EDİR ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "edir" olan, toplam 13 adet kelime bulunmaktadır. edir ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu edir ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde edir olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

EDİRNELİLİK

10 harfli kelimeler

EDİRNEKARİ

9 harfli kelimeler

EDİRGUDUR

8 harfli kelimeler

EDİRNELİ, EDİRNENE, EDİRTMEK

7 harfli kelimeler

EDİRKÖY

6 harfli kelimeler

EDİRAF, EDİREK, EDİRİS, EDİRLİ, EDİRNE

4 harfli kelimeler

EDİR

Bazı kelimelerin anlamları

EDİR

Zayıf, hastalıklı.

EDİRNE

Türkiye'nin Marmara Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

EDİRNEKARİ

Tahta üzerine boya ve altın yaldız ile yapılan nakış.

EDİREK

Ateş karıştırmakta kullanılan demir araç.

EDİRGUDUR

Karmakarışık.

EDİRLİ

Ordu ili, Çamaş ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

EDİRKÖY

Tekirdağ ilinde, Saray ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

EDİRNENE

Bir çeşit çocuk oyunu.

EDİRNELİ

Edirne ilinden olan kimse.

EDİRTMEK

İnek sağılacağı zaman ya da biraz sağıldıktan sonra yavrularına emzirilmek.

EDİRİS

Adres.

EDİRNELİLİK

Edirneli olma durumu.

EDİRAF

Etraf. Arapça kökenli etraf: Çevre. Çevre.

  -   -   -  

Anlamında EDİR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde EDİR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BUNALMAK

Soluk alması güçleşmek. Çok sıkılmak, çok tedirgin olmak.

DIRLANMAK

Herkesi tedirgin edecek, bezdirecek biçimde söylenmek.

ÇAMUR

Su ile karışıp bulaşır ve içine batılır duruma gelmiş toprak, balçık. Sataşkan, çevresini tedirgin eden, sulu, arsız (kimse). Yapı işlerinde kullanılan çeşitli malzemeden oluşmuş harç.

BATMAK

Bir sıvının üstündeyken içine gömülmek. Yıkılmak, egemenliği sona ermek. Saplanmak. Çökmek. Yok olmak. Dünya'nın dönüşü dolayısıyla Güneş, Ay ve yıldız ufkun altına inmek. Tedirgin etmemesi gereken şeyler tedirgin etmek. Hoşa gitmeyen bir duruma uğramak. Kirlenmek. İflas etmek. Daha kötü bir duruma uğramak. Dokunmak, incitmek.

DOKUNMAK

Nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb. niteliklerini derinin altındaki sinir uçları aracılığıyla duymak, değmek, el sürmek, temas etmek. Almak, kullanmak, el sürmek. Karıştırmak. Onur, anlayış vb. ile uyuşmaz bir durum ortaya çıkmak. İnsanın içine işlemek, duygulandırmak, etkilemek, koymak, batmak. Hafifçe değmek. Sağlığını bozmak. Dokuma işi yapılmak. Tedirgin etmek, sataşmak. İlişkin, ilgili olmak, değinmek.

AKIN

Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.

BOĞAZ

Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluşturan organlar, imik, kursak. Yiyeceği içeceği sağlanan kimse. İki kara arasındaki dar deniz. İki dağ arasında dar geçit. Yeme içme. Şişe, güğüm vb. kaplarda ağza yakın dar bölüm. Yedirip içirme yükümü, iaşe.

DEDİRTME

Dedirtmek işi.

DEDİRME

Dedirmek işi.

ASINTI

Bir işi hemen yapmayıp bekleterek geri bırakma, tehir, tavik. Sırnaşan, tebelleş olan kimse. Birini tedirgin edecek kadar üzerine düşme.

BESİ

Yaşatmak ve geliştirmek için gereken besinleri yedirip içirme işi. Bir şeyi istenilen durumda tutmak veya oturtmak için kullanılan takoz vb. şeyler.

BÜVE

Genellikle sığırlara saldıran, onların kanını emen, vızıltılarıyla tedirginlik yaratan sokucu sinek, büğelek, dızdız (Hypoderma bovis).

ASILMAK

Asma işi yapılmak veya asma işine konu olmak. Bir şey isterken karşısındakini tedirgin edecek derecede üstelemek, ısrar etmek, ileri gitmek. Bir yere tutunup sarkmak. Sonuna kadar mücadele etmek. Karşı cinsin ilgisini çekmek için rahatsız edici davranışlarda bulunmak. Hızla eline almak. Tutup çekmek. Boynuna ip geçirip sallandırılarak öldürülmek, idam edilmek.

DİVAN

Yüksek düzeydeki devlet adamlarının kurduğu büyük meclis. Sedir. Meclis. Divan edebiyatı şairlerinin şiirlerini topladıkları eser.

DOLUNAY

Ay'ın tam bir daire olarak dolgun, parlak görüldüğü evre, ayın on dördü, bedir.

BİZAR

Tedirgin, bezmiş, usanmış, bezginlik getirmiş bir biçimde.

BESLEMEK

Yiyecek ve içeceğini sağlamak. Eklemek, katmak, çoğaltmak. Bir duyguyu gönülde yaşatmak. Bir şeyi korumak veya sağlamca durmasını sağlamak için çevresini veya altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek. Maddi yardım yapmak, desteklemek. Yetiştirmek. Yedirmek. Semirtmek.

BULAŞMAK

Bir nesne, üzerine sürülen bir şey yüzünden kirlenmek. Hastalık geçmek, sirayet etmek. İstemeden veya rastlantı sonucu bir işe karışmak. İstenilmeyen bir madde bir şeye sürülmek. Çatmak, sataşmak, tedirgin etmek.

AMENNA

"Öyledir, doğru, diyecek yok, inandık" anlamlarında bir onaylama sözü.

AŞEVİ

Lokanta. Düğün, nişan vb. toplantılarda, verilecek yemekleri hazırlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanılan yer. Yoksullara parasız yemek yedirilen veya dağıtılan yer, aşhane. Tekkelerde yemek pişirilen yer.