Kelimeler arşivi içinde; sonunda "bakma" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu bakma ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında bakma olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde bakma olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BAKMA
Bakmak işi.
KARABAKMA
Kuşpalazı, difteri.
Bu bölümde tanımı içerisinde BAKMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ESERMEK
Bakmak, beslemek, yetiştirmek.
BÜYÜTMEK
Büyük duruma getirmek, genişletmek. Yetiştirmek, bakmak. Abartmak, mübalağa etmek.
EZBERE
Ezberleyerek, bir yerden okumayarak, bir yere bakmayarak. Aslını, gerçeğini anlamadan, bilmeden, düşünmeden, incelemeden.
FALCI
Fala bakmayı kendine geçim yolu yapan kimse.
BOSTANCI
Bostan işleriyle uğraşan kimse. Osmanlılarda sarayın korunmasına ve şehrin güvenliğine bakmakla görevli olan erlerden her biri.
BAKICI
Bakma işiyle görevlendirilen kimse. Bir şeyi satın almayı düşünmeden yalnızca bakarak ilgilenen kimse. Falcı. Yabancı ülkede bir aile yanında kalarak eğitimini sürdüren ve aynı zamanda o evin çocuklarına bakan kimse. Genellikle çocuk, yaşlı ve hastalara bakma işiyle görevli kimse. Yeme içme, barınma ve eğitim karşılığında bakıcılık görevi yapan kimse.
BAKILMAK
Bakma işine konu olmak veya bakma işi yapılmak.
GÖRMEK
Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek. Çok değer vermek. Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak. Karşılaşmak, rastlaşmak. Bir işleme uğramak. Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak. Yanına gidip konuşmak. Gezmek. Almak. Anlamak, kavramak, sezmek. Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak. Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek. Ziyaret etmek. Saymak, herhangi bir şey gibi görmek. Vermek. Bir şeye erişmek. Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak. Sahne olmak, geçirmek. Yapmak, etmek. Takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak.
FİLİKACI
Filikalara bakmakla görevli kimse.
BELİNLEMEK
Birden uyanarak çevresine korku ile şaşkın şaşkın bakmak, irkilmek.
ALO
Telefon konuşmasına başlarken kullanılan bir seslenme sözü. (alooo) Kendisine bakmasını veya kendisiyle ilgilenmesini istediği kişiye karşı söylenen seslenme sözü.
DİKİLMEK
Dikme işi yapılmak. Dikme işi yapılmak. Ayakta durmak. Karşı koymak, engellemek. Dik duruma gelmek. Bazı üreme organları dokularına kan dolmasıyla sert ve dik bir duruma gelmek. Göz belli bir noktaya uzun süre bakmak.
BAKIŞMAK
İki veya daha çok kimse birbirine bakmak. Kaçamak ve gizli olarak birbirine bakmak.
GAMZE
Bazı insanların çenelerinde, yanaklarında doğal olarak bulunan özellikle güldüklerinde daha iyi görülen küçük çukur. Yan bakış, göz süzme, sitemli bakma.
AGOP
"Aptal aptal bakmak" anlamındaki Agop'un kazı gibi bakmak deyiminde geçen bir söz.
BAKTIRMAK
Bakmasına yol açmak, bakmasını sağlamak.
ÇİVİLEMEK
Bir şeyi bir yere çivi ile tutturmak, mıhlamak. Sabitleştirmek, kesin olarak yerleştirmek. Vurmak, öldürmek. Aynı noktaya sürekli olarak bakmak. Olduğu yerde hareketsiz bırakmak.
BAKIM
Bakma işi. Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek. Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi.
FALNAME
Fala bakmanın inceliklerini ve yorumlama özelliklerini anlatan kitap.
BAKIŞ
Bakma işi.