Kelimeler arşivi içinde; sonunda "iris" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. Sonu iris ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında iris olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde iris olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
TİNTİRİS
PEDİRİS, TETİRİS
EDİRİS
PİRİS, TİRİS
İRİS
İRİS
Saydam tabaka ile göz merceği arasında bulunan, ince, kasılabilen bir zardan oluşan, gözün renkli bölümü.
PİRİS
Kadınların bahçelerde kullandıkları ufak elbaltası. (Başkışla Karaman Konya).
EDİRİS
Adres.
PEDİRİS
Çul ve kilim üstüne yapılan bir çeşit iş.
TETİRİS
Parça parça borç ödeme için.
TİRİS
Köy evlerinde yere serilen çuval parçaları.
TİNTİRİS
Güçlü ve hareketli kişi : Keleşoğlu kocamış emme, hala tintiris.
Bu bölümde tanımı içerisinde İRİS geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KUYRUK
Hayvanların çoğunda, gövdenin sonunda bulunan, omurganın uzantısı olan uzun ve esnek organ. Koyunun bazı türlerinde eritilerek yağı alınan bir uzantısı. Birisinin arkasına takılıp ondan ayrılmayan kimse. Bir harfin bitiş çizgisine yakın yerde, birden bir dönüş yapan kısa çizgi. Bu organa benzeyen uzantı. Kuşlarda gövdenin sonunda bulunan tüy demeti. İnsanların sıra beklemek için art arda durarak oluşturduğu dizi. Başın arkasına toplanmış saç demeti.
DOLANDIRMAK
Dolanma işini yaptırmak. Birisini aldatarak parasını veya malını elinden almak. Dolaştırmak.
BÜYÜTME
Büyütmek işi. Birisi tarafından yetiştirilmiş kimse. Uzakta duran cisimlere dürbün vb. bir araçla bakıldığında cismi gören açının çıplak gözle bakıldığı zamanki açıya oranı.
ÇELMEK
Ayak uzatarak birisini düşürmek. Kendi yanına çekmek, beğenisini, sevgisini kazanmak. Bir şeyin kenarını verev veya çapraz kesmek, çalmak. Düşünce ve davranış birbirini tutmamak, birbirine ters düşmek. Örtü vb.ni örtünüp iki ucunu bağlamak. Topa gidiş yönünü değiştirecek biçimde vurmak. Yolundan çevirmek, engel olmak, engellemek.
DURMAK
Hareketsiz durumda olmak. Ara vermek. Varlığını sürdürmek. Birisinin malı olarak bulunmak ya da o malla ilişkisi olmak. İşlemez olmak, çalışmamak. Dinmek, kesilmek. Bir konuyla çok ilgilenmek, üstüne düşmek. Beklemek, dikilmek. Bir yerde olmak veya bulunmak. Yaşamak. Bir yerde bir süre oyalanmak, eğlenmek, eğleşmek, tevakkuf etmek. Kalmak. Belli bir durumda, bir görevde bulunmak. Var olmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur: Çalışadurmak, bakadurmak, getiredurmak, yiyedurmak gibi.
ELEŞTİREL
Eleştiri niteliği taşıyan, eleştiriyel, eleştirisel, tenkidî. Eleştiri ile ilgili.
KAVGALI
Kavgayla yapılmış olan veya içine kavga karışan. Birisiyle kavga ederek darılmış olan, dargın.
ŞEFAATÇİ
Birisi için şefaatte bulunan, şefaat eden kimse.
BİREYLEŞME
Türle ilgili bir örnek olarak bireyde gerçekleşmesi. Bütünün parçalarından birisinin gelişerek belirgin ve bağımsız bir duruma gelmesi. Bağımsız kişiliğe varan gelişme süreci.
KISKANÇLIK
Bir kimse bir üstünlük gösterdiğinde veya sevilen birisinin, başkası ile ilgilendiği kanısına varıldığında takınılan olumsuz tutum, günücülük, hasetçilik, hasetlik, hasutluk.
KALENDER
Gösterişsiz, sade yaşamaktan yana olan, alçak gönüllü kimse, ehlidil, rint. Özensiz, kılıksız bir biçimde. Özensiz giyinmiş, kılıksız kimse. Yalnız birisi hareketli üst üste konulmuş belirli sayıda silindirden meydana gelen ve düzgün yüzeyli kâğıt üretmek için kullanılan bir makine.
ANIMSATMAK
Birisinin unuttuğu bir şeyi aklına getirmek, hatırlatmak. Birinin bir şeyi unutmamasını sağlamak, uyarmak, hatırlatmak.
ÇAĞRIŞIM
Bir düşünce, görüntü vb.nin bir başkasını hatırlatması. Davranışlar, düşünceler ve kavramlar arasında yer ve zaman birliğinin etkisiyle kurulan bağlantılar sonucu, bilinç alanına bunlardan birisi girdiğinde ötekini de bilince çekmesi olayı, tedai.
KESMEK
Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak, doğramak. Karşı cinsten birisini sürekli olarak süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak. Belirtmek, kararlaştırmak. Yazıyı, filmi kısaltmak. Rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak. Birini yermek, kötülemek. Oyuncuyu takım kadrosuna almamak. Akımı durdurmak. Hasta organı ameliyatla almak. Bir şeyden yoksun bırakmak, vermemek. Vahşice öldürmek. Kesici bir araçla yaralamak. Azaltmak, güçleştirmek. Hayvanın başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak. Ara vermek. Son vermek, gidermek. Geçişi önlemek. Para basmak. İskambil kâğıtlarında destenin üzerinden bir bölümünü kaldırıp öte yana koymak. Susmak. Verilecek şeyin bir bölümünü alıkoyup vermemek. Ucunu almak. Dibinden ayırmak. Bölmek, ayırmak. Düzgün parçalara ayırmak. Uydurmak, yalan söylemek.
KOFANA
Lüfer balığının irisi.
ÖPÜCÜK
Sevgi göstermek için dudaklarıyla başka birisinin elini yüzünü öpme, öpüş, buse.
ÇUKA
Akdeniz, Marmara ve Karadeniz'de yaşayan tekirlerin irisi.
ARDILMAK
Birisinin sırtına asılmak. Sataşmak, çatmak. Musallat olmak, asılmak, takılmak.
DENEYCİ
Deneycilik yanlısı olan, görgücü, ampirist.
SÜSEN
Süsengillerden, yaprakları kılıç biçiminde, çiçekleri iri ve mor renkli, güzel görünüşlü ve kokulu, çok yıllık bir süs bitkisi, susam (İris germanica).