Kelimeler arşivi içinde; başında "basık" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. basık ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu basık ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde basık olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
BASIKLAŞTIRMAK
BASIKLAŞTIRMA
BASIKDIRMAK, BASIKLAŞMAK, BASIKTIRMAK
BASIKLAŞMA
BASIKERTE
BASIKLIK, BASIKMAK
BASIK
BASIK
Basılmış, yassılaşmış. Çok yüksek olmayan, alçak. Kısık.
BASIKLAŞTIRMAK
Basık duruma getirmek.
BASIKTIRMAK
Korkutmak, yıldırmak: Bu adam bütün köy halkını basıkdırdı. Sıkıştırmak, bastırmak.
BASIKDIRMAK
Yatıştırmak: Yangını epeyce basıkdırdık.
BASIKLIK
Basık olma durumu. Bir elipsin büyük ve küçük eksenleri arasındaki farkın büyük eksene oranı.
BASIKLAŞMA
Basıklaşmak işi.
BASIKLAŞTIRMA
Basıklaştırmak işi.
BASIKLAŞMAK
Basık bir duruma gelmek.
BASIKERTE
Barometre.
BASIKMAK
Yük altında ezilmek, çökmek. Hayvanlar daha çok sığır, kısrak çiftleşmek. Yük altında ezilmek. Bel vermek, sarkmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde BASIK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DIKIZ
Çok sıkıştırılmış, bastırılmış, dolu, sıkı. Sıkışık, dar. Havasız basık yer. Suyu az gelerek iyi pişmemiş yemek, susuz ve katı olduğundan boğazda kalan yiyecek. Çok nemli toprak, sulu olmayan çamur, çamurlu tarla. Gelişigüzel, rasgele yapılmış iş: Ne kadar dıkız bir iş. Çelik çomak oyununda dokuzdan sonra söylenen ve on rakamının yerini tutan sözcük. Atın koşarken tıkanıp kalması. Kuru, boğazda kalan yiyecek. Tıknaz, yoğun.
BEYAZSOKAR
Boyları 40 cm olabilen, Ege Denizi ve Akdeniz'de dağılım gösteren, vücudu yanlardan iyice basık ve yüzgeçlerdeki bütün diken ışınları zehirli, kayalık ve algli zeminlerde yaşayan demersal bir tür.
BASIH
Havanın sıcak ve çok durgun olması. Havasız, basık yer.
DENİZKEDİLERİ
Tümbaşlılar (Holocephali) alt sınıfından, vücutları uzun, başları basık, göğüs ve karın yüzgeçleri geniş olan bir familya.
BASIRIK
Bahçe duvarı, çit, avlu duvarları üzerine konulan çalı çırpı, harçsız yapılan duvar, tarla sınırı, tarlaların alt yanına çekilen taş set, siper. Tahta veya demirden Yapılmış kapı sürgüsü. Damın üzerine kapatmak için kullanılan düzgün ardıç. Gizli, kapalı yer, hücre: Kimbilir hangi basırıkta kaldı. Kuyulara biriktirilmiş kar, kar baskısı. Havasız, basık yer.
SEPETKULPU
Basık kemer veya tonoz.
YAYVAN
Eni boyundan ve derinliğinden çok olan, basık ve geniş.
BÜNEK
Buzağıların analarını emmelerini önlemek için, ağızlarına takılan sivri uçlu bir aygıt. Basık, çukur ve ıssız yer. Suyun önüne çekilen set, bent. Irmağın en derin yeri.
PAT
Yassı, basık. Kasımpatı biçiminde olan elmas iğne. Birleşikgillerden, papatyaya benzeyen otsu bir bitki (Leucanthemum). Yassı bir şeyle vurulduğunda çıkan ses.
