Sonu AŞARA ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "aşara" olan, toplam 4 adet kelime bulunmaktadır. Sonu aşara ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında aşara olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde aşara olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

6 harfli kelimeler

BAŞARA, DAŞARA, MAŞARA

5 harfli kelimeler

AŞARA

Bazı kelimelerin anlamları

AŞARA

Aşağı, aşağıya.

MAŞARA

Bağ, bahçe ve bostanlarda ekilmek için ayrılmış küçük toprak parçası, evlek, karık. Eğik bir yerdeki tarlanın iyi sulanması için ana arktan çapanın ucuyle açılan küçük su yolları. Sebze ekilen her bir bölüm.

BAŞARA

Eskişehir şehri, Han ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

DAŞARA

Helâ.

  -   -   -  

Anlamında AŞARA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AŞARA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

CADI

Geceleri dolaşarak insanlara kötülük ettiğine inanılan hortlak. Çok güzel göz. Kötülük yaparak başkalarına zarar veren kadın.

GASTRULA

Yumurta hücresi oğulcuk durumuna gelirken blastulanın bir noktasından çukurlaşarak iç içe geçmiş iki hücre katmanı biçimine girme evresi.

KAŞKAVAL

Tekerlek biçiminde, sarı renkte, kaşara benzeyen bir peynir türü. Aptal, sersem. Gabya ve babafingo çubuklarının topuk taraflarında açılan deliklerden geçirilerek uçları mavnalara dayanan, demir veya ağaç takoz.

GOYGOYCU

Muharrem ayında kapı kapı dolaşarak ve ilahiler okuyarak dilenen kimse. Boşu boşuna, bilgisiz olarak, gereksiz yere çok konuşan kimse. Dilenci. Şakşakçı.

KIRLANGIÇ

Kırlangıçgillerden, geniş gagalı, çatal kuyruklu, ince uzun kanatlı, küçük göçebe kuş (Hirundo). Köyleri dolaşarak göz hastalıklarını ve özellikle akbasmayı iyi ettiğini öne süren sahte hekim. Öküz arabasında arka dingil ve tekerlekleri özeğe bağlayan çatal ağaç. Osmanlı donanmasında yer alan, karakol ve keşif işlerinde kullanılan, yelkenli ve kürekli küçük bir tür savaş gemisi.

GÖLERMEK

Göl durumuna gelmek. Hayvanın ipi ayağına ve boynuna dolaşarak kalkamayacak biçimde yere yıkılmak.

DOLAŞIK

Karışık (saç, ip vb.). Amacını doğrudan doğruya değil de dolayısıyla sezdiren. Kolay çözülmeyecek veya içinden çıkılmayacak derecede karışık. Dolaşarak giden (yol).

KATETMEK

Kesmek, bölmek. Bir yeri aşarak geçmek, yol almak.

FETİH

Bir şehir veya ülkeyi savaşarak alma.

AVUNMAK

Bir şeyle uğraşarak acısını unutmak, sıkıntılardan uzaklaşmak, teselli bulmak, müteselli olmak. Oyalanmak. Hayvan gebe kalmak.

DAĞITICI

Mektup, gazete vb. şeyleri dolaşarak dağıtan kimse, müvezzi. Motorlarda yüksek gerilimli akımı çalışma sırasına göre bujilere yayıp gönderen aygıt, distribütör. Bir malın önceden belirlenmiş bölgelere gönderilmesini sağlayan kişi veya kuruluş.

ÇERÇİ

Köy, pazar vb. yerlerde dolaşarak ufak tefek tuhafiye eşyası satan kimse. Bazı bölgelerde tuhafiyeci.

FATİH

Zafer kazanan, fetheden (kimse). İslam devletlerinde bir ülkeyi veya bir şehri savaşarak alan hükümdar ve komutanlara verilen unvan. İstanbul iline bağlı ilçelerden biri. Büyük ve önemli bir iş bitiren (kimse).

KAN

Atardamar ve toplardamarların içinde dolaşarak hücrelerde özümleme, yadımlama görevlerini sağlayan plazma ve yuvarlardan oluşmuş kırmızı renkli sıvı. Soy.

FETHETMEK

Bir yeri veya ülkeyi savaşarak almak, ülke açmak. Herkesin takdirini, övgüsünü kazanıp kendine hayran bırakmak.

GİRDAP

Bir engelle karşılaşan su ya da hava akıntısının dönerek ve çukurlaşarak yaptığı çevrinti, ters akıntıların oluşturduğu dönme, eğrim, çevri, anafor. Tehlikeli yer veya durum.

GAZOZCU

Gazoz yapıp satan kimse. Eğlence yerlerinde dolaşarak gazoz satan kimse, gazoz satıcısı.

ÇUVALLAMAK

Çuvala doldurmak. Başaramamak.

DERİNLEŞMEK

Derin duruma gelmek. Bir konuda köklü, sağlam bilgi edinmek, bilgisini genişletmek. Ses kaynağı uzaklaşarak az duyulur duruma gelmek.

İKTİDAR

Bir işi yapabilme gücü, erk, kudret. Bir işi başarabilme yetki ve yeteneği. Bu yetkiyi elinde bulunduran kişi ve kuruluşlar. Devlet yönetimini elinde bulundurma ve devlet gücünü kullanma yetkisi.