Kelimeler arşivi içinde; sonunda "alafa" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. Sonu alafa ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında alafa olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde alafa olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ALAFA
Hayvanların kışlık yiyeceği, saman, ot, mısır sapı v.b. Sumaklanmış, yani teteri denilen tanenli bitki suyuna batırılmış deri. Düğünün ertesi günü gelinin bakire olup olmadığını anlamaya gelen kimseler.
KALAFA
Büyük alan. Büyük ev. Yıkık dökük, yıkıntı.
MALAFA
Önceden delinmiş parçaları tornalamaya özgü torna tezgâhı bağlama aleti.
Bu bölümde tanımı içerisinde ALAFA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GALAFAT
Heybet, görünüş. Güç, kuvvet. Ağırlığı az, hacmi büyük olan yük (için): Yükler çok galafat.
KALAFATLI
Kalafatı olan. İri yarı, gösterişli (insan için). İriyarı, gösterişli. Zonguldak kenti, Çaycuma ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
ALAFAKI
Uzman, bir işin ehli, usta: Bir işi alafakısına sormalı. Şuursuz.
KALAFATLAMA
Kalafatlamak işi.
BİLAR
Katranlı kıldan yapılmış olan ve kalafat işlerinde kullanılan bir macun türü.
PALYA
Kalafatçılıkta, üstüpüleri tahtaya parmak yardımıyla yerleştiren çatal biçiminde demir araç.
KALAFATÇI
Gemi ve kayıklarda kalafatlama işini yapan kimse. Kalafat yapan ya da satan kimse.
KALAFATSIZ
Kalafatı olmayan. Çok şişman, biçimsiz kimse.
KALAFATÇILIK
Kalafatçının yaptığı iş.
KALAFATLANMA
Kalafatlanmak işi.
ÜSTÜPÜ
Gemi kalafatında, işliklerde, buharlı makinelerde, temizlik işlerinde, otomobilcilikte kullanılan didilmiş kendir.
KALAFATLAMAK
Geminin kaplamasını kalafatla onarmak. Onarmak, çekidüzen vermek.
ALAFAT
Çok büyük: Dün alafat bir yılan gördüm. Çok iri ve korkunç: Alafat bi ilan gördüm.
İSTİPİ
Gemi kalafatında kullanılan didilmiş kendir, üstüpü.
KALAFATLANMAK
Kalafatlama işi yapılmak. Onarılmak, çekidüzen verilmek.