Kelimeler arşivi içinde; sonunda "atım" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. Sonu atım ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında atım olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde atım olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
AŞIRIANLATIM
YAVAŞLATIM
ÖNOYNATIM, ÖZANLATIM
ÇITLATIM, KAVRATIM
DONATIM, OYNATIM, YARATIM, ORNATIM, TIMATIM, ANLATIM
UZATIM, İÇATIM
KATIM, SATIM, YATIM
ATIM
ATIM
Atma işi. Atılan bir şeyin gidebildiği uzaklık.
YAVAŞLATIM
Bir fiziksel ya da kimyasal olayın yürümesini engelleme ya da durdurma.
ANLATIM
Anlatma işi. Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir konuyu söz veya yazı ile bildirme, ifade.
YARATIM
Özel yetenekle ortaya konulan eser veya nesne, yaratı, kreasyon.
KAVRATIM
Bir düşünceyi, bir duyguyu başka birine iyice anlatma, onun zihnine yerleştirme.
AŞIRIANLATIM
Bir tutumun değişik konumlarını ya da dizillerini dile getiren anlatımlar içinde en aşırı olanı. bk. ılımlı sınar.
TIMATIM
Tastamam, uygun.
İÇATIM
Akıcı eriyik durumundaki magmanın, yukarı çıkışı sırasında yerli kayaçların içlerine ya da aralarına sızdırılması.
ÖZANLATIM
Bireyin kişilik özelliklerini geliştirmeye ya da yansıtmaya yarayan etkinlikler.
KATIM
Katma işi.
DONATIM
Donatma, teçhiz. Bir sanat eserinde ikinci derecede olan ayrıntılar, yardımcı ögeler. Bir fabrikayı, bir havaalanını, bir spor kuruluşunu veya bir askerî birliği etkinlik göstermesi için gerekli araç ve gereçlerle donatma.
OYNATIM
Oynatma işi. Sinema endüstrisinin, filmlerin seyircilere gösterilmesi işiyle uğraşan kolu.
ÖNOYNATIM
Öncelik oynatımı ile ilk oynatım arasında yer alan ya da öncelik oynatımı yapılmadığı vakit bazı önemli filmler için özel bir törenle yapılan oynatım.
UZATIM
Uzatma işi.
ÇITLATIM
Çok kapalı bir yolla söylenecek şeyi sezdirme.
ORNATIM
Bir birleşikteki bir ya da daha çok hidrojen öğeciği yerine başka öğecikler geçmesi. Kimi buzsullarda olağan örgü öğeciği yerine bir katışkının girmesi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ATIM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DONATIMCI
Bir film veya tiyatro eseri için gerekli sahne donatımı işini yöneten kimse.
AKICI
Akma özelliği olan. Kesintisiz. Kolay anlaşılabilen, okunabilen, anlamca açık (anlatım), selis.
ALIŞVERİŞ
Satın alma ve satma işi, alım satım, iş, muamele, ahzüita, aksata, pazar. İlişki, münasebet.
DEYİ
Dil, söz, işaret, mimik vb. anlatım araçlarının bütünü, logos. Hristiyan felsefesinde Tanrı kelamını insanlara ulaştıran oğul, logos.
BORSA
Bazı tüccarların ve özellikle sarraflarla değerli kâğıt ve tahvil alışverişiyle uğraşanların alım satım ve değişim amacıyla devlet denetimi altında iş yaptıkları yer.
DİL
Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası. Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak. Gönül, yürek. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili. Kıstak. Belli mesleklere özgü dil. Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri. Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek. Düşmanın durumunu öğrenmek için sorguya çekilmek amacıyla ele geçirilen tutsak. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban. Anahtar.
BİLGİSAYARCI
Bilgisayar alım satımcısı. Bilgisayar programcısı, yapımcısı ya da mühendisi.
DEĞER
Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü.
ARALIK
Ara. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Yarı açık, tam kapanmamış. Uygun, elverişli durum, fırsat. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Tuvalet. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık.
DOLAYLAMA
Tek kelimeyle belirtilebilecek bir kavramı güçlü ve etkin bir anlatım için birden fazla kelimeyle anlatma: Atatürk yerine büyük kurtarıcı veya Ankara yerine Türkiye'nin kalbi demek gibi.
DEYİŞ
Deme, söyleme işi. Semahla birlikte yalnızca bağlama eşliğinde ağır tempoda söylenen bir beste türü. Halk şiiri, halk türküsü. Bir kimsenin bir konuyla ilgili anlattıkları, ifade. Söyleme biçimi, anlatım biçimi, üslup.
DENEME
Denemek işi, sınama. Son biçimini bulmamış, taslak durumunda olan. Herhangi bir konuda yeni ve kişisel görüşlerle bezenmiş bir anlatım içinde sunulan düzyazı türü.
BAHARATÇI
Baharat alım satımıyla uğraşan kimse, baharcı.
AKICILIK
Akıcı olma durumu. Söz, yazı ve anlatımın akıcı olma özelliği, selaset.
DEĞİŞTİRMEK
Başka bir biçime sokmak, değişikliğe uğratmak. Başka bir duruma, başka bir görünüme getirmek. Bir şey verip yerine başka bir şey almak. Anlatıma yeni bir içerik vermek. Bir şeyi veya bir kimseyi bulunduğu yerden başka bir yere götürmek. Birini bırakıp başkasını kullanmak.
ARACI
Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.
DETERMİNANT
Birkaç bilinmeyenli birinci dereceden eşitlik sistemlerini çözmede kullanılan yardımcı cebirsel anlatım.
BEYAN
Bildirme. Bir eserde, düşüncelerin, duyguların, hayallerin doğuş ve değerlerini, bunların anlatımında tutulacak yolları konu edinen bir edebiyat bilgisi dalı.
DOLDURMA
Doldurmak işi. Yükleme. Gereksiz söz ve benzetmelerle dolu anlatım.
DADACILIK
Savaşa ve toplumsal düzensizliğe karşı başkaldırmadan doğan bir sanat akımı, Dadaizm. 1916'da dil ve estetik kurallarını tanımayan, kelimelerin anlamlarına değer vermeyen, anlatımda başıboş ve alabildiğine çağrışımlara dayanan bir yol izleyen, bile bile kapalılığa sapan bir çığır, Dadaizm.