Kelimeler arşivi içinde; sonunda "edir" olan, toplam 24 adet kelime bulunmaktadır. Sonu edir ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında edir olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde edir olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
YAĞCIBEDİR
YENİBEDİR, DELİBEDİR, ESKİBEDİR, KARABEDİR
MUKTEDİR, ALABEDİR, BAŞSEDİR, MELHEDİR, MÜHDEDİR
LEBEDİR, ŞÜNEDİR, ŞUNEDİR, NÜŞEDİR, NİŞEDİR, NEBEDİR, AKSEDİR, ÇİNEDİR
MEDİR, NEDİR, GEDİR, SEDİR, BEDİR
EDİR
EDİR
Zayıf, hastalıklı.
ALABEDİR
Amasya kenti, Suluova ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
NÜŞEDİR
Özür, kusur.
YAĞCIBEDİR
Balıkesir ili, Bigadiç belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
NİŞEDİR
Özür, kusur.
LEBEDİR
Kayıp.
MÜHDEDİR
Arapça kökenli muktedir: muktedir.
YENİBEDİR
Kırklareli ili, Lüleburgaz ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
MELHEDİR
Kapaklı bakır sahan, küçük sahan.
MUKTEDİR
Erkli.
ESKİBEDİR
Kırklareli şehrinde, Lüleburgaz belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
BAŞSEDİR
Bir odanın en iyi yeri: Şuna bak, geçmiş başsekiye oturagomuş.
ŞÜNEDİR
Leke, suç, kusur.
KARABEDİR
Afyon ilinde, Dombayova nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
DELİBEDİR
Tekirdağ ili, Susuzmüsellim bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
ŞUNEDİR
Mimli.
Bu bölümde tanımı içerisinde EDİR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.
BESİ
Yaşatmak ve geliştirmek için gereken besinleri yedirip içirme işi. Bir şeyi istenilen durumda tutmak veya oturtmak için kullanılan takoz vb. şeyler.
ASINTI
Bir işi hemen yapmayıp bekleterek geri bırakma, tehir, tavik. Sırnaşan, tebelleş olan kimse. Birini tedirgin edecek kadar üzerine düşme.
ÇAMUR
Su ile karışıp bulaşır ve içine batılır duruma gelmiş toprak, balçık. Sataşkan, çevresini tedirgin eden, sulu, arsız (kimse). Yapı işlerinde kullanılan çeşitli malzemeden oluşmuş harç.
DOKUNMAK
Nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb. niteliklerini derinin altındaki sinir uçları aracılığıyla duymak, değmek, el sürmek, temas etmek. Almak, kullanmak, el sürmek. Karıştırmak. Onur, anlayış vb. ile uyuşmaz bir durum ortaya çıkmak. İnsanın içine işlemek, duygulandırmak, etkilemek, koymak, batmak. Hafifçe değmek. Sağlığını bozmak. Dokuma işi yapılmak. Tedirgin etmek, sataşmak. İlişkin, ilgili olmak, değinmek.
BULAŞMAK
Bir nesne, üzerine sürülen bir şey yüzünden kirlenmek. Hastalık geçmek, sirayet etmek. İstemeden veya rastlantı sonucu bir işe karışmak. İstenilmeyen bir madde bir şeye sürülmek. Çatmak, sataşmak, tedirgin etmek.
BESLEMEK
Yiyecek ve içeceğini sağlamak. Eklemek, katmak, çoğaltmak. Bir duyguyu gönülde yaşatmak. Bir şeyi korumak veya sağlamca durmasını sağlamak için çevresini veya altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek. Maddi yardım yapmak, desteklemek. Yetiştirmek. Yedirmek. Semirtmek.
DOLUNAY
Ay'ın tam bir daire olarak dolgun, parlak görüldüğü evre, ayın on dördü, bedir.
BOĞAZ
Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluşturan organlar, imik, kursak. Yiyeceği içeceği sağlanan kimse. İki kara arasındaki dar deniz. İki dağ arasında dar geçit. Yeme içme. Şişe, güğüm vb. kaplarda ağza yakın dar bölüm. Yedirip içirme yükümü, iaşe.
BATMAK
Bir sıvının üstündeyken içine gömülmek. Yıkılmak, egemenliği sona ermek. Saplanmak. Çökmek. Yok olmak. Dünya'nın dönüşü dolayısıyla Güneş, Ay ve yıldız ufkun altına inmek. Tedirgin etmemesi gereken şeyler tedirgin etmek. Hoşa gitmeyen bir duruma uğramak. Kirlenmek. İflas etmek. Daha kötü bir duruma uğramak. Dokunmak, incitmek.
AMENNA
"Öyledir, doğru, diyecek yok, inandık" anlamlarında bir onaylama sözü.
DİVAN
Yüksek düzeydeki devlet adamlarının kurduğu büyük meclis. Sedir. Meclis. Divan edebiyatı şairlerinin şiirlerini topladıkları eser.
DEDİRTME
Dedirtmek işi.
ASILMAK
Asma işi yapılmak veya asma işine konu olmak. Bir şey isterken karşısındakini tedirgin edecek derecede üstelemek, ısrar etmek, ileri gitmek. Bir yere tutunup sarkmak. Sonuna kadar mücadele etmek. Karşı cinsin ilgisini çekmek için rahatsız edici davranışlarda bulunmak. Hızla eline almak. Tutup çekmek. Boynuna ip geçirip sallandırılarak öldürülmek, idam edilmek.
BİZAR
Tedirgin, bezmiş, usanmış, bezginlik getirmiş bir biçimde.
BÜVE
Genellikle sığırlara saldıran, onların kanını emen, vızıltılarıyla tedirginlik yaratan sokucu sinek, büğelek, dızdız (Hypoderma bovis).
AŞEVİ
Lokanta. Düğün, nişan vb. toplantılarda, verilecek yemekleri hazırlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanılan yer. Yoksullara parasız yemek yedirilen veya dağıtılan yer, aşhane. Tekkelerde yemek pişirilen yer.
DEDİRME
Dedirmek işi.
BUNALMAK
Soluk alması güçleşmek. Çok sıkılmak, çok tedirgin olmak.
DIRLANMAK
Herkesi tedirgin edecek, bezdirecek biçimde söylenmek.