Kelimeler arşivi içinde; sonunda "barcı" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. Sonu barcı ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında barcı olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde barcı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ULUGEÇİTAMBARCI
KEHRİBARCI
AMBARCI, İHBARCI
BARCI
BARCI
Bar işleten kimse.
İHBARCI
Haber veren, bildiren kimse. Muhbir.
AMBARCI
Ambara bakan görevli, ambar memuru.
KEHRİBARCI
Kehribardan tespih, ağızlık ve benzerleri şeyler yapan veya satan kimse.
ULUGEÇİTAMBARCI
Bartın kenti, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Bu bölümde tanımı içerisinde BARCI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
TOKURDAMAK
Hava, suyun içinde kabarcıklar durumunda yükselirken ses çıkarmak.
KAYNAMA
Kaynamak işi. Boya filminde hava veya solvent buharının kabarcık durumunda bulunması.
ŞARBON
Çeşitli hayvanlarda, özellikle koyun ve sığırlarda görülen, deri veya mukoza yoluyla insana bulaşan, bulaştığı yerde kara bir çıban yapan tehlikeli hastalık, karakabarcık, karayanık, yanıkara.
DOMUR
Kabarcık. Tomurcuk.
HABBE
Tahıl tanesi, evin. Su kabarcığı. Orta oyunundaki tiplerin "yemek yeme" anlamında kullandığı söz.
VEZİKÜL
İçi su dolu kabarcık.
AMBARCILIK
Ambarcının yaptığı iş.
SİVİLCE
İçinde irin bulunan küçük deri kabarcığı, en küçük çıban.
TRAHOM
Göz kapaklarının altında birtakım kabarcıkların belirmesiyle başlayan, tedavi edilmediğinde kirpiklerin içeriye kıvrılması, saydam tabakada yaralar çıkması nedeniyle körlükle sonuçlanabilen bulaşıcı hastalık.
ÇAKMAK
Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.
MUHBİR
Haber ulaştırıcı, haber veren kimse. Yasa dışı olan bir durumu yetkili makamlara bildiren kimse, ihbarcı.
PİYAN
Mantara benzeyen kabarcıklarla ortaya çıkan, ciltte yaralar yapan, bulaşıcı sıcak bölge hastalığı.
BARCILIK
Barcının yaptığı iş.
KABARCIKLI
Kabarcığı olan.
PÜTÜR
Küçük kabarcık.
PÜRTÜK
Herhangi bir şeyin üzerindeki çıkıntı biçiminde küçük kabarcık.
UÇUK
Uçmuş, soluk. Hafif, belirsiz. Açık (renk). Ateşli hastalıklar, ruhsal bunalımlar veya korku sonucu genellikle dudakta beliren kabarcık. Deli dolu. Abartılı, çok yüksek, çok fazla.
ÇİÇEK
Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü. Çiçek açan kır veya bahçe bitkisi. İrinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalık. Davranışları hafif, toplum kurallarına uymayan kimse. Süblimleşme veya çiçeksime yoluyla elde edilen toz.
PÜSTÜL
İrinle dolu kabarcık veya sivilce.
KARAMUK
Karanfilgillerden, ekin tarlalarında biten, yaprakları karşılıklı, çiçeği pembe mor renkte, zararlı bir bitki (Agrostemmagithago). Vücutta kara renkli kabarcıklara sebep olan bir hastalık. Koyunlarda görülen bir hastalık türü.