ERAZİ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "erazi" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. erazi ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu erazi ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde erazi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ERAZİ

Arazi.

  -   -   -  

Anlamında ERAZİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ERAZİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ABRE

Teraziyi dengeye getirmek için hafif olan kefeye konulan taş, demir, çivi gibi ağırlık. Dara. Tezgâhtan yeni çıkan kumaşı islâh etmek üzere yapılan bir ameliye: Kumaşı abreye verdim. Biraz daha, ha gayret anlamında: Abre, şu yükü devirelim.

VEZNE

Banka vb. kurum ve kuruluşlarda para alınıp verilen yer. Terazi.

VEZNECİ

Banka vb. kurum ve kuruluşlarda para alıp veren görevli, veznedar. Terazi yapan ya da satan kimse.

AĞDURMAK

Yöneltmek, tevcih etmek. Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.

BAROSKOP

Havanın içinde bulunduğu cisimlerin ağırlığı üzerine yaptığı hafifletici etkiyi gösteren ve havası boşaltılabilen bir fanus içinde terazisi bulunan fizik cihazı.

AGDIRMAK

Bir şeyi eğmek, meylettirmek, çekmek. Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.

AKREP

Akreplerden, sıcak ve nemli yerlerde yaşayan, kıvrık ve kalkık kuyruğunda zehirli iğnesi olan bir tür böcek, kuyruklu (Scorpio). Zodyak üzerinde Terazi ile Yay arasında yer alan takımyıldızın adı. Saatin iki ibresinden küçüğü.

TERAZİLEME

Terazilemek işi.

ABRALI

Dengeli, muvazeneli (terazi). Ayarsız, dengesiz (terazi): Bu terazi abralıdır.

DARA

Kabıyla birlikte tartılan bir nesnenin kabının ağırlığı. İçinde yük taşınan aracın boş durumdaki ağırlığı. Terazide dengeyi sağlamak için hafif gelen kefeye ağırlık olarak konulan taş, demir, çivi vb., abra.

TESVİYERUHU

Su terazisi.

TERAZİ

Bir kolun iki ucuna asılı iki kefeden oluşan tartı, mizan. Su terazisi. Elektronik tartma aracı. Zodyak üzerinde Başakla Akrep arasında bulunan takımyıldızın adı. İp cambazlarının dengeyi sağlamak için kullandıkları uzun sırık. Vücudun, asılarak veya dayanarak yere paralel bulunduğu denge duruşu.

MİZAN

Terazi. Tartı, ölçü aleti. Sağlama. Ölçü. Bir tüccarın, ticari durumunu, işinin genel sonucunu gösteren, belirli zamanlarda yaptığı hesap özeti.

ZODYAK

Gök küresinde Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova, Balık takımyıldızlarının eşit aralıklarla dağıldığı kuşak, Burçlar Kuşağı.

AĞADIRMAH

Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.

KEFE

Terazi gözlerinden her biri. Semercilerin atların tüylerini parlatmak için kullandığı bir araç türü.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

KAZAYAĞI

Ispanakgillerden, yaprakları kaz ayağına benzeyen bir bitki (Chenopodium). Çok kollu çengel. Çaprazlama yapılmış olan teyel, Hristo teyeli. İki ayrı yolun birleşip tek yol hâline geldiği kavşak. Bu renkte olan. İki ucundan herhangi bir yere bağlanmış bir halatın, başka bir halatla ortasından terazilenmiş durumu. Açık turuncu renk.

GÖZ

Görme organı, basar. Bakış, görüş. Çekmece. Delik, boşluk. Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak. Bölüm, hane. Bazı deyimlerde, görme ve bakma. Oda. Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı. Terazi kefesi. Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri. Nazar. Bazı yaraların uç bölümü.

AĞDIRMAK

Ağmasına sebep olmak. Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.