Kelimeler arşivi içinde; başında "akın" olan, toplam 22 adet kelime bulunmaktadır. akın ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu akın ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde akın olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
AKINTISIZLIK
AKINTIÖLÇER
AKINKAYASI
AKINTISIZ, AKINCIBAY, AKINCILAR, AKINCILIK, AKINDIRIK
AKINYOLU, AKINTILI, AKINOĞLU
AKINGAN, AKINTAN, AKINMAK, AKINERİ, AKINCAK, AKINALP
AKINTI, AKINER, AKINCI, AKINAL
AKIN
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.
AKINTISIZ
Akıntısı olmayan.
AKINMAK
Özenmek, meyletmek, gönül vermek, sevmek. Kaymak: Dağlardan akınarak geldim. Kendiliğinden gelmek, akarcasına gelmek.
AKINKAYASI
Kaya balığıgiller familyasından derin ve uzaklarda yaşayan ince, uzun bir tür balık.
AKINGAN
Su yürümüş ağaç.
AKINTISIZLIK
Akıntısız olma durumu.
AKINCIBAY
Düşman ülkesine akın yapan savaşçı kimse.
AKINYOLU
Gaziantep kenti, İslâhiye belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
AKINCILIK
Akıncı olma durumu.
AKINOĞLU
Amasya şehri, Tekke bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
AKINDIRIK
Reçine, çam sakızı, akma.
AKINERİ
Akıncı, savaşçı.
AKINCILAR
Sivas iline bağlı ilçelerden biri.
AKINTIÖLÇER
Bir akarsuyun veya kanalın akıntı hızını ve düzeyini ölçmeye yarayan alet.
AKINTILI
Akıntısı olan. Eğik, eğimli, meyilli.
AKINTAN
Tan yeri ağarırken yapılan akın.
Bu bölümde tanımı içerisinde AKIN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABLALIK
Abla olma durumu. Yakın ve koruyucu davranışta bulunma.
AKINCI
Düşman ülkesine akın yapan savaşçı. İleri uç oyuncusu.
AHAR
Hattatların kâğıt cilalamak için kullandıkları nişasta ve yumurta akından yapılmış olan özel bir karışım.
ALBÜMİN
Bitkilerin, hayvanların doku ve sıvılarında bulunan, birleşimi karbon, oksijen, azot, hidrojen ve kükürt olan, suda eriyen, beyaza yakın renkte, yapışkan özellikte bir protein.
AİLE
Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
AĞIRAYAK
Doğurması yakın (kadın).
AKIŞ
Akma işi. Belirlenen biçimde, kurallarına ve doğasına uygun olarak gerçekleşme. Akın. Geçip gitme, sürüp gitme.
ALAKALANMAK
İlgilenmek. Bir şeyden zevk almak. Bir şey çekici gelmek. Gönül bağlamak, yakınlık duymak.
AĞLAMAK
Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek. Sızlanmak, yakınmak. Bir duruma üzülmek. Ağaç budandığında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak.
AKILLICA
Akla yakın, doğru, makul. (akıllı'ca) Akla yakın, doğru bir biçimde, akıllıcasına, akilane.
ACAR
Atılgan. Güçlü ve becerikli, çevik, enerjik. Yeni. Güneybatı Kafkasya'nın Türkiye sınırına yakın bölgesinde yaşayan bir halk, Acara.
AHİREN
Son zamanlarda, son günlerde, yakınlarda. Son olarak.
AHBAP
Kendisiyle yakın ilişki kurulup sevilen, sayılan kimse. Samimiyet, içtenlik bildiren bir seslenme sözü.
ALT
Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı. Birkaç şeyden aşağıda olan. Bir şeyin yere yakın bölümü. Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun. Sınıflamalarda ikinci derecede olan. Bir nesnenin tabanı. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.
ALAÇAM
Rengi kızıla yakın bir tür çam (Picea excelsa). Samsun iline bağlı ilçelerden biri.
AMABİLE
Sevimli ve cana yakın bir biçimde (çalınmak).
AĞALANMAK
Ağa tavrı takınarak çalım yapmak.
ALIŞKANLIK
Bir şeye alışmış olma durumu, alışkınlık, alışmışlık, alışkı, itiyat, huy, meleke, ünsiyet, yordam. İç ve dış etkilerle hep aynı biçimde gerçekleşmesi sonucu beliren şartlanmış davranış. Yakınlık, arkadaşlık, ünsiyet.
ACEM
Klasik Türk müziğinde mi notasına yakın bir perde. İran ülkesi. İranlı.
AKMA
Akmak işi. Reçine, çam sakızı, akındırık.