DOĞRA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "doğra" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. doğra ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu doğra ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde doğra olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

DOĞRAYABİLMEK

12 harfli kelimeler

DOĞRAMACILIK, DOĞRAYABİLME

9 harfli kelimeler

DOĞRAMACI, DOĞRANMAK, DOĞRATMAK

8 harfli kelimeler

DOĞRAMAÇ, DOĞRAMAK, DOĞRANMA, DOĞRATMA, DOĞRAYIŞ

7 harfli kelimeler

DOĞRAMA

6 harfli kelimeler

DOĞRAK, DOĞRAM, DOĞRAY

5 harfli kelimeler

DOĞRA

Bazı kelimelerin anlamları

DOĞRA

Ed. doğru.

DOĞRAMACILIK

Doğramacının yaptığı iş.

DOĞRAMACI

Ahşap doğrama yapan kimse.

DOĞRAYABİLME

Doğrayabilmek işi.

DOĞRAMAK

Keserek parçalamak veya elle küçük parçalara ayırmak.

DOĞRANMA

Doğranmak işi.

DOĞRANMAK

Kesilmek, parça parça edilmek. Kesilir gibi ağrımak.

DOĞRAK

Sakin ve ılımlı geldiği halde üşütücü olan (hava).

DOĞRAYABİLMEK

Doğramaya gücü yetmek.

DOĞRAYIŞ

Doğrama işi.

DOĞRATMAK

Doğrama işini yaptırmak.

DOĞRAY

Eskişehir şehrinde, Beylikova ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Eskişehir kenti, Günyüzü ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

DOĞRATMA

Doğratmak işi.

DOĞRAM

Doğrama sonucu ortaya çıkan parça.

DOĞRAMAÇ

Yağda kızartılan ekmek parçaları. Ekmeği süt, yoğurt, ayran içine doğrayarak yapılan yiyecek, papara.

DOĞRAMA

Doğramak işi. Bir yapının kapı, pencere, dolap, raf vb. ağaç, metal veya plastik bölmeleri.

  -   -   -  

Anlamında DOĞRA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DOĞRA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇENTİKLEMEK

Bir şeyde çentik açmak. Bir şeyi ince doğramak.

OMBRA

Doğrama işlerini kahverengiye boyamakta kullanılan toprak boya.

TAHTACI

Orman işletmelerinin izni doğrultusunda ağaçları işleyen, budayan, doğrayan kişi. Özellikle Toroslarda yaşayan Alevilere verilen ad.

KIYILMAK

Çok ince ve küçük parçalar biçiminde doğranmak. Kıyma işi yapılmak.

KURTAĞZI

Gemi ve sandallarda halatın geçmesi için teknenin kenarına tutturulmuş, açık ağız biçiminde metal parça. Doğramanın birbirine geçen dişleri. Çatıdaki dışa açılan küçük pencere.

SUNTA

Doğramacılıkta kereste olarak kullanılan, sıkıştırılmış talaş ve yongadan yapılmış olan tahta.

KESMEK

Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak, doğramak. Karşı cinsten birisini sürekli olarak süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak. Belirtmek, kararlaştırmak. Yazıyı, filmi kısaltmak. Rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak. Birini yermek, kötülemek. Oyuncuyu takım kadrosuna almamak. Akımı durdurmak. Hasta organı ameliyatla almak. Bir şeyden yoksun bırakmak, vermemek. Vahşice öldürmek. Kesici bir araçla yaralamak. Azaltmak, güçleştirmek. Hayvanın başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak. Ara vermek. Son vermek, gidermek. Geçişi önlemek. Para basmak. İskambil kâğıtlarında destenin üzerinden bir bölümünü kaldırıp öte yana koymak. Susmak. Verilecek şeyin bir bölümünü alıkoyup vermemek. Ucunu almak. Dibinden ayırmak. Bölmek, ayırmak. Düzgün parçalara ayırmak. Uydurmak, yalan söylemek.

AYNA

Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.

KIYMAK

Çok ince ve küçük parçalar biçiminde doğramak. Acımadan vermek, esirgememek, feda etmek. Acımayıp öldürmek. Acımayarak büyük bir kötülük etmek, zulmetmek.

CACIK

Yoğurt, ayran içine hıyar veya marul doğranarak yapılan, çoğu kez sarımsaklı, iştah açıcı yiyecek.

MUSAKKA

Ufak parçalar biçiminde doğranmış sebzelerin, kuşbaşı et veya kıyma ve soğanla pişirilmesiyle yapılmış olan bir yemek.

KUŞBAŞI

Küçük bir kuşun başı büyüklüğünde doğranmış (et vb.).

LİMONLU

İçine limon sıkılmış veya limon doğranmış.

SOTE

Küçük küçük doğranmış et, ciğer, böbrek vb. şeyler yağda hafifçe kavrulduktan sonra su, domates, biber vb. katılarak yapılmış olan yemek.

KESTANE

Kayıngillerden, ılıman iklimlerde yetişen, 25-30 metre kadar boylanabilen, kerestesi doğramacılıkta kullanılan bir orman ağacı (Castanea sativa). Kestane rengi. Bu ağacın yenebilen kabuklu meyvesi.

KIYINTI

Açlık sebebiyle midede duyulan eziklik. Herhangi bir sebeple vücutta duyulan kırıklık. İnce ince doğranmış küçük parça.

PİYAZ

Haşlanmış kuru fasulyenin üzerine ince doğranmış, tuzla ovulmuş soğan ve maydanoz katıldıktan sonra zeytinyağı, sirke dökülerek yapılmış olan salata. Kebap, ızgara köfte, balık vb.nin yanına konulan, ince doğranmış ve tuzla öldürülmüş maydanozlu soğan. Bir çıkar sağlamak düşüncesiyle söylenen övücü söz.

SOĞANLI

İçinde soğan bulunan, içine soğan doğranmış olan, soğanla pişirilmiş olan.

SİLKME

Silkmek işi. İri doğranmış kabak, patlıcan vb. sebzelerle yapılmış olan et yemeği. Halterde ayakları açarak halteri önce omuz üstüne sonra baş üstüne, dirsekleri bükmeden kaldırma biçimi.

ÇENTMEK

Bir şeyin kenarında kertik açmak. Soğan, salatalık vb.ni küçük ve ince parçalar biçiminde doğramak.