Kelimeler arşivi içinde; başında "doğra" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. doğra ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu doğra ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde doğra olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DOĞRAYABİLMEK
DOĞRAMACILIK, DOĞRAYABİLME
DOĞRAMACI, DOĞRANMAK, DOĞRATMAK
DOĞRAMAÇ, DOĞRAMAK, DOĞRANMA, DOĞRATMA, DOĞRAYIŞ
DOĞRAMA
DOĞRAK, DOĞRAM, DOĞRAY
DOĞRA
DOĞRA
Ed. doğru.
DOĞRAMACILIK
Doğramacının yaptığı iş.
DOĞRAMACI
Ahşap doğrama yapan kimse.
DOĞRAYABİLME
Doğrayabilmek işi.
DOĞRAMAK
Keserek parçalamak veya elle küçük parçalara ayırmak.
DOĞRANMA
Doğranmak işi.
DOĞRANMAK
Kesilmek, parça parça edilmek. Kesilir gibi ağrımak.
DOĞRAK
Sakin ve ılımlı geldiği halde üşütücü olan (hava).
DOĞRAYABİLMEK
Doğramaya gücü yetmek.
DOĞRAYIŞ
Doğrama işi.
DOĞRATMAK
Doğrama işini yaptırmak.
DOĞRAY
Eskişehir şehrinde, Beylikova ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Eskişehir kenti, Günyüzü ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
DOĞRATMA
Doğratmak işi.
DOĞRAM
Doğrama sonucu ortaya çıkan parça.
DOĞRAMAÇ
Yağda kızartılan ekmek parçaları. Ekmeği süt, yoğurt, ayran içine doğrayarak yapılan yiyecek, papara.
DOĞRAMA
Doğramak işi. Bir yapının kapı, pencere, dolap, raf vb. ağaç, metal veya plastik bölmeleri.
Bu bölümde tanımı içerisinde DOĞRA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇENTİKLEMEK
Bir şeyde çentik açmak. Bir şeyi ince doğramak.
OMBRA
Doğrama işlerini kahverengiye boyamakta kullanılan toprak boya.
TAHTACI
Orman işletmelerinin izni doğrultusunda ağaçları işleyen, budayan, doğrayan kişi. Özellikle Toroslarda yaşayan Alevilere verilen ad.
KIYILMAK
Çok ince ve küçük parçalar biçiminde doğranmak. Kıyma işi yapılmak.
KURTAĞZI
Gemi ve sandallarda halatın geçmesi için teknenin kenarına tutturulmuş, açık ağız biçiminde metal parça. Doğramanın birbirine geçen dişleri. Çatıdaki dışa açılan küçük pencere.
SUNTA
Doğramacılıkta kereste olarak kullanılan, sıkıştırılmış talaş ve yongadan yapılmış olan tahta.
KESMEK
Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak, doğramak. Karşı cinsten birisini sürekli olarak süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak. Belirtmek, kararlaştırmak. Yazıyı, filmi kısaltmak. Rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak. Birini yermek, kötülemek. Oyuncuyu takım kadrosuna almamak. Akımı durdurmak. Hasta organı ameliyatla almak. Bir şeyden yoksun bırakmak, vermemek. Vahşice öldürmek. Kesici bir araçla yaralamak. Azaltmak, güçleştirmek. Hayvanın başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak. Ara vermek. Son vermek, gidermek. Geçişi önlemek. Para basmak. İskambil kâğıtlarında destenin üzerinden bir bölümünü kaldırıp öte yana koymak. Susmak. Verilecek şeyin bir bölümünü alıkoyup vermemek. Ucunu almak. Dibinden ayırmak. Bölmek, ayırmak. Düzgün parçalara ayırmak. Uydurmak, yalan söylemek.
AYNA
Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.
KIYMAK
Çok ince ve küçük parçalar biçiminde doğramak. Acımadan vermek, esirgememek, feda etmek. Acımayıp öldürmek. Acımayarak büyük bir kötülük etmek, zulmetmek.
CACIK
Yoğurt, ayran içine hıyar veya marul doğranarak yapılan, çoğu kez sarımsaklı, iştah açıcı yiyecek.
MUSAKKA
Ufak parçalar biçiminde doğranmış sebzelerin, kuşbaşı et veya kıyma ve soğanla pişirilmesiyle yapılmış olan bir yemek.
KUŞBAŞI
Küçük bir kuşun başı büyüklüğünde doğranmış (et vb.).
LİMONLU
İçine limon sıkılmış veya limon doğranmış.
SOTE
Küçük küçük doğranmış et, ciğer, böbrek vb. şeyler yağda hafifçe kavrulduktan sonra su, domates, biber vb. katılarak yapılmış olan yemek.
KESTANE
Kayıngillerden, ılıman iklimlerde yetişen, 25-30 metre kadar boylanabilen, kerestesi doğramacılıkta kullanılan bir orman ağacı (Castanea sativa). Kestane rengi. Bu ağacın yenebilen kabuklu meyvesi.
KIYINTI
Açlık sebebiyle midede duyulan eziklik. Herhangi bir sebeple vücutta duyulan kırıklık. İnce ince doğranmış küçük parça.
PİYAZ
Haşlanmış kuru fasulyenin üzerine ince doğranmış, tuzla ovulmuş soğan ve maydanoz katıldıktan sonra zeytinyağı, sirke dökülerek yapılmış olan salata. Kebap, ızgara köfte, balık vb.nin yanına konulan, ince doğranmış ve tuzla öldürülmüş maydanozlu soğan. Bir çıkar sağlamak düşüncesiyle söylenen övücü söz.
SOĞANLI
İçinde soğan bulunan, içine soğan doğranmış olan, soğanla pişirilmiş olan.
SİLKME
Silkmek işi. İri doğranmış kabak, patlıcan vb. sebzelerle yapılmış olan et yemeği. Halterde ayakları açarak halteri önce omuz üstüne sonra baş üstüne, dirsekleri bükmeden kaldırma biçimi.
ÇENTMEK
Bir şeyin kenarında kertik açmak. Soğan, salatalık vb.ni küçük ve ince parçalar biçiminde doğramak.