EĞDİ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "eğdi" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. eğdi ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu eğdi ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde eğdi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

EĞDİREBİLMEK

11 harfli kelimeler

EĞDİREBİLME

10 harfli kelimeler

EĞDİLENMEK

9 harfli kelimeler

EĞDİLEMEK, EĞDİRTMEK

8 harfli kelimeler

EĞDİRMEK, EĞDİRTME

7 harfli kelimeler

EĞDİRİŞ, EĞDİRME

4 harfli kelimeler

EĞDİ

Bazı kelimelerin anlamları

EĞDİ

Yüksek dallardaki meyveleri toplamaya yarayan çatal ağaç. Sebze diplerindeki otları kesmeye ve sebzelerin diplerini kabartmaya yarayan bir çeşit çapa. Ağaç kaşıkların içini oymaya yarayan bir çeşit araç. Sakaların kullandıkları su omuzluğu. Peteklerden bal almakta kullanılan eğri uçlu demir araç. Kaşık, kepçe ve tabak yapmak için kullanılan ağız kısmı yarım ay biçiminde araç. (Çınarlık Çarşamba Samsun; Kuzköy Akkuş Ordu). Ağaç, oymakta kullanılan oluklu âlet. Ucu eğri ağaç, gelberi.

EĞDİRTME

Eğdirtmek işi.

EĞDİLEMEK

Yünü büküp iplik yapmak.

EĞDİREBİLME

Eğdirebilmek işi.

EĞDİLENMEK

Zayıflamak, incelmek.

EĞDİRMEK

Eğik duruma getirmek, getirtmek.

EĞDİREBİLMEK

Eğdirme imkânı veya olasılığı bulunmak.

EĞDİRME

Eğdirmek işi.

EĞDİRİŞ

Eğdirme işi.

EĞDİRTMEK

Eğdirme işini yaptırmak.

  -   -   -  

Anlamında EĞDİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EĞDİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

TUTTURMAK

Tutmasını sağlamak. Takip etmek. Hedefe vardırmak, değdirmek, isabet ettirmek. Çivi, toplu iğne, çengelli iğne vb. ile iliştirmek, bağlamak. Aklına koyup direnmek, ısrar etmek. Bir işe başlayıp sürdürmek, bir şeyi yapmakta olmak.

NANİK

Başparmağı burna değdirip öteki parmakları açarak ve sallayarak yapılmış olan alay işareti.

DEĞDİRİŞ

Değdirme işi.

KÖPRÜ

Herhangi bir engelle ayrılmış iki yakayı birbirine bağlayan veya trafik akımının, başka bir trafik akımını kesmeden üstten geçmesini sağlayan ahşap, kâgir, beton veya demir yapı. İki şey arasında bağ veya ilişkiyi sağlayan şey. Olmayan dişlerin yerini tutmak veya takma dişleri ağızdaki dişlere sağlam tutturmak amacıyla yapılmış olan diş protezi. Güreşte omuzları yere değdirmemek için ayakları ve alnı yere dayayıp beli yukarı kaldırarak alınan durum, güreşçi köprüsü. Vücudun, sırt yere dönük olarak el, baş veya diz yere dayanarak yay biçimi aldığı durumu. Geminin önünü iyice görecek bir yükseklikte, sancaktan iskeleye kadar kurulan kumanda yeri.

NANİKLEMEK

Başparmağı burnun ucuna değdirip diğer parmakları sallayarak alay işareti yapmak.

AKEN

Alt durumlu ovaryumlarda meydana gelen, perikarpın tohumun testasına sıkıca değdiği fakat tohumdan ayrı olduğu, küçük, kuru bir tohumlu meyve. Kapçık meyve.

DEĞİRMEK

Duyurmak, bildirmek, ulaştırmak. Değdirmek, dokundurmak.

GEZDİRMEK

Birinin gezmesini sağlamak, dolaştırmak. Tanıtmak amacıyla dolaştırmak. Herhangi bir biçimde giydirmek. Sürterek, değdirerek hareket ettirmek. Bir şeyi başka bir şeyin üzerinde dolaştırarak dökmek. Bir şeyi herkesin alması için dolaştırmak, sunmak.

İS

Dumanın değdiği yerde bıraktığı kara leke. Yakıtın tam yanmamasından oluşan, dumanla yükselen kömürleşmiş tanecikler. Sürme.

MUFLA

Cisimleri, aleve değdirmeden ateşin etkisine uğratmak için kullanılan büyük toprak kap. Porselen fırını.

SÜRMEK

Yönetip yürütmek, sevk etmek. Devam etmek. Zaman geçmek. Oturduğu, bulunduğu yerden, ülkeden ceza olarak başka bir yer ya da ülkeye göndermek, nefyetmek. Herhangi bir durum içinde bulunmak. Bir maddeyi bir yüzey üzerine ince bir tabaka olarak yaymak, dökmek, serpmek. Bitki, ot yetişip ortaya çıkmak, bitmek, yeşermek. Zaman almak. Olmaya devam etmek. Önüne katıp götürmek. Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarmak. Pulluk veya sabanla toprağı işlemek. Bir malı satışa sunmak, piyasaya çıkarmak. Dokundurmak, değdirmek. Uzatmak, ileri doğru itmek. Yasal olmayan yolla piyasaya para çıkarmak.

ELEKTRİKLEMEK

Üzerinde elektrik gücü bulunmayan bir iletkene, elektrikli başka bir iletkeni yaklaştırmak veya değdirmek yoluyla elektrik gücü vermek. Etkilemek.

ELİMSENDE

Çocukların birbirine el değdirerek diğer arkadaşını ebe yapma amacıyla oynadıkları bir oyun.

DEĞDİRME

Değdirmek işi.

NET

Bütün çizgileri belirgin olan, gözün bütün ayrıntılarıyla algılanan, iyi görünen. İyi duyulan (ses). Açık seçik olan, anlaşılmaz yanı bulunmayan. Tenis, masa tenisi gibi oyunlarda servis atışlarında topun karşı sahaya geçerken fileye değdiğini belirtmek için kullanılan bir söz. Kesintilerden sonra geri kalan miktarda olan, safi.

DEĞDİREBİLME

Değdirebilmek işi.

DEĞER

Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü.

BULAMAK

Bir nesnenin her yanını bir şeye değdirerek üstünü onunla kaplamak, bir nesneyi başka bir maddeye batırmak.

ZORLAMAK

Birine bir şey yaptırmak amacıyla güç kullanmak, boyun eğdirmeye çalışmak, zor kullanmak, mecbur etmek. Üstelemek, ısrar etmek. Açılması, kırılması, sökülmesi gereken şeyler için güç kullanmak.

ÖPMEK

Sevgi, saygı, bağlılık, teşekkür belirtmek amacıya dudaklarını bir şeye veya birine değdirmek.