Kelimeler arşivi içinde; başında "alışı" olan, toplam 19 adet kelime bulunmaktadır. alışı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu alışı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde alışı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ALIŞILMAMIŞLIK
ALIŞILABİLMEK, ALIŞILAGELMEK
ALIŞILABİLME, ALIŞILAGELME, ALIŞILMIŞLIK
ALIŞIVERMEK, ALIŞILMADIK, ALIŞILMAMIŞ
ALIŞIVERME
ALIŞIKLIK, ALIŞILDIK, ALIŞILMAK, ALIŞILMIŞ
ALIŞILMA
ALIŞIN, ALIŞIK, ALIŞIH
ALIŞI
ALIŞI
Bir araştırma sürecinde, yöntemin uygulanması ve yordamların kullanılmasında alışıla gelmiş yol.
ALIŞILMADIK
Alışılmamış, az görülen, olağanüstü.
ALIŞIKLIK
Alışık olma durumu.
ALIŞILMAK
Bir şeye alışmış duruma gelinmek.
ALIŞILAGELMEK
Alışılmış olmak.
ALIŞILMAMIŞ
Nadir, bilinmeyen, az rastlanan.
ALIŞILMAMIŞLIK
Alışılmamış olma durumu.
ALIŞIVERMEK
Çabucak alışmak.
ALIŞILABİLME
Alışılabilmek işi.
ALIŞILMIŞ
Her zamanki, mutat.
ALIŞIVERME
Alışıvermek işi.
ALIŞILDIK
Alışılmış olan. Her zaman görülen, sık rastlanılan, yaygın.
ALIŞILMIŞLIK
Alışılmış olma durumu.
ALIŞILAGELME
Alışılagelmek işi.
ALIŞILABİLMEK
Alışılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ALIŞILMA
Alışılmak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ALIŞI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AŞIRI
Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın. Gereğinden fazla, çok. Gereğinden fazla olarak, çokça. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit, ekstrem. Ötede, ötesinde.
BAYINDIR
Gelişip güzelleşmesi, hayat şartlarının uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalışılmış olan, bakımlı, imar edilmiş, mamur (yer), abat. İzmir iline bağlı ilçelerden biri. Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri.
BASBAYAĞI
Alışılandan, bilinenden hiçbir farkı olmayan, bilindiği gibi. Alışıldığı üzere.
BATTAL
En ve boyca alışılmış olandan büyük. İşe yaramaz, kullanılmaz.
BOL
İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş olan, dar karşıtı. Nicelik bakımından olağandan veya alışılandan çok, kıt karşıtı. Özel bir cam içinde likör, şarap, meyve ve maden suyu karıştırılarak hazırlanan içki.
CEHDETMEK
Çalışıp çabalamak.
BİÇİMCİ
Biçime sıkı sıkıya bağlılık yanlısı olan. Alışılmış kural, tutum, davranış veya belli biçimin dışına çıkmayan, şekilci, şekilperest, formaliteci, formalist.
BAŞLAMAK
Görünmek. Olmak, oluşmak, ortaya çıkmak, doğmak. Çalışır, işler, yürür duruma girmek. Etkisini göstermek. Bir işe girişmek, harekete geçmek.
ARTAĞAN
Alışılandan veya beklenilenden artık verimi olan, bereketli. Çoğalan, fazlalaşan, artımlı.
BAŞKA
Bilinenden ayrı, değişik, farklı, özge. Nitelik yönünden alışılmışın dışında bir üstünlüğü olan. "Ayrıca, üstelik, bir yana" anlamlarında -den başka biçiminde kullanılan bir söz.
AYRIKSI
Alışılagelmiş töre ve davranışlara aykırı olan, eksantrik. Başka, bambaşka, apayrı, eksantrik.
BERMUTAT
Alışılagelen biçimde, her zaman olduğu gibi.
ACUBE
Tuhaf kimse. Tuhaf, alışılmadık, garip şey.
BAŞKALIK
Alışılana benzememe, değişik olma durumu, değişiklik.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AZ
Nicelik, nitelik, güç, süre, sayı bakımından eksik, çok karşıtı. Alışılmış olandan, umulandan veya gerekenden eksik olarak. Azot elementinin simgesi.
ANORMAL
Genel olana, alışılmışa ve kurala aykırı olan, normal olmayan, düzgüsüz. Dengesi yerinde olmayan, davranışı bozuk olan, deli, sapık.
BAKIMLI
İyi bakılmış, üzerinde iyi çalışılmış.
AYKIRI
Alışılmışa, doğru olarak kabul edilmişe uygun olmayan, karşıt, ters, mugayir, muhalif. Toplumda görüş ve yaşayış biçimiyle uçlarda bulunan (kimse), marjinal. Çapraz, ters. Gidilen yol üzerinde olmayıp gidiş yönüne ters düşen. Bütün noktaları aynı düzlemde bulunmayan.
ACİBE
Görülmemiş, alışılmamış, şaşılacak veya yadırganacak şey.