ŞİYE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "şiye" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. şiye ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu şiye ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde şiye olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ŞİYE

Gölge. Gitme, yolcu olma.

ŞİYET

Şehit.

ŞİYER

Şehir - şiyerine: şehrine, karşılığı şear, şer, şeer.

  -   -   -  

Anlamında ŞİYE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ŞİYE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

SORUŞTURMAK

Öğrenilmek istenilen şeyi birçok kişiye inceden inceye sormak, araştırmak.

ORDİNO

Bir poliçenin arkasına ciro edildiği kişiye ödenmesi için yazılan havale emri. Tüccarın malını gümrükten çekebilmesi için vapur kumpanyasından yük konşimentosuna karşılık verilen havale. Denizcilik işletmelerinde gemi adamlarını gemilere atama belgesi.

GÖNDERMEK

Bir yere doğru yola çıkarmak, yollamak, ulaşmasını, gitmesini sağlamak, irsal etmek. Yolcu etmek. Araştırma, yazışma vb.nde kaynak kişiye veya esere işaret etmek, atıf yapmak. Yetki vererek gitmesini sağlamak. Bir kaynaktan çıkıp gelmek, ulaşmak.

ALO

Telefon konuşmasına başlarken kullanılan bir seslenme sözü. (alooo) Kendisine bakmasını veya kendisiyle ilgilenmesini istediği kişiye karşı söylenen seslenme sözü.

KİŞİSEL

Kişi ile ilgili, kişiye ilişkin, kişinin kendi malı olan, şahsi, zatî.

ÖZEL

Yalnız bir kişiye, bir şeye ait veya ilişkin olan, spesiyal. Bir kişiyi ilgilendiren, hususi, zatî. Her zaman görülenden, olağandan farklı. Devlete değil, kişiye ait olan, hususi, resmî karşıtı. Dikkate değer. Ayırt edici bir niteliği olan. Benzerlerinden ayrılmasını sağlayan bir özelliği olan, spesiyal.

DİPNOT

Metin içinde geçen herhangi bir bilgi ile ilgili olarak sayfa altına, çalışmanın sonuna konulan açıklama veya kaynak bilgisi, haşiye.

GÖRECE

Bir şeye göre olan, varlığı başka bir şeyin varlığına bağlı olan, kesin olmayıp kişiden kişiye, zamandan zamana, yerden yere değişebilen, bağıl.

HİYERARŞİK

Hiyerarşiye özgü.

HANEDAN

Hükümdar, devlet büyüğü vb. bir kişiye dayanan soy, büyük aile. Konuksever. Belli ve köklü bir soydan gelen, soylu.

CİRO

Bir ticaret senedinin alacaklı tarafından arkasına gereken yazının yazılıp imza edilerek üçüncü bir kişiye devredilmesi. İş hacmi.

SİZ

Çokluk ikinci kişi zamiri. Bir kişiye saygı ve incelik belirtisi olarak kullanılan bir seslenme sözü.

KİŞİLİK

Bir kimseye özgü belirgin özellik, manevi ve ruhsal niteliklerinin bütünü, şahsiyet. Bireyin toplumsal hayatı içinde edindiği alışkanlıkların ve davranışların bütünü. Herhangi bir kişi için, herhangi bir kişiye yetecek miktarda olan. Herhangi bir sayıda kişiden oluşan. Yabanlık. İnsanlara yakışacak durum ve davranış.

KIŞKIRTMA

Kışkırtmak işi, tahrik. Herhangi bir kişiye, gruba, kuruluşa veya devlete karşı girişilen ve onları sonradan ağır sonuçlar verecek bir karşı eylemde bulunmaya zorlayan, önceden tasarlanmış girişim, kışkırtı, provokasyon.

SEKRETER

Özel veya kamu kuruluşlarında belli bir makama, kişiye yardımcı olmak amacıyla haberleşmeyi sağlayan, yazışma yapabilen görevli. Gazetelerde sayfa düzenlemesini yapan kimse. Özel kuruluşlarda veya kamu kuruluşlarında yönetim ve yazışmalardan sorumlu kimse, yazman.

GÖNDERİM

Birtakım bilgileri içeren, kişiden kişiye veya kurumlar arası bilginin geçişini sağlayan belge.

ANGARYA

Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.

KISMET

Tanrı'nın her kişiye uygun gördüğü yaşama durumu, nasip. Talih, kader, şans. "Şimdiden belli değil, ya olur ya olmaz" anlamlarında bir seslenme sözü. Olayların kötü sonuçlarını tevekkülle karşılama durumu. Evlenme talihi.

FATURALAMAK

Bir malın faturasını düzenlemek. Bir suçu birinin üzerine yüklemek. Ödemeyi bir kuruluşa ve kişiye havale etmek. Bir görevi birine yerine getirmesi için vermek.

DİŞİLEŞMEK

Dişiye özgü davranışta bulunmak.