DENİZKEDİSİGİLLER
Balıklar (Pisces) sınıfının, keski solungaçlılar (Elasmobranchii) alt sınıfının, tüm başlılar (Holocephali) takımından, vücutları uzun, başları basık, göğüs ve karın yüzgeçleri geniş olan türlere sahip bir familya. (Chimaeridae),takımına giren bir familyası. Vücutları uzun, başları basık, göğüs ve karın yüzgeçleri geniş olur. Deniz kedisi (Chimare monstrosa)iyi bilinen türüdür.
BULDOK
Köpekgillerden, burnu basık, alt çenesi üsttekinden uzun, iri ve güçlü bir tür köpek (Canis familiaris molosus hibernicus).
ÇAPAK
Göz pınarında ve kirpiklerde birikerek pıhtılaşan veya kuruyan akıntı. Metal veya toprak eşya kenarlarında bulunan pürüz. Madenler dövülürken sıçrayan ince, ufak parça. Sazan familyasından, vücudu yandan basık, 50 santimetre uzunluğunda, 4-5 kilogram ağırlığında, sarı pullu, eti tatsız, kılçıklı bir tatlı su balığı (Abramis brama).
ÇOKEK
Bataklık, sulu arazi. Dağ geçitlerindeki basık yerler.
KEMER
Bele dolayarak toka ile tutturulan, kumaş, deri veya metalden yapılmış olan bel bağı. İki sütun veya ayağı birbirine üstten yarım çember, basık eğri, yonca yaprağı vb. biçimlerde bağlayan ve üzerine gelen duvar ağırlıklarını, iki yanındaki ayaklara bindiren tonoz bağlantı. Tümsekli. Özellikle yolculukta kullanılan, üzerinde altın, para yerleştirmeye yarar gözleri olan meşin kuşak. Emniyet kemeri. Antalya iline bağlı ilçelerden biri. Burdur iline bağlı ilçelerden biri. Kemiklerden oluşmuş tümsekli tavan. Katmanlı kayaçlarda bir kıvrımın kabarık tepe yeri, tekne karşıtı. Etek, pantolon vb. giysilerin bele gelen bölümü.
DIKIS
Çok sıkıştırılmış, bastırılmış, dolu, sıkı: Bu çuvalı ne kadar dıkıs basmışlar. Sıkışık, dar: Yerimiz çok dıkıs. Havasız basık yer. İyi pişmemiş, kabarmamış ekmek. Suyu az gelerek iyi pişmemiş yemek, susuz ve katı olduğundan boğazda kalan yiyecek: Pilav aşı ne kadar dıkız olmuş. Sarı, yapışkan bir toprak. Çok nemli toprak, sulu olmayan çamur, çamurlu tarla.
AYRIBASIKLIK
İki değişkenli sıklık dağılımında değişkenlere ilişkin sıklık dağılımlarının aynı basıklıkta olmaması.
ALÇAĞRAK
Küçücek, aşağı dereceli. Münhat, basık.
ALAŞA
Çok renkli, karışık renkli. Zayıf ve çelimsiz at. Ağzı ve burnu beyaz olan at. Beygir, erkek at, iğdiş olmıyan huysuz at. Semere alışmış hayvan. Her kuzuyu emziren koyun. Azgın köpek, boğa, at ve benzerleri. Leş. Kötü kadın, orospu, oynak, cilveli. Çok süslü, allı pullu. Herkesçe beğenilen, hoş görülen, yakışıklı kimse. İkiyüzlü, ara bozucu, yaltaklık eden. Alçak, engin, basık: Duvar da çok alasaymış. Çok aceleci, her işte acele eden. Yaramaz, hırçın, yaygaracı. Bir çeşit deri hastalığı, çil. Başkalarının çıkarları için çalışan. Sert başlı, huysuz, haşarı (at).
KARTEL
Tekelci sermaye piyasasında, birtakım ticaret, üretim kuruluşlarının, genel olarak kazanma veya başka kuruluşlara karşı tutunabilme vb. amaçlarla aralarında kurdukları dayanışma birliği. Gemilerde içlerine içme suyu konulan, ortası basık, küçük fıçı.
İZBE
Basık, loş, nemli, kuytu (yer). Sapa.