Kelimeler arşivi içinde; sonunda "döve" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu döve ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında döve olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde döve olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
DÖVE
Boğaya gelmemiş iki üç yaşında dişi dana, düve.
Bu bölümde tanımı içerisinde DÖVE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BİÇERDÖVER
Ekin biçen, döven, taneleri ayıran, samanı deste veya balya durumuna getiren makine.
CERCER
Döven. Döğen (harman sürme âleti).
CEKREK
Boyunduruğu dövene bağlayan, uzunluğu hayvanların boynuna göre değişen bir ağaç.
CEREK
Boyunduruğu dövene bağlayan, uzunluğu hayvanların boynuna göre değişen bir ağaç. İnce uzun, yuvarlak sırık, dilme. Çatılarda kullanılan ağaç. Taze çam fidanı. Ağaçlar dizilip üzerine toprak doldurularak yapılan döşeme: Bizim cerek çöktü, tazelenecek. Baş parmakla işaret parmak arasındaki uzunluk. Eşini kaybetmiş kekliğin feryadı. Kaburga kemiği: Damda geçi yayılır - cerekleri sayılır - Dama çıkma Fadimem - Seni gören bayılır. Bostan ve tarlalara yapılan basit kulübe, gölgelik. Kesilmiş, budanmış ince ağaç, sırık. Çatıların kapatılmasında kullanılan ince, uzun sırık. Üzerine çarşaf, havlu ve benzerleri eşya atılan ağaç. Evin tavanına atılan ince uzun ağaç, kiriş (Kaman). Halk dilinde Tuzlanmış pastırmalık etlerin yıkama işleminden sonra kurutulması amacıyla asıldıkları ahşap veya madeni askı. Mutfak ve odaların yüksekçe bir kesimine üzerine eşya asmak için çakılan bilek kalınlığında uzun bir çıta. (Salman Akkuş Ordu).
CANCAR
Döven.
CİRİLA
Yayık döveci.
ATAZLAMAK
Cildi, döverek kızartmak: Bahçeme giren çocukları yakaladıkça atazlıyorum. Asitli otlar cildi kızartmak: Bak ısırgan elimi atazladı.
CEĞAN
Dövende ezilmeyen çavdar, buğday sapı. Karışık atılmış veya yığılmış ot, arpa, buğday sapı.
CIRCIR
Pamuk kozalarının pamuğunu ve çekirdeğini birbirinden ayıran çıkrık. Ağustos böceği. Fermuar. Döven. Geveze. Suyu az akan çeşme. İshal, sürgün. Kapı gıcırtısı. Kolun bir doğrultudaki hareketinde cırıltılı bir ses çıkararak boşa gitmesini, öteki doğrultudaki hareketinde, gövdenin dönmesini sağlayan düzen. Demircilikte somun açmak için kullanılan araç. (Aksaray Niğde). Ekini saman durumuna getiren araç. (Yenikent Aksaray Niğde).
AGDIRMA
Kağnı, araba, saban, döven ve benzerleri gibi rençber takımlarını koymak için yapılan üstü örtülü yer, sundurma.
CEHRENK
Boyunduruğu dövene bağlayan, uzunluğu hayvanların boynuna göre değişen bir ağaç.
DÖVMECİ
Kullanılmadan önce dövülmesi gereken maden filizlerini veya diğer maddeleri döven işçi. Vücuda dövme yapan kimse.
ÇENLETMEK
Köpeği döverek havlatmak: Köpeği ne çenletip duruyorsun?.
CARCAR
Geveze, yaygaracı. Çingene. Geveze, dedikoducu. Döven. Un ve bulgur çekilen makine. Kışın avlanan boz renkli Bir kuş. Tekerlekli döğen.
AHALEK
Döveni boyunduruğa tutturan, iki başı delik odun.
BOYUNSIRIK
Öküzle döven arasında bağlantı kuran çatallı ağaç.
CEĞEN
Mısır koçanı, sapı. Dövende ezilmeyen çavdar, buğday sapı.
CEHREK
Boyunduruğu dövene bağlayan, uzunluğu hayvanların boynuna göre değişen bir ağaç.
ÇATMALAMAK
Harman üzerinde dövensiz hayvan dolaştırmak.
CEGEN
Büyük çuval. Mısır koçanı, sapı. Dövende ezilmeyen çavdar, buğday sapı: Sop cegen oldu. Hasır, hasır otu.