Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ahit" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ahit ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ahit olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ahit olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ABDÜLVAHİT
MÜCAHİT, MÜŞAHİT, ŞEVAHİT, OSSAHİT
LAHİT, ŞAHİT, VAHİT, ZAHİT, CAHİT, NAHİT
AHİT
AHİT
Kendi kendine söz vererek bir işi üzerine alma, ant. Devir, zaman. Antlaşma.
ZAHİT
Dinin yasak ettiği şeylerden sakınıp buyurduklarını yerine getiren (kimse).
OSSAHİT
Hemen, anında.
ABDÜLVAHİT
Tek ve eşsiz olan Tanrı'nın kulu.
NAHİT
Düz taş. Zühre, Venüs gezegeni. Ar. Ergenliğe erişmiş.
LAHİT
Duvarları taş ya da tuğladan, üstü taş bir kapakla örtülü mezar. Taş veya mermerden oyma mezar.
ŞEVAHİT
Şahitler, tanıklar.
CAHİT
Çok çalışan, çaba gösteren kimse.
MÜŞAHİT
Gözlemci.
VAHİT
Bir, tek.
ŞAHİT
Tanık.
MÜCAHİT
Kutsal ülküler uğruna savaşan kimse, alperen.
Bu bölümde tanımı içerisinde AHİT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BİRİM
Bir kümenin her elemanı. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit.
ANTLAŞMAK
Antlaşma yapmak, ahitleşmek.
PAZARLOH
Ahitleşme.
ANDLAŞMAK
Karşılıklı yemin etmek, ahitleşmek.
LEHD
Arapça kökenli lâhd: lahit.
AHAT
Kendi kendine verilen söz, ahit ; Kızımı vermede ahatımı yerine getirdim. Kastamonu şehrinde, Azdavay belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Uşak ili, Banaz ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
TANIK
Gördüğünü ve bildiğini anlatan, bilgi veren kimse, şahit. Duruşmada bilgisine, görgüsüne başvurulan kimse, şahit.
HERPESVİRÜSLER
Sığırların enfeksiyöz rinotrahitisi/enfeksiyöz püstülervulvavajinitisi, yalancı kabarcıklı deri hastalığı, yalancı kuduz ve koriza hastalığı virüsleri gibi virüslerin yer aldığı ve pek çoğu enfekte ettiği konakta daimi enfeksiyonlara yol açan çift iplikli DNA'ya sahip, yaklaşık 150 nm büyüklükte ve zarflı virüslerin oluşturduğu virüs ailesi, Herpesviridae.
AND
yemin. -içmek: yemin etmek. Yemin, ahit, söz verme.
DANIK
Şahit, tanık. Karışık, dağınık.
ANT
Tanrı'yı veya kutsal bilinen bir kişiyi, bir şeyi tanık göstererek bir olayı doğrulama, yemin, kasem. Kendi kendine söz verme, ahit.
ANTLAŞMA
İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu, ahit, muahede, ahitleşme, pakt. Bu durumu belirten belge.
ŞAHAT
Tanık. İki kaya arasındaki boşluk. Şahit. Güçlü, güzel cins at, atların şahı.
MÜCAHİTLİK
Mücahit olma durumu.
KOYTAN
Etkili, dokunaklı, acıklı, içli (ses, şarkı vb.). Mezarın iç kısmının köşesi. Dairemsi köşe. Dağın çıkıntılı yeri. Mezarın bir yanındaki yarık, lahit. Dağ bucağı.
GÖZLEMCİ
Dikkatle, eleştirici bir gözle gözlem yapan kimse, müşahit. Gözlemevinde gözlem yapan kimse, rasıt. Teleskop. Bir konferans, kongre vb.ne katılan, genel olarak söz alma ve önerge verme hakkı olmayan, toplantıları kendi veya başkası adına izleyen kimse, müşahit. Bir karşılaşmayı izleyip kurallara uyulup uyulmadığını bildiren rapor yazmakla görevli kimse.
TANIKLIK
Tanık olma durumu, şahitlik, şehadet. Tanığın yaptığı iş, şahitlik, şehadet.
ARDALAMADAN
Arkadan arkaya, habersiz, sezdirmeden: Ardalamadan beni şahit yazmışlar.
ZAHİTLİK
Zahit olma durumu.
ALPEREN
Derviş. Mücahit.