Kelimeler arşivi içinde; başında "arıs" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. arıs ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu arıs ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde arıs olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ARISİLLİ
ARISDAH, ARISDAK, ARISTAH, ARISTAK
ARISAL, ARISAN, ARISIZ, ARISOY, ARISUZ
ARISU
ARIS
ARIS
Gelincik. Sürülmemiş, terk edilmiş, bakımsız tarla: Bu yıl bizim tarlalar arış kaldı.
ARISTAH
Tavan. Tavan arası. Tavan arasında meyva konulan raf. Yapılarda, tavanda üzerine mertek dizilen kalın ağaç, kiriş. Tavan arası, mertek ile uzatmaların birleştiği yer. Tavan (Çayağzı).
ARISOY
Temiz ve dürüst bir soydan gelmiş olan kimse.
ARISIZ
Temiz olmıyan, karışık. Arsız, utanmaz.
ARISAN
Temiz, doğru tanınmış kimse.
ARISTAK
Tavan. Tavan arası. Tavan arasında meyva konulan raf. Yapılarda, tavanda üzerine mertek dizilen kalın ağaç, kiriş. Tavan ağaçlarının sonundaki aralık. Örümcek.
ARISAL
Arı gibi çalışkan kimse.
ARISU
Berrak akan su temiz ve dürüst olan kimse. Mardin şehri, Mazıdağı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Şanlıurfa kenti, Viranşehir belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Tokat ilinde, Almus ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Van şehrinde, Timar bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
ARISDAH
Tavan.
ARISDAK
Tavan.
ARISİLLİ
Çok temiz, tertipli, düzenli.
ARISUZ
Kirli, mülevves, pis, murdar.
Bu bölümde tanımı içerisinde ARIS geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKAMET
Kısırlık, verimsizlik. Başarısızlık, sonuçsuzluk.
DEYYUS
Karısının veya kendisine çok yakın bir kadının iffetsizliğine göz yuman (kimse). (de'yyus) Bir sövgü sözü.
BOYNUZLATMAK
Kadın, kocasını; koca, karısını aldatmak.
ÇARİÇE
Çarın karısına veya kadın çara verilen unvan.
DÖKMEK
Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak. Bir şeyi yok etmek için atmak. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. Saçmak, serpmek. Çok söylemek. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak. Belli bir yere boşaltmak. Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. Yakmak, tutuşturmak. Salmak, bırakmak. Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek. Akıtmak, düşürmek.
AZVAY
Sarısabır.
ALTUNİ
Altın sarısı. Bu renkte olan.
BOYNUZLANMAK
Boynuzu çıkmak. Karısı veya bir kadın yakını tarafından aldatılmak. Boynuz batırılmak, boynuz yarası almak.
ALTILIK
Altısı bir arada, altı taneden oluşmuş. Düzinenin yarısı. Altı tane alabilen.
ÇAKMAK
Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.
ALKARISI
Lohusalara musallat olarak onları boğduğuna inanılan görüntü, çarşamba karısı.
AMCA
Babanın erkek kardeşi, baba yarısı, emmi. Yaşlı erkeklere saygı için kullanılan bir seslenme sözü.
BOYNUZLU
Boynuzu olan (hayvan). Karısının veya kadın yakınlarından birinin iffetsizliğine göz yuman (erkek). Troleybüs.
ÇARŞAFLAMAK
Yorganı çarşafla kaplamak. Kötü ve başarısız duruma düşmek, çarşafa dolanmak.
BACI
Kız kardeş. Tarikat şeyhlerinin karısı. Bir evde uzun zaman çalışmış yaşlı kadınlara verilen unvan. Büyük kız kardeş, abla. Kadınlara söylenen bir seslenme sözü.
ARŞİDÜŞES
Arşidükün karısı veya kızı. Avusturya hanedanında prenses.
BULA
Yenge, amca ya da dayı karısı.
ÇIKMAK
İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.
BAŞARISIZLIK
Başarısız olma durumu, muvaffakiyetsizlik.
CANLANDIRIM
Ortada kalan kalıntılarına göre bir eserin ana tasarısına uygun olarak yeniden çizimi.