan, aynı görüşü paylaşan kimselerin oluşturduğu hareket. Akım.
AHLAKÇILIK
Ahlakı bir araç değil, bir amaç sayan öğreti, törelcilik, aktörecilik, moralizm.
BÜKÜLGEN
Kolay eğilip bükülen. Bükünlü.
DALMA
Dalmak işi. Güreşçinin ayaktayken birden eğilerek rakibinin bacaklarını kapması.
ALMAŞIK
İki veya daha çok şeyin sıralanmasında karşılıklı değil, aralıklı olarak sağda ve solda yerleşmiş olan. Almaşlı olarak işleyen, mütenavip, alternatif.
BAZOFİL
Baz veya bazik alkali özelliği üstün olan bitki. Baz veya bazik boyalara karşı eğilimi olan.
DİDİŞİM
Konuşma ve tartışmayı bir araç değil, bir amaç sayan felsefe yöntemi, eristik.
AKILCILIK
Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.
BÜKÜK
Bükülmüş, eğilmiş olan.
AYNI
Benzer. Eski durumunda kalmış, değişmemiş. Aralarında ayrım olmayan. Başkası değil, yine o.
DEVLETÇİLİK
Bir milletin yönetimle ve ekonomiyle ilgili işlevlerinin devletçe birleşik bir yönetim altında bütünleştirilmesi siyaseti ve öğretisi, erkincilik karşıtı. Genellikle devleti töre, kültür, hukuk vb.nin kaynak ve taşıyıcısı olarak görme eğilimi.
ÇİLECİLİK
Dinî amaçlarla ve törelere bağlı olarak doğal eğilimleri ve beden isteklerini yenmek için isteyerek acı çekme.
AMATÖR
Bir işi para kazanmak için değil, yalnız zevki için yapan, hevesli, meraklı (kimse), özengen, profesyonel karşıtı. Bir işi meslek veya alan uzmanı olmadan yapan. Beceriksiz. Acemi.
ÇEKİMSER
Oy vermekten, eğilim göstermekten veya bir şey yapmaktan kaçınan, kararsız, taraf olmayan (kimse), müstenkif.
BİTNİK
Genel davranışları ve hırpani giysileri ile toplum hayatından kopma eğilimi gösteren ve toplum dışında bir yaşantısı olan genç.