Kelimeler arşivi içinde; başında "donuk" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. donuk ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu donuk ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde donuk olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DONUKLAŞTIRMAK
DONUKLAŞTIRMA
DONUKLAŞMAK
DONUKLAŞMA, DONUKSAMAK
DONUKLUK
DONUK
DONUK
Parlak olmayan, mat (II). Canlılığı olmayan, fersiz (göz). Canlılığı az olan, durgun, uyuşuk (kimse).
DONUKLAŞMA
Donuklaşmak durumu.
DONUKLAŞTIRMAK
Donuk duruma getirmek.
DONUKLAŞMAK
Donuk duruma gelmek.
DONUKLAŞTIRMA
Donuklaştırmak işi.
DONUKLUK
Donuk olma durumu.
DONUKSAMAK
Üzülmek, ağlamaklı olmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde DONUK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
FERSİZLEŞMEK
Fersiz duruma gelmek, donuklaşmak.
DUNUKUTMAK
Donuklaştırmak, ferini, ışığını azaltmak.
ÇÖNEKE
Yorgun kişi. Yorgun, fersiz, donuk (göz hakkında). Ağzı körleşmiş bıçak veya kılıç.
AÇINIK
Kapantı veya fazla daraltı yapmaksızın dudakların ve ağız içinde dilin aldığı çeşitli durumlarda açık ağızla soluğun dışarıya verilmesinden meydana gelen seslere denir. Açınıklar sürelerine göre UZUN (Longue) ve KISA (Brève), dil ile damak arasındaki yolun genişliğine göre GENİŞ (Large: a, e, o, ö) ve DAR (Etroite: ı, i, u, ü), dudakların düz veya yuvarlak bir şekil aldıklarına göre DÜZ (Non - arrondi: a, e, ı, i,) ve YUVARLAK (Arrondie: o, ö, u, ü), ağzın arkasından veya biraz daha önden çıktıklarına göre de KALIN, ART veya ARTDAMAKSIL (Postérieure ou Vélaire: a, ı, o, u) ve İNCE, ÖN veya DAMAKSIL (Antérieure ou Palatale: e, i, ö, ü) diye ayrılır. Bundan başka acıraklar bazı dillerde YÜKSEK (Haute), ORTA (Moyenne), ALÇAK (Basse), AÇIK (Ouverte), KAPALI (Fermée), GERGİN (Tendue), SALKIN (Re-laehée), DÜZGÜLÜ (Normale), DÜZGÜSÜZ (Anormale), KESKİN (Aigue), AĞIR (Grave), DURU (Claire), PARLAK (Eclatante), KOYU (Sombre) ve DONUK (Terne) diye ele alınır.
DUNUH
Donuk, mat, bulanıkça.
SAĞIRLAŞMAK
İşitemez duruma gelmek, sağır olmak. Soba geç ısıtmak. Boğuklaşmak, donuklaşmak. Tencere güç ısınarak geç pişirmek.
BOĞUNUK
Kısık, boğuk. Sıkıntılı, kapalı, donuk.
DUNUKLU
Parlak olmayan, donuk, bulanık.
AŞKAR
Şekil, eşkal, nişan: Şu adamın aşkarına bak. Hayvanların başındaki beyazlık. Saçının ön kısmı dökülmüş kimse. Çil. Yüz, çehre. Sarı saçlı adam. Kiri çıkarılamıyan beyaz çamaşırların donuk rengi. Boyaların, çokça sarı boyanın açık rengine verilen ad. Renk. Ilık su. Küllü su. Kök boya ile boyanmadan önce, ipliklerin çabuk solmaması için yapılan kimyasal işlem ve bu işlemde kullanılan sıvı. Gübre ve kül gibi maddelerde bulunan tesir hassası: Islanmış gübrenin aşkarı fazla olur. Kir. Edepsiz kadın. İri taneli, sert kabuklu, çok tatlı bir çeşit üzüm. Renk, boya. Aklı karalı.
BULANIK
Bulanmış olan, duru olmayan. Açık seçik görünmeyen, net olmayan. Muş iline bağlı ilçelerden biri. Donuk, anlamsız, fersiz (bakış). Niteliği tam anlaşılmayan. Bulutlu, kapalı (hava). Bulanmış, duru olmayan bir biçimde.
EMAY
Bazı maddeleri korumak, belirli bir parlaklık kazandırmak veya boyamak için kullanılan, saydam veya donuk cama benzeyen cila.
DUNNAK
Kuytu yer. Donuk, mat, bulanıkça.
DUNUK
Donuk, mat, bulanıkça. Rengi bozuk şeyler hakkında kullanılır: Bu pazenin rengi dunuk. Güneş tutulması. Kederli. Keder, kederlilik.
SIR
Bazı nesnelere parlaklık verme, dış etkilerden koruma, sızmalarını önleme vb. amaçlarla sürülen, saydam veya donuk vernik. Bir amaca ulaşmak için kullanılan, başvurulan özel ve gizli yöntem. Bir işin, bir şeyin dikkat, yetenek, deneyim ve sezgi yardımıyla kavranabilen en zor, en ince yanı. Varlığı veya bazı yönleri açığa vurulmak istenmeyen, gizli kalan, gizli tutulan şey. Aklın erişemediği, açıklanamayan veya çözülemeyen şey, giz, gizem. Aynaların arkasına ve kaplama metal eşyanın yüzüne sürülen ince tabaka.
FERSİZ
Donuk, cansız (göz, ışık, yüz).
SAĞIR
İşitme duyusundan yoksun, işitmeyen (kimse). İçi görülmeyen, donuk (cam). Vurulduğu zaman ses vermeyen. Isıyı az veren, geç ısınan. Ses geçirmeyen.
PELTELEŞMEK
Pelte kıvamını almak. Çok yorulmak. Donuklaşmak, yumuşamak, ağırlaşmak.
DULUNMAK
Ay ve güneş batmak. Ay ve güneş tutulmak. Gözden kaybolmak, görünmez olmak. Yükselmek, havalanmak: Uçurtma dulundu. Suya dalmak. Dinlenmek. Ağır hastanın gözleri canlılığını kaybetmek, donuklaşmak. Kaybolmak, görünmez hale gelmek. Batmak, gurub etmek.
DUTULMAK
Hazırlanmak: Denklerin dutulmuş. Dili tutulmak. Mahkum olmak, zan altına düşmek. Durdurulmak, zaptedilmek. Donuklaşmak, kararmak, sıkılmak. Sesi çıkmaz olmak. Kullanılmak. Bırakılmak, alıkonulmak, bulundurulmak. Kapanmak, kapatılmak, tıkanmak.
MAT
Satranç oyununda taraflardan birinin yenilgisi. Parlak olmayan, donuk.