Kelimeler arşivi içinde; başında "barcı" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. barcı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu barcı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde barcı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
BARCI
Bar işleten kimse.
BARCIL
Meyve veren ağaç. Verimli.
BARCIK
Arabanın alt yastığı. Arabanın alt yastığı. (Satılmış Eskişehir).
BARCILIK
Barcının yaptığı iş.
BARCIN
Sivas kenti, Celâlli nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Bu bölümde tanımı içerisinde BARCI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HABBE
Tahıl tanesi, evin. Su kabarcığı. Orta oyunundaki tiplerin "yemek yeme" anlamında kullandığı söz.
KAYNAMA
Kaynamak işi. Boya filminde hava veya solvent buharının kabarcık durumunda bulunması.
TRAHOM
Göz kapaklarının altında birtakım kabarcıkların belirmesiyle başlayan, tedavi edilmediğinde kirpiklerin içeriye kıvrılması, saydam tabakada yaralar çıkması nedeniyle körlükle sonuçlanabilen bulaşıcı hastalık.
ÇİÇEK
Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü. Çiçek açan kır veya bahçe bitkisi. İrinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalık. Davranışları hafif, toplum kurallarına uymayan kimse. Süblimleşme veya çiçeksime yoluyla elde edilen toz.
AKPAKLAK
Beyaz kabarcıklı yanık: Ahmedin eli akpaklak olmuş. Patlamış mısır: Mısırı kavurunca akpaklak oldu.
PİYAN
Mantara benzeyen kabarcıklarla ortaya çıkan, ciltte yaralar yapan, bulaşıcı sıcak bölge hastalığı.
DOMUR
Kabarcık. Tomurcuk.
MUHBİR
Haber ulaştırıcı, haber veren kimse. Yasa dışı olan bir durumu yetkili makamlara bildiren kimse, ihbarcı.
TOKURDAMAK
Hava, suyun içinde kabarcıklar durumunda yükselirken ses çıkarmak.
PÜRTÜK
Herhangi bir şeyin üzerindeki çıkıntı biçiminde küçük kabarcık.
UÇUK
Uçmuş, soluk. Hafif, belirsiz. Açık (renk). Ateşli hastalıklar, ruhsal bunalımlar veya korku sonucu genellikle dudakta beliren kabarcık. Deli dolu. Abartılı, çok yüksek, çok fazla.
KABARCIKLI
Kabarcığı olan.
VEZİKÜL
İçi su dolu kabarcık.
PÜTÜR
Küçük kabarcık.
AMBARCILIK
Ambarcının yaptığı iş.
SİVİLCE
İçinde irin bulunan küçük deri kabarcığı, en küçük çıban.
KARAMUK
Karanfilgillerden, ekin tarlalarında biten, yaprakları karşılıklı, çiçeği pembe mor renkte, zararlı bir bitki (Agrostemmagithago). Vücutta kara renkli kabarcıklara sebep olan bir hastalık. Koyunlarda görülen bir hastalık türü.
ÇAKMAK
Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.
PÜSTÜL
İrinle dolu kabarcık veya sivilce.
ŞARBON
Çeşitli hayvanlarda, özellikle koyun ve sığırlarda görülen, deri veya mukoza yoluyla insana bulaşan, bulaştığı yerde kara bir çıban yapan tehlikeli hastalık, karakabarcık, karayanık, yanıkara.