DEK ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "dek" olan, toplam 100 adet kelime bulunmaktadır. dek ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu dek ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde dek olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

DEKARBOKSİLASYON

15 harfli kelimeler

DEKONTAMİNASYON, DEKALSİFİKASYON

14 harfli kelimeler

DEKOMPENZASYON

13 harfli kelimeler

DEKLORİDASYON, DEKLORİNASYON, DEKOMPOZERLER, DEKOMPOZİSYON, DEKARBOKSİLAZ

12 harfli kelimeler

DEKAMETRELİK, DEKOMPRESYON, DEKORATÖRLÜK, DEKAPİTASYON, DEKSAMETAZON, DEKSTROAORTA, DEKSTROKARDİ, DEKALİTRELİK

11 harfli kelimeler

DEKANTASYON, DEKALSİFİYE, DEKSTROZÜRİ, DEKARTÇILIK, DEKMÜKLEMEK, DEKONJESTAN, DEKLARASYON

10 harfli kelimeler

DEKORCULUK, DEKESAKALI, DEKERLEMEK, DEKOKSİYON, DEKORASYON, DEKATLONCU, DEKREŞENDO, DEKUSSASYO, DEKADANLIK, DEKADANLAR, DEKUSSATUS

9 harfli kelimeler

DEKORATİF, DEKORATÖR, DEKÜBİTUS, DEKTURMAK, DEKUMBENT, DEKURRENT, DEKUSSARE, DEKOKİNAT, DEKLEŞMEK, DEKLANŞÖR, DEKGELMEK, DEKALİTRE, DEKAMETRE

8 harfli kelimeler

DEKSTRAN, DEKATLON, DEKDELEK, DEKASTİL, DEKASTER, DEKARTÇI, DEKORNAJ, DEKOLMAN, DEKANLIK, DEKSTRİN, DEKSTROZ, DEKAKANT, DEKAGRAM, DEKİŞMEN, DEKADANS, DEKUSSAT, DEKLEMEK

7 harfli kelimeler

DEKLEME, DEKSTER, DEKOVİL, DEKAHRI, DEKORİN, DEKORCU, DEKADAN, DEKAVUN, DEKODER, DEKOKTE, DEKOLTE, DEKEREK, DEKLARE

6 harfli kelimeler

DEKORE, DEKONT, DEKİLİ, DEKSİZ, DEKMEK, DEKMİK, DEKMUK, DEKMÜK

5 harfli kelimeler

DEKLİ, DEKKE, DEKME, DEKOR, DEKAK, DEKİŞ, DEKAN, DEKNİ, DEKİN, DEKAR, DEKGE

4 harfli kelimeler

DEKİ, DEKE

3 harfli kelimeler

DEK

Bazı kelimelerin anlamları

DEK

Bir işin, bir durumun sona erdiği zaman veya yer, kadar, değin. Düzen, hile, entrika. Belirtilen zamanı, yeri vb.ni içine almayacak bir biçimde, kadar, değin. Tokuşma, çatışma. Sağlam.

DEKARBOKSİLASYON

Bir amino asitten karbondioksidin uzaklaştırılması. Bir molekülden karboksil grubunun ayrılması. Yapısında karboksil grubu bulunan bileşiklerin bu grubu kaybetmesi olayı.

DEKLORİNASYON

Dekloridasyon. Klorsuzlaştırma.

DEKOMPRESYON

Basıncın herhangi bir biçimde ortadan kalkması. Derin deniz dalgıçlarında ve yükseklere çıkan pilotlarda atmosferik basınçtaki azalmasının normal koşullarda da devam etmesi durumu. Kontrol altına alınamaz ise dekompresyon hastalığı biçimlenir. Yapay olarak bu durumun düzeltilmesine yönelik geliştirilen teknik.

DEKARBOKSİLAZ

Bir substrattan karboksil grubunun ayrılmasını katalize eden liyaz sınıfından herhangi bir enzim.

DEKOMPOZİSYON

Bir maddenin daha basit molekül veya atomlara parçalanması olayı.

DEKOMPOZERLER

Ölü bitki ve hayvansal maddelerle beslenerek, onları parçalayıp tekrar besin zincirine sokan organizmalar.

DEKSAMETAZON

Uzun süre etkili, yangı giderici, ağrı kesici etkileri olan özellikle şok ve egzama gibi durumlarda kullanılan glukokortikoit türevi bir ilaç.

DEKAMETRELİK

Belli bir dekametre uzunluğunda olan.

DEKAPİTASYON

Doğumu mümkün olmayan dölütün başının kesilip çıkarılması. Bir kemiğin yuvarlak olan başının kesilmesi. Deney hayvanlarında, başın koparılması biçiminde yapılan ötanazi tipi.

DEKORATÖRLÜK

İç mimarlık.

DEKLORİDASYON

Kloru giderme, sudan kloru çıkarma işlemi. Vücuttaki klorür miktarının azaltılması, deklorinasyon.

DEKONTAMİNASYON

Bulaşmayı giderme, temizleme. Zehirlenmeye neden olan maddelerin bulunduğu bölgeden uzaklaştırılması.

DEKSTROAORTA

Ana atardamarın sağ dördüncü aorta kavsinden köken alması sonucu, ana toplardamarın göğüs boşluğunun sağında yer alması.

DEKOMPENZASYON

Yetmezlik, kifayetsizlik, telafi edememe, kompenze edememe.

DEKALSİFİKASYON

Hayvana yedirilen yemde yeteri kadar kalsiyum bulunmaması veya vücuttaki bazı hormonların etkinliklerinin dengesizliği durumlarında, vücuttaki kalsiyum gereksinimini karşılamak için kemiklerde depolanmış bulunan kalsiyumun çekilmesiyle oluşan hastalık hâli. Kemik ve dişlerden kalsiyumun uzaklaştırılması işlemi.

  -   -   -  

Anlamında DEK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKMAK

Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.

AĞCIK

Palmiyelerde çiçeklerin dibinin çevresindeki telli kın.

AKSİYON

Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.

AHLATIERBAA

İnsanın kişiliğini oluşturduğuna inanılan bedendeki balgam, kan, safra ve sevda ögeleri.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

AÇIKLAYICI

Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.

AKROMATİN

Hücre çekirdeği içindeki ince iplikçiklerden yapılmış, kromatin ile boyanmamış kromozomları oluşturan bölüm.

AĞIM

Ayağın üstündeki tümsek yer.

ALGILAYICI

Algı yetisi olan (kimse). Dedektör.

AKORDİYON

Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika. Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma.

AĞIZLIK

Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.

AİLE

Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.

AKSESUAR

Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.

ALDATMAK

Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.

AHLAT

Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu (Pirus piraster). Beden yapısının temelini oluşturan ögeler. Kaba adam, yol iz bilmez kimse. Bitlis iline bağlı ilçelerden biri. Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. Bir karışım içindeki parçalar, ögeler.

AKYUVAR

Kan, lenf vb. vücut sıvılarında bulunan çekirdekli, yuvarlak hücre, lökosit.

AĞIL

Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç. Hale. Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.

ALEV

Yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerdeki ışıklı uzantısı, yalım, yalaz, alaz, şule. Kıvılcım. Aşk ateşi. Sıcaklık. Mızrak uçlarına takılan küçük bayrak, flama.

ALEGORİ

Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme, yerine koyma. Bir sanat eserindeki ögelerin gerçek hayattan bir şeyleri temsil etmesi durumu.

AHİRET

Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer, öbür dünya, öteki dünya.